GERGEDAN ve “gergedan kuşu”


Sırtım kuş istiyor!

İki kara gergedanı geceyarısı su aramaya çıkmışlardı. Büyük Sahra’da yıldız kum gibi kaynar da, su bulmak kolay değildir. İki gergedanın bir arada olduğu da pek enderdir. Kanca dudaklı gergedan diye de bilinen çift boynuzlu bu Afrika kara gergedanları pek arkadaş canlısı sayılmazlar. Miyop derecesinde görme bozukluğundan ötürü birbirlerine güvenerek yola çıkmışlardı belli ki.

Gündüzleri gergedanların kafalarını, sırtlarını yurt tutarak böcek avlayan kuşların da, bu gece ilaç niyetine bir tanesi bile yoktu. Miyop gergedanların aynı zamanda gözcülüğünü de yapan kuşlar, sanki kafalarını kuma gömmüş, sır olmuşlardı.

Kuşların bencilliğine çok öfkelenen gergedanlardan biri, birbuçuk tondan ağır, korkutucu gövdesiyle koşar adım yürürken, onu gören, bir ordu savaşa gidiyor sanırdı. Gören göze haksızlık etmemeli, zira, Sahra’da su aramaya çıkmak savaşa gitmekten farklı sayılmaz. 45-50 kilometre hız yapardı yapmasına da, o gece kuşlar gibi yıldızlar da ortalıkta görünmediği için, karanlıkta ancak bu kadar koşabiliyordu öfkeli gergedan.

Ne gözcü kuşlar, ne eski yıldızlar, Sahra’ya kaderin karanlığı çökmüştü. Gözlerinin uzağı iyi seçememesine bir de susuzluk eklenince, gergedanın öfkesi daha da arttı, solumaları sıklaştı, büyük bir depremin öncesindeki o korkunç uğultuya benzedi, diğer gergedan da hayli arkada kalmıştı, homurdanmaya başladı: ‘Yarın ben o asalak kuşlara gösteririm günlerini!’

* * *

Ertesi gün Büyük Sahra’da yaşayan böcekler ve kuşlar, günlerce sürecek muhteşem bir ziyafet için, gergedanın cesedine üşüştüler. Bu ziyafetten en çok kuşların kazançlı çıktığını söylemeye gerek yok. Susuzluktan ölen gergedanın gövdesinde bir tek böcek bile bırakmadılar. Sonra da görevlerini yapmış olmanın mutluluğu ve doygunluğuyla kanatlarını katladılar, Sahra’nın büyük sessizliğine karıştılar.

Diğer gergedan bu acıklı durumu, miyopluğundan ötürü hüzünlüymüş gibi bakan gözleriyle seyrettikten sonra, ‘kader’ diye mırıldandı ‘hiç değişmiyor. İnsanların alnına yazılıyor, bizse sırtımızda taşıyoruz kaderimizi.’

Sırtı böcek kaynıyordu, ama bütün kuşlar ölü arkadaşının sırtını yağmaladıkları için ona hiç yüz vermemişlerdi. ‘Sırtım kuş istiyor’ diye geçirdi içinden. Kaderin onu da gagaladığını hissetti. Ürperdi.

* * *

Kaderin karanlığı bir kez çökmeye görsün, insanlara da çöl olur dünya.

Makale :
Haydar ERGÜLER,
Radikal, http://www.radikal.com.tr/2000/11/30/yazarlar/hayerg.shtml
Yağlı boya tablo :
Rhino & Bird, by Lynnette Shelley

Sayfa sahibi notu:

Sırtınızda ne kadar çok kuş taşıdığınızın ayırdına vardığınızda siz “leş”, onlar birer “tok asalak”tır !
06.10.2012

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: