Nisan, 2013 için arşiv

İmralı Sürecinin gerçek yüzü “60 milyar dolarlık pazarlık”

Posted in Uncategorized on 30 Nis 2013 by buyukakin

Uyan; Türkiye Cumhuriyeti’nin her yurttaşı,
Uyan; İstanbul rezidans inşaatlarında ölmekte olan kürt kökenli emekçi,
Uyan; Kasro kanco aşiretini köylerininde sömürülen yoksül kürt köylüsü,
Uyan; bir torba kömür 50 pakete makarnaya oynu satan kent varoşlarının yoksulu,
Uyan; kendini akil sanan, varlığını bu düzene kullandıran akılsız aydın müsvettesi..

Uyanın ki kirli pazarlığı gör; Sen hergün yoksullaşırken onlar nasıl varsıllaşmakta;
Ozanın ünlediği gibi;
“Kör olasın demiyorum,kör olma da gör beni” (1)

Recep Te ile ABDullah Öcalan arasındaki pazarlığın, yani çakma imralı Sürecinin gerçek yüzü aşağıda.
Kelimesi kelimesine olduğu gibi:
haber link : http://www.haberturk.com/gundem/haber/814864-60-milyar-dolarlik-engel

814864_detay
60 milyar dolarlık engel
Yeni sürecin yeni gündemi

MASAK ve devletin ilgili birimleri, İmralı sürecindeki “silah bıraktırma” hedefinin en önemli ayaklarından biri olan, PKK’nın 50-60 milyar dolarlık para kaynağının nasıl tasfiye edileceği konusunu masaya yatırdı. Örgütün tepe yönetiminde en büyük direncin, bu tasfiye konusunda yaşanacağı belirtiliyor

Bülent AYDEMİR/ANKARA_HaberTÜRK

İMRALI süreci kapsamında Ankara’daki son toplantılarda PKK’nın finans bağlantıları ve ticari ilişkileri de mercek altına alındı. Örgütün Türkiye-Kuzey IrakAvrupa üçgeninde ve hatta ABD’de bağlantılı olduğu şirketler aracılığıyla kontrol ettiği 50-60 milyar dolarlık para kaynağının nasıl tasfiye edileceği masaya yatırıldı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) başta olmak üzere devletin ilgili tüm birimleri titiz bir çalışma yürütüyor. PKK tasfiye olursa bu paranın nereye gideceği ve nasıl paylaşılacağı konusundaki belirsizlik değerlendirilerek, PKK silah bıraksa bile örgüt yöneticilerinin bu parayı bırakmak istemeyecekleri ifade ediliyor. PKK gelirlerinin sadece uyuşturucu, silah kaçakçılığı bağış veya haraçtan oluşmadığı, legal faaliyet gösteren dev şirketlerin ve ticari kuruluşların da örgüte ciddi kaynak sağladığı ifade ediliyor. Kara para aklayan şirketlerin yanı sıra; terör örgütü adına ticari faaliyette bulunan şirketlerle ilgili kapsamlı bir liste hazırlandı. Örgütün nakit para kaynağının tespitine ilişkin de önemli mesafeler alındığı belirtiliyor. Ancak bu kaynakların tamamına ulaşılması ve bu şirketlerin tespit ve tasfiyesi için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuluyor.

Devlerle yarışıyor

PKK’ nın servetinin dünyadaki bir kaç karşılığışöyle: 
SAMSUNG: 2012 4. çeyrek satış geliri 52.2 milyar dolar 
APPLE : 2012 4. çeyrek satış geliri 54.5 milyar dolar 
BULGARİSTAN: GSYH’ si 53.5 milyar dolar 
ÇİN: 2013’te 9 günlük ihracatı 50.5 milyar dolar 
BMW: Piyasa değeri 55 milyar dolar

Para kaynağı çok çeşitli

TERÖR örgütünün sahip olduğu ve yönettiği para kaynaklarına ilişkin kesin bir veri olmamakla birlikte, bugüne kadar yürütülen bazı soruşturmalar bu paraya ilişkin ipuçlarını ortaya koydu. PKK, Avrupa ülkelerinde vergi ve haraç adı altında yılda 20-40 milyon Euro topluyor. Avrupa’da en çok para 10 milyon Euro ile Almanya’dan toplanıyor. Her yıl 12 milyon Euro örgütün yayın organı ROJ TV’ye, 5 milyon Euro Kandil’e gönderiliyor, 3 milyon Euro ise “Kürdistan Ulusal Kongresi” ile Avrupa’daki kampların masrafları için kullanılıyor. Vergi ve haracın dışında; silah, uyuşturucu ve sigara kaçakçılığı ticaretinden yüz milyonlarca dolar para sağlayan PKK’nın, terör eylemleri için yılda 150 milyon dolar harcadığı belirtiliyor.

