Sokak bizim..

sokak bizim

Bir insanın işi, eşi dostu başını sokacak bir evi; e hadi olsun bir de arabası; onun çevresi ile insanca yaşamasına neden yetmez? Neden “daha daha çok, daha hepsi benim olsun” kafası ve hayvansal bir hırsla kent’e doğaya sosyal dokuya saldırır?

Bu vahşice saldıranların vucut organları sıradan insandan farklı mı?
Bizim göremediğimiz bir biçimde “bunların” 12 adet yemek yiyecek ağzı, 24 kolu-bacağı, 44 cinsel birleşme organı mı var? Bir eş 1-2 çocuk, 1 başını sokacak ev, bir arabaya sahip olmak bunlara neden yeterli gelmez de “daha daha hepsi benim olmalı” diye sosyal ve doğal çevreye saldırırlar?

22 yüzyılın çağdaş görünüşlü bu ilkel kapitalistlerinin ruhuna girerseniz biyolojik iktidarsızlıktan sosyolojik yetersizliğe dek abuk bir dünya ile karşılaşırsınız.

Maslak 1453 ile İstanbul’un göbeğine, son kalan ormanına milyar metreküp beton döken ilkokul mezunu yaşam mimarına bir bakın. Bastılmış hırs kin nefret ve tatminsizlikle, ezik geçen bir çocukluktan sonra iktidar desteği gelen 60 yaşında iktidarsız bir servet.. 18 lik genç sevgililer, milyon dolarlık 20-30 adet lüks araba koleksiyonu.. 2 kolu 2 bacağı olan bir insan oğlu aynı anda kaç araba kullanabilir? 60 odalı 10 banyolu 10 kenefli bir evde yaşarken Kaç cm2 lik kıçı ile kaç cm2 lik klozete sıçabilir? +60 yaşında bu idiot bir gecede kaç kez _ viagrasız_ ereksiyon olabilir ? Kaç kadınla, kaç kez paralı seks yapabilir?

Hakim sermaye ve onun paydaşı tüm iktidarlara baktığınızda hemen hemen tüm elementlerin ezik gecen çocukluk, eşit ağırlıklı kadın erkek ilişkisi olmayan, dinsel içerikli – çoğunlukla yarım bırakılmış- bir eğitim ortamı, evlenene kadar karşı cinsden birin elini bile tutmamış, seksi mastürbasyon ile hayaller arasına sıkışmış bir gençlik; ilk cinsel deneyimi ni zevcesi ile yaşamış bir orta yaş sosyalitesi görürsünüz.

Bu sosyaliteden gelenler irtica ile iğdiş edilmiş öğretileri içinde kıvranırken uluslararası emperyal sermayeye teşne olacaklarının da ayırdında da değildirler. Çünki hiçbirinde sınıf ve ulus bilinci kasten oluşturulmamıştır.

Ulus devlet, “dil din mezhep, etnitise ve cinsiyet ayrımı olmayan bir yaşam”ın ne olduğundan nasiplerini almayan öğretileriyle çoğalan bu elemetler, din paydaşında ümmet haline getirilir. “Bir lokma ekmek bir hırka” dan oluşan bir dünya ve “öbür dünya”da cennet vaadi ile yaşarken, hasbel kader aradan emperyal sermaye tarafından çekilip öne çıkarıldıkların da yıllardır süren eziklikleri inançlarını bile siler.

Önce “lale” sonra “fetret” devrine girerler. Kendileri gibi olan olmayan ayrımı biter. Sonradan görme elde ettikleri güçle, bastırılmış tüm dürtüleri -cinsel dürtüleri dahil ve biyolojik olarak geç de olsa- su yüzüne çıkar, kendi gibi olmayanları ezmeye, hakir görme, yok etmeye başlar.

İngiliz Ulaştırma Bakanı Simon Burns , Sabık Alman Başbakanı Willy Brandt, Eski Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü evlerinde çalışma mekanlarına yürüyerek, bisikletle, toplu taşım araçları ile giderken bu elementler ezdikleri kitleye duydukları nefretin kendilerine aynı biçimde döneceğinin vahameti ile milyar dolarlık zırhlı arabalar, yüzlerce silahlı sivil ve üniformalı ölüm makinesi korumlar eşliğinde araç konvoyları ambulanslar helikopterler ile giderler.

Hele içlerinden birisi var ki, bir devlet, bir halk üniversitesi’ne 3.500 polis, onlarca zırhlı araç, 650 gaz bombası ile kısmen gidebilir. Ancak “değil 10 metre 1 metre” tek başına kampüsde yürüyemez..

Siz bunların yerli versiyonlarından her hangi birisinin eşi karısı çoluğu çocuğu ile semt pazarına çıktığını, Sakarya Caddesi’nde köfte elmek aldığını, Karaköy’de tekneden balık ekmek yiyebildiğini(!), Bekri’de iki tek atabildiğini gördünüz mü ?

Bırakalım bu zavallıları;
Havadaki martı, denizdeki balık sokaktaki köpeği göremez, sevmekten aciz; köşedeki simitçiden -milyarlarca dolarlık kirli servetlerine rağmen – yürüyerek gidip 50 kuruşa simit alamaz, tecrid edilmiş dünyalarında, kendi ektikleri, yarattıkları kin ve nefret denizinde, her an suikast her an öldürülme korkusu yaşasınlar..

Elementler her metaya sahip olabilirler ama SOKAK BİZİM..
Emek bizim.. Sevgi bizim.. Ümit ve hürriyet bizim.
Biz Halkız.
Biz İnsanız..

buyukakin
20.01.2013

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: