Ocak, 2014 için arşiv

İnsanlık testi_Kemal Okuyan

Posted in Uncategorized on 17 Oca 2014 by buyukakin

Homeless Man Sleeping

Telefon konuşmaları yayınlanıyor. Bir cemaat liderinin Türkiye’nin en önemli iki kapitalist ailesiyle dünya piyasalarına açıldığı gerçeği, yani bizim yıllardır bir bir söylediklerimiz, kabak gibi ortaya çıkıyor. Ne diyorduk? “Piyasa gericilik üretir” diyorduk, “cemaat okulları azgelişmiş ülkelerde işbirlikçi-işbitirici bürokrat ve siyasetçi yetiştirmek üzere kuruldu” diyorduk. “Okulların arkasında büyük tekeller ve TSK var” diyorduk. “Burjuva laisizmi çöktü, tarih oldu” diyorduk, “laikliği, aydınlanma bayrağını emekçi halk taşır” diyorduk.

Biz doğru konuşuyorduk. Telefonda konuşan ise Fethullah Gülen değil sadece, sermaye sınıfıdır.

Artık siyaseten bitmiş, uzatmaları oynayan Başbakan “balkon” değil de “mezarlık” konuşması yapıyor. “Binlerce kilometre yol yaptık, nasıl yolsuzluk yapabiliriz” diyor… “Adalet Sarayı inşa ettik, siz bize ne ediyorsunuz ey vefasız savcılar, hâkimler” diye soruyor… Sermaye diktatörlüğüne gerçekten inanmış, fanatikçesine inanmış birinin sözleridir bu. Meramı da şu: “Eyyy patron sınıfı, eyyy benimle zenginliğine zenginlik katan nankörler! Siz kazandınız, biz kazandık. Şimdi neden oyun bozanlık ediyorsunuz? Eyyy yargı mensupları, sizi de çatısı akan köhne binalardan çıkarıp, sarayların içine tıktık, sıra benim padişahlığıma geldiğinde mi itiraz ediyorsunuz?”

Konuşan kim mi? Konuşan siyasi bir meftada cisimleşmiş piyasa tanrısıdır.

Burjuvazi işçi sınıfına çektirdiklerinin bedelini ödemektedir. Sermaye gericiliği, gericilik de sermayeyi kusmaktadır.

17 Aralık’ta ayakkabı kutusundan ortalığa saçılan paralar, TCDD ihalelerindeki yolsuzluklar, belediyelerden yayılan pis kokular, bunları “hukuk”la çözemezsiniz. Hukuka siyasetin elinin değmesi gerekir. Siyasete de emekçi ahlakı!

Bugünkü rezaletin ardında piyasa faşizmi vardır, emeğin haklarının gaspı vardır, özelleştirme vardır, Avrupa Birliği macerası vardır, tarımın çökertilmesi vardır, kıyıların, ormanların, akarsuların özel girişimciler tarafından işgali vardır.

Yoksul kitlelerin payına dinsel inançlar, zenginlerin payına talan, yağma, aşırı kâr!

Mesele budur.

Kapitalistlerimiz o kadar mutlu, o kadar mesut, o kadar pervasızdı ki, paracıklar istiflendikçe “bu iş tuttu” demiş, AKP rejimine, cemaatlere kapı aralamıştır.

Gericilerimiz o kadar özgüvenli, o kadar hazımsız, o kadar salaktı ki, sırtları sıvazlandıkça, emperyalist merkezler tarafından kabul gördükçe ve gemicikler yürüdükçe hayal görmeye başlamıştır.

Saadet zincirini, nasırına basılan halkımız koparmıştır.

Şimdi, birileri yolsuzlukların üzerine gitmek, birileri adaletsizliğe son vermek, birileri Kürt sorununu çözmek, birileri hükümet olmak için sermayenin, kapitalizmin, uluslararası tekellerin, patron sınıfının, özetle piyasa aktörlerinin ardı ardına gelen itiraflarına kulak tıkıyor. Özetle, “sömürü devam etsin” ama “bağzı şeyler kahrolsun” denmekte.

Seçenek sizin. “Kapitalizmle baş edemeyiz, biz önce cemaatin defterini dürelim” diyebilirsiniz. “Hele bir Erdoğan’dan kurtulalım” diye düşünebilirsiniz. Birini ötekine tercih edip “büyük siyaset” yapabilirsiniz.

Kendinizi test edin. İnsansanız, kusarsınız!

Kemal OKUYAN
soL Haber_15 Ocak 2014
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/insanlik-testi-85968

Bir TC Klasiği: ” …e yapışan koltuk”

Posted in Uncategorized on 06 Oca 2014 by buyukakin

makamkoltuk

Meslek Odasından Derneğe; İl ilçe belde yöneticisinden Mahalle Muhtarına; Siyasi Parti Başkanından Belediye Başkanına; Bakanından Baştakan’ına, hepsinde rantiyenin kucağına oturuş mevcut..

“Siyaseti meslek sanan” bu zerzevat kendi rızası ile inmez koltuktan..
Çoğu tüm başarızlıklarına, meslek odasını, derneği, partiyi, ülkeyi soyup soğana çevirmelerine ya da başarısız yönetimlerine rağmen, utanıp sıkılıp giden de görülmedi..