PARA KİŞİSEL HESAPLARDA

Terör örgütü; Avrupa’da para toplamak için 20 Euro’ya Öcalan resminin bulunduğu şapkaları satıyor, umre organizasyonları düzenliyor. PKK, harcama bütçesinin çok üzerinde para sağlıyor. Bu paralar, örgüt yöneticilerinin Avrupa’daki kişisel hesaplarına aktarılıyor. Organize suçlardan elde edilen gelirlerin yanı sıra; yabancı devletlerin verdikleri destekler ve ticari faaliyetler de var. PKK adına ticaret yapan büyük ticari şirketler olduğu gibi, ticari faaliyetlerinin bir bölümünü örgüte aktaran şirketler de bulunuyor.

(1)
Acıyı bal eyledik – Hasan Hüseyin Korkmazgil
http://www.siir.gen.tr/siir/h/hasan_huseyin_korkmazgil/aciyi_bal_eyledik.htm Acıyı bal eyledik – Selda http://youtu.be/r-b34_bb2cs

“23 Nisan” hangi çocuk bayramı ?

Posted in Uncategorized on 23 Nis 2013 by buyukakin

isci cocuk22

Afrikalaşıyoruz

Ekonomi Servisi – DİSK-AR’ın araştırmasına göre Türkiye çocuk işçiliğinde adeta Afrikalaşıyor. Krizin yükü ev içi hizmetleri üstlenen çocukların üzerine yıkılırken toplamda çalışan çocukların tüm çocuklara oranı 1999’dan bu yana yüzde 41’den yüzde 56’ya çıktı. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), Çocuk İşçiliği 2013 Raporu’nu yayımladı. 14 Mart 2013’te Adana’da haftalığı 100 TL’ye çalıştığı fabrikada kafası pres makinesine sıkışarak ölen 13 yaşındaki çocuk işçi Ahmet Yıldız’ın anısına ithaf edilen DİSK-AR Çocuk İşçiliği 2013 Raporu’ndaki saptamalar şöyle:

Türkiye’de çocuk işçiliği artıyor: Türkiye açısından çocuk işçiliğinde düşüş eğilimi durdu. 1999-2006 arasında istihdam edilen çocuk sayısı 2 milyon 270 binden 890 bin düzeyine düştü.

2006-2012 yılları (AKePe dönemi_BB) ise çocuk işçi sayısının tekrar arttığı bir dönem oldu. 2012’de çocuk işçi sayısı 893 bine ulaştı.

Krizin yükü çocuklara: İstihdam içinde değerlendirilmeyen ev işlerinde çalışan çocukların sayısı 1999’da 4 milyon 447 bin iken 2006’da bu sayı 6 milyon 540 bine ulaştı. 2012 yılı içinse bu rakam yaklaşık 1 milyon kişi artarak 7 milyon 503 bine yükseldi. Böylelikle 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların (istihdama katılan ve ev içinde çalışan) sayısı 8 milyon 397 bine ulaştı. Toplamda çalışan çocukların tüm çocuklara oranı 1999’dan bu yana yüzde 41’den yüzde 56’ya çıktı. Dünya genelinde ise 5-17 yaş arasındaki her 5 çocuktan biri istihdamda.

Cumhuriyet 24.04.2013 S.9

“23 Nisan” hangi çocuk bayramı?

2013 yılın Çalışma Bakanı, patronu Başbakan’nın da ve aynı siyasi erk elementlerinin de çocukları var; Nasıl çalışarak büyüdüler ve bugunki sosyaliteleri nice?
Aynı değil mi..?

Köle olarak çalıştırılan 893.000 çoçuk, kimin çocoğu?
“El çocuğu”değil mi..?

Bu gerçeği örten, çözmeyen, görmezden gelenlerin tümünün…. gözü kör ola.

buyukakin
23.04.2013

Bir dezenformasyon akili Tarhana Tarhan E. ve TC gerçeği

Posted in Uncategorized on 18 Nis 2013 by buyukakin

tarhan E 44

Tarhan Erdem 18.04.2013 günlü Radikal gazetesinde yayımladığı makalede gerçekleri tarhana çorbası kıvamında karıştırarak 75 milyonluk TC de 13 milyon Türkiyeli Kürt olduğundan bahsetmekte (1)
Tarhan E. Unutmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.Bu bir.
Süzme AKaPe Adamı Tarhana Tarhan E.nın dezenformasyon analizinin doğrusu şudur:
TC de yaşamakta olan 13 milyon kürt asıllı yurttaşın en az 10 milyonu kendisi Kürt asıllı TÜRK ve Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı addeder. TC’ye yürektenba bağlıdır, ulusal dil Türkçeyi konuşur. Komşudur, dosttur, askerde silah arkadaşındır. Kız alıp, kız vermiştir, kan bağıtındır.

Her sosyal katmada, “her etnitiside olduğu gibi” doğru olanlarının yanında, ihmal edilebilecek az sayıda ırkçı, emperyal işbirlikçi element olanları da vardır.

BDP kurucu kadrosu ve parti yönetimi, feodal komprador ağa sistemi kontrolünde Kürt kölenli TC yurttaşlarınının kanını emen teror baronu PKK ile aynı eylem ve söylem içindedir. PKK, güney ve güneydoğu anadoluyu haraca bağlamıştır. Silah, kadın, esrar petrol ve hernevi ticari meta kaçakçısıdır. Paralı katil taşerondur. ABD_AB nin ortadoğuyu parçala böl yönet projesi olan BOP projesinin bir maşasıdır. Bir elementir.

Mezopotamya, Kuzey Irak, Suirye İran Petrol havzasındaki yerlatı kaynaklarının AB ve ABD tarafından ucuz ve sorunsuca emilmesi Projesi olan BOP projesinin Türkiye masası elementi -kendi ifadesi ile BOP eş başkanı- Recep T.dir.

“Açılım, saçılım, demokratikkeşme süreci” yutturmacadır. Hedef TC’yi de aynı bataklığa çekerek önce federatif bir yapıya daha sonra bölünme sürecine sokmaktır. Yurtsever TC yurttaşları bilmektedirki adiyet duygusunu kaybeden bir ülke “Yugoslavya örneğinde olduğu gibi”, parçalanacak yok olacaktır. İşini, evini barkını, dükkanını, tarlasını, bağını bahçesini, işletmesini kaybedecektir. Ve % 100 AB ve ABD orjinli emperyal şirketlerde köle olarak çalışmaktan başka caresi kalmayacaktır. Hedefleri budur.. KKaPe tüm ulusal sınayi ileşletmeleri, limanları, hava alanlarını, satmıştır. Sosyal devleti, sosyal güvenliği, özgür sendikalaşmayı, özgür üniversiteyi yerle bir etmiştir. Sağlığı, eğitimi, suyu, para ile satın alınır metaya dönüştürmüştür. Dönüşüm, özelleştirme yutturmacası ile hızla sürmektedir.

Recep T., AKaPe, Postacı BDP, PKK aynı emperyal organizasyonun figurleridir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkını, laik ve üniter Türk Milletini bölemeyeceklerdir.

Tarhana Tarhan E. vd çakma akil insanlar listesini, AKP çatı örgütünü hafızana kaydet, birliğini bozma ülkene aidiyet duygunu kaybetme TC.

Gerçek Anadolu akillerinin ünlediği gibi
“Sap döner balta döner gün olur hesap döner !”
Dönecek kardeşler, dönecek…

buyukakın
18.04.2013

(1)http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=radikalyazar&articleid=1130023&yazar=tarhan-erdem&categoryid=78

TC’den defol Baskın ORAN..

Posted in Uncategorized on 13 Nis 2013 by buyukakin

Sen bir korkak, siyasi dönek, ajan provakatör, soroscu cocuğusun Baskın ORAN.

Bugun Fransa’da yaşayan Fransız Yurttaşlarına Fransız, Fransız Ulusu; İngiltere’de yaşayan İngiliz Yurttaşlarına İngiliz, İngiliz Uluslar topluluğu denir. Almanya’da yaşayan Alman yurttaşlarına Alman, Alman Ulusu; İspanya da yaşayan İspanyol Yurttaşlarına İspanyol denir. İtalya devleti pasaportu taşıyan italyan Yurttaşlarına İtalyan, İtalyan Ulusu denir.
Her birisi ULUS DEVLETTİR.
Türkiye Cumhuriyeti kuran Türkiye Halkına Türk Ulusu denir.
TC Ulus devlettir.
.

