Aralık, 2011 için arşiv

‘Sol’a salınma zamanı’ geldi – Prof.Dr.Korkut BORATAV

Posted in Uncategorized on 25 Ara 2011 by buyukakin


Zaman zaman tekrarlıyorum: Terimler masum değildir. Neoliberalizm de “suçlu” terimlerden biridir. Sermayenin sınırsız tahakkümünü hayata geçirmek üzere otuz küsur yıl önce başlayan yaygın saldırı, neoliberalizm diye adlandırıldı. Dramatik, tahripkâr bir dönüşüme “tarafsız” bir görüntü verilmesi, hatta saygınlık sağlanması böylece mümkün oldu.

Bu saldırıyı hayata geçirmek için çeşitli ülkelerde siyasi iktidarlar, sıradan insanlara insafsız, acı ilaçlar içirdiler; kök söktürdüler. Bu uygulamalar da bir başka saygın terim kullanılarak “reform” diye adlandırıldı. Zamanla eklentiler de yapıldı: Örneğin, “dost” sözcüğünün sıcaklığından yararlanılarak, piyasa dostu reformlar savunuldu. Doğrusu ise planlamayı tasfiye eden (yani “planlama düşmanı”) dönüşümler olmalıydı. Öyle ki, otuz yılın sonunda Seul’den Santiago’ya; Dublin’den Kahire’ye kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada sıradan insanlar, “reform” sözcüğünü duyduklarında, yeni felâketlerin kapıya dayandığı endişesiyle ürpermeye başlamaktaydı.

Aynı saldırının dünya çapındaki yansımalarının, sonuçlarının emperyalizmkavramı aracılığıyla eleştirilmesi önlenmeliydi. Bu nedenle hiçbir analitik işlevi olmayan küreselleşme terimi uyduruldu. Sözcüğün içeriği boştu; ama, kaçınılmazlık, hatta hayırhahlık algılamasına yol açtığı için işe yarıyordu.

***

Otuz küsur yıllık bir sınıf saldırısı vardır. Terimler ve söylemler dünyasında sözünü ettiğim bu “icatlar”, bu saldırının ideoloji alanındaki uzantılarıdır. Bu ideolojik yapı, Batı üniversitelerinin sosyal bilim, özellikle iktisat eğitiminde; bol para akıtılan araştırmalarda ve IMF, Dünya Bankası, OECD gibi uluslararası kuruluşların bünyesinde oluşturuldu; geliştirildi.

Sınıf saldırısının kendisi ise, kabaca 1945-1979 yıllarında, yani kapitalizmin altın çağı içinde emeğin sermayeye; çevre toplumlarının metropole karşı sağladıkları edinimleri adım adım tasfiye etmeyi hedefliyordu.

1980’i izleyen dönem, böylece, sermayenin ve emperyalizmin rövanş yılları oldu. Batı’da refah devletinin ana öğeleri; “Güney”de popülizm, sosyal devlet, karma ekonomi, planlı sanayileşme adım adım (ve her ülkede değişen hızlarda ve biçimlerde) tasfiye edildi. “Doğu’da” ise, reel sosyalizmin emekçilere sağladığı tam çalışma ve sosyal güvenceler tarihe karıştı.

“Neoliberalizm”in ilk yirmi yılı içinde dünya ekonomisinde de zincirleme kriz dalgaları yaşandı. Metropol sermayesindeki dalgalanmaların tetiklediği bu krizler genellikle çevre ekonomilerinde patlak verdi. Krizlerin maliyeti (finans kapitalin alacakları) tümüyle borçlu ülkeler ve bu ülkelerin emekçi sınıfları tarafından üstlenildi. Böylece, ufak dalgalanmalar dışında, dünya ekonomisinin krizleri genellikle emperyalist sistemin metropolleri lehine seyretti.

2007 sonunda kapitalizminin merkezinde patlak veren; ABD’den tüm Batı’ya, giderek çevre ekonomilerine yansıyan uluslararası kriz, bu tabloyu değiştirdi. Önceki çeyrek yüzyıl boyunca Üçüncü Dünya halklarına uygulanan şok tedavisi, “acı ilaçlar”, bu kez metropol emekçilerine verildi. Bu emekçiler sermayenin göreli konumundaki güçlenmeyi önceki yıllarda adım adım sineye çekmişler; sindirmişlerdi. Hem bunalıma yol açan süreç içinde; hem de kriz yönetiminde sermayenin tahakkümü öylesine yoğunlaştı ki, algılamalar hızla keskinleşti. Çok küçük bir azınlığın denetimindeki finans kapitalin sınırsız kazanç hırsı, kapitalizmin çıplak, insafsız, vahşi yüzü ortaya çıktı. Devletin ve siyasi iktidarların genel olarak sermayeye, özellikle de finans kapitale mutlak teslimiyeti; halk sınıflarının kaderleri karşısındaki duyarsızlığı, rejimlerin anti-demokratik özü açık-seçik algılandı. Sistemin meşruiyeti ağır yaralar aldı.