Ya seks kaseti gerek; Ya da dernekler, meslek odaları, siyasi partiler, miletvekili seçme seçilme yasaları’nda “halka geri çağırma”hakkı getirmek ve “iki dönemden fazla üst üste seçilememe yasağı” koymak..

Topunun canına kibrit suyu..

buyukakin
ist.05.01.2014,

Suriye’yi ‘yardımlarınız’ 
mahvetti _ Sevra Baklacı

Posted in Uncategorized on 05 Oca 2014 by buyukakin

suriye akp

Bir devletin herkesi bağlayan, herkesin riayet ettiği kanunlarla yönetilmesi onu “hukuk devleti” yapar. Ancak ülkemizde hükümetin hukukun işleyişine doğrudan ve açıktan müdahalesiyle karşı karşıyayız. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yapanlar görevinden alınıyor, Hatay’da şüpheli tır aratılmıyor, yani kanunda var olan hükümlerin uygulanmasına izin verilmiyor. Sonra İçişleri Bakanı çıkıp “Herkes işine baksın” diye de ahkam kesiyor. Oysa tarihe baktığımızda “Hukuk bir gün herkese lazım olabilir” sözünün defalarca doğrulandığını görebiliriz. Bir başka ifadeyle, “Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar”. O günün çok uzak olmadığını düşünüyorum.

Birkaç gündür konuşulan ve “devlet sırrı” denerek, hukuka aykırı bir şekilde aratılmayıp sonradan “insani yardım” taşıdığı ileri sürülen tırdan kaç tane gelip geçti şu ana kadar. “İnsani yardım” açıklaması, en az ayakkabı kutuları ile para sayma makinalarını eve polisin koyduğu iddiası kadar inandırıcılıktan uzak. Hükümetin Suriye’ye yardımının “ne” olduğunu ve “kime” yapıldığını bilmeyen yok.

Başına istenmeyen bir olay geldiğinde hemen “dış güçler”, “şer odakları” diye kendini savunan hükümet, Suriye’nin hem “dış gücü” hem de “şer odağı” durumunda epey zamandır.

Zaten Suriyeli Türkmenlere yardım götürdüğü iddia edilen tıra yapılan perasyonun, Türkiye’yi hedef aldığını belirten istihbarat uzmanı Prof. Birol Akgün’ün de “Türkiye yardım etmek de zorunda. Herkesin orada silahlı grubu var. Cumhuriyet tarihinden beri Türkiye’nin, Osmanlı bakiyesi gurupların hayatta kalması için dayanışma gösterecektir” sözleri de itiraf niteliğinde.

Yıllardır Hatay halkına yönelik uygulanan üvey evlat muamelesine son birkaç yıldır AKP’nin Suriye politikası da eklendi. Kenti Suriye’ye yönelik saldırıların bir üssü haline getirerek halkın damarına basılıyor.

Tırın içerisinde “insani yardım” olduğunu ileri sürerek işin içinden çıkmaya çalışan hükümet, Suriye’de yaşayan yakınlarına hükümete güven duymadıkları için kendi imkanlarıyla gıda, ilaç, battaniye, soba gibi insani yardım götüren Hataylı vatandaşları “terör kapsamında” tutuklayarak, Adana’daki Kürkçüler F tipi Cezaevi’ne gönderiyor. Bu yardımların önünü kesmek ve sınırın iki tarafındaki akrabaların bağlarını koparmak için El Kaide militanlarının kontrolünde olmayan, resmi giriş çıkışların yapılabildiği Yayladağı Sınır Kapısı’nı ise kapalı tutmaya devam ediyor.

Türkiye’deki kamplarda kalanların “Suriye’ye gidiyor, eylem yapıp geri geliyoruz” açıklamaları, desteğinden dolayı Erdoğan’a teşekkür etmeleri, uluslararası basında yer almadı mı? Bakanlarınız Suriye’de insanların kafalarını vücutlarından ayıran canilerle poz vermedi mi? Suriye’de Hıristiyan din adamlarını kaçırarak kafalarını kesen ve halen Türkiye’de yaşayan El Kaidecinin bu suçtan soruşturulmasına, “Suriye’nin iç meselesi” diyerek engel olmadınız mı? Kimi inandırabilirsiniz ki Suriye halkına insani yardım gönderdiğinize.

Suriyeliler arasında, adınız “Halep Hırsızı”. O yüzden eksik kalsın yardımınız. Savaşın içindeki halkın buğdayını, ekmeğini çalmayın yeter…

Suriye’de bu kadar insan toprağa düştüyse eğer, bunda sizin bu “İnsani yardımlarınızın” katkısı öyle büyük ki… Sizin Suriye’ye yardım göndermediğiniz gün, işte o gün savaş bitecektir. Tanrı tüm insanlığı yardımlarınızdan korusun!

Pazar, 5 Ocak 2014
soLhaber
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/sevra-baklaci/suriyeyi-yardimlariniz-mahvetti-85425