Demokratik, laik Ulus Devlet TC’den derhal defol Baskın ORAN..

buyukakin
14.04.2013

baskin 44

Baskın ORAN : “Ulus devleti yıkmak istiyorum”

İzmir’de temaslarda bulunan akil insanlar heyeti üyesi Baskın Oran, ’Beyaz Türkler eşit olmak istemiyor. Ben tek ulusun üstünlüğüne inanan ulus devletini yıkmak istiyorum’ diye konuştu.

Cumhuriyet Haber Portalı, İstanbul – İzmir’de bulunan Ege Bölgesi’nin akil insanlar heyeti içerisinde yer alan Baskın Oran, Anadolu Birliği Derneği’ndeki ziyarette çarpıcı açıklamalarda bulundu.

TGB’den akil insanlara protesto

Oran, Türkiye’nin Ermeni, Kürt ve İslam meselelerini halının altına süpürdüğü için sorunların patlak verdiğini söyleyerek, “Biz 1915 Ermeni kırımından bu yana hiçbir önemli sorunu halletmedik. Hepsini halının altına süpürdük. Ermeni Meselesi, Kürt meselesi, İslam meselesi, Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle biraz sancılı, ama çözüm yoluna girmiştir. Ermeni Meselesi’ni halletmeye daha var. Kürt meselesi önümüze tabu olarak çıkıyor. Bunları halının altına süpürdük, ama orada kokmaya başlayıp üzerimize zombiler gibi saldıracaklarını hiç hesap etmedik. İşte o zombiler, gömülmesi gerektiği halde, halının altına süpürülen cesetler bizim ödümüzü koparıyor” dedi.

Toplantıya katılanların alkışlamasını da, “Formatımızda bu yok” diyerek engelleyen Oran, Osmanlı İmparatorluğu’nda üst kimliğin Osmanlı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nde ise üst kimliğin Türk haline geldiğini kaydederek, “Osmanlı imparatorluğunda üst kimlik Osmanlıydı. Türkiye cumhuriyetine geçince üst kimlik Türk oldu. Çünkü Türk alt kimliklerin en güçlüsüydü. Alt kimliği üst kimliğe terfi ettirdiğiniz anda ikinci güçlü alt kimlik isyan edebilirdi ki etti, 90 yıldır çektiğimiz budur” diye konuştu.

“Hükümetin memuru değilim”

Oran, hükümetin memuru olmadığını, tüm plan ve programı kendilerinin belirlediğini dile getirerek, “Biz hükümetin memuru değiliz. Hükümet adına görev yapmıyoruz. Uçak ve otel paramızı verdiler bizi okyanusa, çayıra saldılar. Ulan bari uzat” dedi.

“Ulus devletini yıkmak istiyorum”

İzmirlilerin daha önce katıksız liberal olmasına karşın şu anda devletçi hale gelmesinin nedenini 6-7 Eylül olaylarına bağlayan Oran, “İşte şu anda Beyaz Türkler yukarıda, tahttan aşağıya eşitlik düzeyine aramıza inmekten korkuyorlar. İzmir’deki yüzde 49 kösteğin sebebine gelince bu muazzam şaşkınlık yaratıcı olay. Niçin? Çünkü İzmir Türkiye’de farklılıklara en fazla ayrışmış olan yerdir. Şu anda bu tahrip edilmiş durumda sebebi ise 1922 İzmir yangınından itibaren sistematik olarak farklılıkları katlettik. 6-7 Eylül gecesi, tüm gayrimüslimler bizim evimize toplanmıştı. Korkudan yatağıma işedim 10 yaşında. 1964’de Rumları kovduk. İzmir’de farklılıkları seven havanın tahribi buradan başladı. İzmir, sapına kadar liberaldi, şimdi sapına kadar devletçi. İzmir 1930’da Fethi Bey’in kalesiydi. 50-60’da Menderes’in kalesiydi. Nasıl oldu İzmir o liberallikten bu devletçiliğe geldi. İzmir’in ekonomisi dibe vurdu. İstanbul’daki Kürt oranı yüzde 16 İzmir’de yüzde 6. İstanbul’da Kürtlere tepki yok İzmir’de var. Çünkü İstanbul’un sanayisi etkili oldu. Burada sanayi olmadığı için kusuldu. İzmir’in devletçi olmasının sebebi budur. Yukarıdaki tahttan aşağıya eşitliğe inmek istemiyorlar. Ben tek ulusun üstünlüğüne inanan ulus devletini yıkmak istiyorum” diye konuştu.

Cumhuriyet, 13 Nisan 2013
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=410738&kn=6&ka=4&kb=6

“Baskın” Cehalet: Yaşasın Emperyalizm!
soLHaber_Yurdakul Er_

Kurt kocayınca köpeklerin maskarası olurmuş. Ya köpek kocayınca kimlerin maskarası olur?

Bu işin ucu yok.
Ama tahsille edinilmiş cehaletin ve uşaklığın ucu var. O tür cehaletin ve uşaklığın ipi kısa… Çok kısa.

İyi.
Baskın Oran türü ve onun/onların emperyalizm üzerine “tezlerinden” pek söz ediliyordu bir ara. Hazretin eski havası kalmadı. O nedenle, Aydemir’in saptamasından hareket edersek, adamcağız “radikal kapitalizm” güzellemeleriyle sahnede rol çalmaya çalışıyor. Pek ilgileneni kalmamıştı, şapkadan tavşan çıkarmayacak da ne çıkaracak?

Doğrusu, Türkiye solunun, “solculuk iddiası hâlâ yüksek” bazı kesimleri, ki bunlara sosyalist solumuzun “yumuşak karnı” da diyebiliriz, AB’nin neden emperyalist olamayacağı vecizelerini arada bir hatırlayıp gülüyor, bir kesim de “Cehaletin bu kadar tahsille mümkünmüş valla, doğru” diye söyleniyordu. Utanmasalar, bize dönüp “Çok haklıymışsınız!” bile diyeceklerdi. Baskın Bey işte böyle bir anda tekrar sahneye itildi.

“Baskın cehaleti” iyi biliyoruz: AB, emperyalist bir oluşum değildir, olamaz!

Örneğin AB’nin merkezindeki Fransa emperyalist değil, demokrattır.
Herhalde öyledir ve her ikisidir.
AB emperyalist olmadığı, olamayacağı için de, iki ay içinde dış ülkelere müdahaleye hazır edilebilecek 120 bin askerlik bir acil müdahale ordusu, kendi askeri istihbarat örgütü, nakliye uçaklarından ve yüzlerce helikopterden oluşan filolar ihtiyacı karşılanabilir!

Arslan demokrat Prof. Dr. Baskın Oran ve yandaşlarına göre, böyle talepler hiç vakit geçirmeden karşılanmalıdır.

Tamam da, ne oluyor?

Galiba, şu: Paris merkezli Avrupa Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (EUISS), güncelliğini koruyan görece yeni bir “raporunda”, farklı isimlerin katkılarıyla, AB savunma politikalarının 2020 yılında nasıl bir öze sahip olacağını tartıştı. AB, malum, “emperyalist olamayacağı için”, yurttaşlarını askeri ve terörist dış tehditlere karşı korumak zorunda! Silahlanması doğal. EUISS raporcuları, AB’nin dış politikada ve ekonomide kendi çıkarlarını korumakla yükümlü olduğunu hatırlatıyorlar. Baskın Oran sağ olsun, biz de sayesinde, politik ve ekonomik, AB çıkarlarının emperyalist bir nitelik içermeyeceğini iyi biliyoruz. EUISS yazarları işgüzarlık yapmasalar iyi olacak…

Bu tür saçmalıklar ve uşaklık belgeleri/belgileri bir yana. Ortada kendine özgü bir emperyalizm var: AB emperyalizmi.

Yoksa, EUISS Direktörü Alvaro de Vasconcelos, Avrupa savunmasının 2020 hedeflerini (“What Ambitions for European Defence in 2020?”) açıklar, daha doğrusu açımlarken, neden bu kadar ısrarla tam bir birlik-beraberlik resmi vermeye çalışsın?

Elbette, gelecekte de savaşlar olacağını, ama bu savaşların devletler arasında değil –malum, devlet düşüncesi özellikle azgelişmişlerde tasfiye sürecine girmiş bulunuyor– “küresel dünya toplumunun eşitsiz sosyoekonomik sınıfları arasında” patlak vereceğine inanan bir AB “think-tank”i için çıkarların nasıl ve nerede savunulacağı önemlidir. Kesin olan, bundan böyle dünyanın yoksulları ve zenginleri arasında korkunç savaşlar çıkacağı, ulus-devletlerin tasfiye sürecinde ve parçacıklar devleti denilen mafya tipi örgütlenmelerde, şoven boğazlaşmaların, barbarlığı iyice yerleştireceğidir. Zenginlerin nasıl hazırlandığına, bu tür raporlar sayesinde daha yakından tanık oluyoruz.

AB’nin resmi dış ve güvenlik politikası için “fikir üreten” EUISS’in yöneticisi Vasconcelos, Avrupa’nın çıkarlarını korumak amacıyla düzenlenecek askeri operasyonların, NATO gibi geleneksel Batı askeri itttifakından kısmen de olsa bağımsızlaşmasından yana. AB müdahale birlikleri için özerk bir komuta merkezi ile NATO’dan bağımsız bir “askeri casusluk ajansının” kurulması da şart. Rusya ise, yine Vasconcelos’a göre, “güvenlik kooperasyonuna” entegre edilebilir bir ülke.

Fakat, görüyoruz ki, raporun yazarlarından Tomas Ries hiç de Vasconcelos ile aynı fikirde değildir. AB demokrasisi bu, kolay mı, böyle görüş farklılıklarını sineye çekmek zorundalar.

EUISS yazarı Tomas Ries için, Kremlin, tam bir güvensizlik unsurudur. Stockholm’daki Dış Politika Enstitüsü Direktörü Ries, ısrarlı ve sert bir “karşı politikayla”, gerekirse güç de kullanılacağını hissettirerek, Batı için tehlikeli gördüğü rejimlerle ittifakların önlenmesinden yanadır.

Avrupa ülkelerinin bir türlü senkronize edilemeyen çıkarları nedeniyle ortaya büyük sürtüşmeler çıkmasını engellemeye çalışıyorlar. O zaman projektörü aşağı tabakalara, yeryüzünün lanetlilerine, asıl büyük tehdit potansiyeline tutmaları gerekiyor. Onu yapıyorlar.

Ne olursa olsun, görmek zor değil: Karşımızda adıyla sanıyla bir şiddet örgütü var. Sermayenin örgütlerinden biri.

Şiddet, askeri şiddet, bir gereklilik. Bir sonuç. Savunulan ve savunulacak çıkarların sonucu. Ayaklanmalarla mücadele planlarının, bu hesaba göre silahlanma projelerinin başka bir anlamı olabilir mi? Az gelişmiş veya çok daha yoksul ülkelerde patlak verecek isyanlara anında müdahale edebilmek için helikopter filoları, nakliye uçakları, göçmen akımlarına ve “korsanlara” karşı dünya denizlerinin tam denetimi, insansız savaş uçaklarının yaygınlaştırılması, tam donanımlı ordu örgütlenmesi vs Berlin’in de en önemi verdiği başlıklar arasında yer alıyor. AB’nin bu başlıklarda harekete geçtiğini ve geliştiğini gözlüyoruz.

AB emperyalizmi, merkezin çıkarlarını, yeryüzünün lanetlilerine karşı güç ve ölçüsüz şiddet kullanarak korumakta kararlı. Dünya yoksullarından gelecek tepkilerin dünya sistemini yıkıma götürmesinden çok korkuyorlar.

Bu nedenle en alttaki 1 milyar insanı her türlü şiddete tevessül ederek terbiye etmek zorundalar. Demokrasi, bu şiddetin çeşitli adlarından biri olmalı.

Ama, demokrasidir. Doğrudur. Açık dincilerin yanı sıra, soldan devşirilmiş liberallerin, hani şu Baskın Oran, Ufuk Uras, Oral Çalışlar gibi ne olursa olsun solculuk taslayan yarı cahillerin, tam da bu demokrasinin, bu ölüm biçiminin “yetkili acentaları” oldukları doğrudur.

Bu kesimin etkisi artarsa, AB emperyalizminin şiddet planlarının başarı olasılığı da artar. Herkes buna oynuyor. Baskın Oran da buna oynuyor.

Türkiye’nin büyük bir iç savaşla Avrupalılaştırılmasını hedefleyen “Osmanlı çökertmesi” için zaman gelmiştir.

Baskın cehalet, “Yaşasın emperyalizm!” sloganıyla özetlenebilir. Bunların son işi, “Osmanlı çökertmesi”nin büyük hayırlara vesile olduğunu müjdelemektir.

EUISS, bunları bilmese, yemlemese, hiç bu kadar açık oynayabilir mi?
Bunlar, EUISS ve benzerlerini bilmeseler, yemlenmeseler, hiç bu kadar açık oynayabilirler mi?

Emperyalizm artık demokrasidir.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/yurdakul-er/baskin-cehalet-yasasin-emperyalizm-17963