***

Batı’da bu sorgulamalar filizlenirken, bu yılın başlarında Güney’in Arap coğrafyasında, Tunus ve Mısır’da halk sınıfları birdenbire ayaklandılar ve yoz iktidarları devirdiler. O tarihlerde bu köşede yayımlanan yazılarımda, bunların diktatörlere karşı biçimsel demokrasi talepleriyle sınırlı kalkışmalar olmadığını vurguladım. Halk tepkilerinin kökeninde bu ülkelerde izlenen neoliberal politikalar olduğunu gösterdim. Devrilen iktidarların IMF, Dünya Bankası tarafından övgüyle desteklenmiş olduğunu kanıtlayan kaynakları aktardım. Övülen, önerilen “neoliberal reformlar”ın, iktidar sahipleriyle ABD, Fransız ve Batı sermayesi arasındaki ortaklıkları nasıl beslediğini ; buna karşılık (Mısırlı sendikacıların ve solcuların ortak bir bildirisindeki ifadelerle) “ülkenin en değerli varlıklarının bir avuç patrona ve yabancı şirkete peşkeş çekildiğini; ülke zenginliğinin %90´dan fazlasının 100 ailenin mülkiyetine geçtiğini; halk çoğunluğunun yoksul, topraksız ve işsiz bırakıldığını” açıkladım.

Siyasî İslâm, Tunus ve Mısır’daki halk ayaklanmalarının patlak vermesine katkı yapmadı; ilk aşamalarına katılmadı; ama seçimler sonunda bu kalkışmaların nihaî meyvesini derleyecek fırsatı ele geçirdi. Devrimci kalkışmalar, doğrudan demokrasi oluşturur; yaşatır. Devrim, “serbest seçimler” talebine indirgenirse, toplumsal dönüşüm, rejimin “yenilenmesi” ile sınırlı kalır ve kurulu düzenin güçlenmesiyle sonuçlanır. Temsilî demokrasinin tutucu işlevine ilişkin çok sayıda tarihsel deneyim bunu doğruluyor.
Arap dünyasının bu doğrultuya yönelmesi, başlangıçtaki halk kalkışmalarının sınıfsal boyutunu ve devrimci özünü ortadan kaldırmıyor.

Batı dünyasında bu yıla damgasını vuran protesto eylemleri, kalkışmalar, giderek bu algılamaya ulaştı. Atina’da, Madrid’de, Londra’da, New York’ta sokakları, meydanları, parkları dolduran insanlar, Tahrir Meydanı’ndan ilham aldıklarını açıkça ifade ettiler. Hatta, Tahrir’e katılan gençleri buldular; aralarına kattılar; konuşturdular. Dünya çapında yeni bir direnme dalgası, el yordamıyla bir dayanışmaya dönüşerek patlak verdi. Bu direnme dalgasının gerçek niteliği, pek beklenilmeyen bir yerde, New York’ta Wall Street’i işgal eylemlerinde teşhis edildi: “Yüzde 99 biziz. Yüzde 1’in tahakkümüne karşıyız. Bu tahakkümü temsil edenlere Hayır!…”

Bu teşhis, Tahrir’le kurduğu dayanışma bağlantılarıyla birlikte, sermaye tahakkümünü hedefleyen sınıfsal bir karşı saldırı çağrısı anlamındadır. Belki de yeni bir Enternasyonal’in ilk filizlerini gözlemekteyiz.
Nasıl, hangi doğrultuda gelişeceğini; başarı derecesini öngöremiyoruz. Bugünden tek bir genelleme geçerli görülüyor: Otuz yıldır insafsızca sağa savrulan “tarihin rakkası” zirveye ulaşmıştır ve “Sol’a salınma zamanı” gelmiştir.

25.12.2011 – 07:30
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/korkut-boratav/sola-salinma-zamani-geldi-49711
http://tr.wikipedia.org/wiki/Korkut_Boratav

Reklamlar

Son dakikada vekile kıyak emeklilik 23.12.2011

Posted in Uncategorized on 24 Ara 2011 by buyukakin

Türkiye, Fransa Meclisi’nde 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifinin yarattığı infiale odaklanırken, TBMM’de emekli milletvekili maaşları Cumhurbaşkanı maaşındaki değişime endekslenerek 2020 yılına kadar süren bir zam yapıldı. Bugüne kadar farklı miktarlarda maaş alan milletvekillerinin emeklilik maaşı şu anda ek ödenekle birlikte en az 7 bin 750 TL olacak. Tüm emekli TBMM Başkanları ve Başbakanların maaşı ise 11 bin 500 TL olacak. Maaşlar 2020 yılına kadar Cumhurbaşkanı aylığında yapılacak artış kadar zamlanacak

ÖNDER YILMAZ, Milliyet-Ankara(1)

TBMM Genel Kurulu’nda Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı görüşülmeye başladığı sıralarda TBMM Başkanı Cemil Çiçek, iktidar ve muhalefet partileri grup başkanvekilleriyle bir toplantı yaptı. Çiçek, emekli milletvekilleri başta olmak üzere milletvekillerinin maaşlarına zam konusunda “Böyle bir düzenleme yapılması yönünde talep var. Ne yapabiliriz? Medya yazacak diye çekinip milletvekilleri kendilerine ilişkin hiçbir adım atamıyor. Bütün gruplar imzalar ve arkasında durursa böyle bir düzenleme yapılabilir. Gruplar olarak çalışma yapabilir misiniz?” diye sordu. Çiçek, bir süre önce 1970’lerde TBMM Başkanlığı yapan Kemal Güven’le görüştüğünü ve eski düzenlemeler doğrultusunda çok düşük emeklilik maaşı aldığını belirterek, “Geçim sıkıntısı çekiyorlar. Çok rahatsız oldum, birşeyler yapmamız lazım” dedi.

Kılıçdaroğlu önce itiraz etti

Ak Parti muhalefetin destek vermesi halinde çalışma yapabileceğini belirtirken, MHP temsilcisi, “iktidar ve ana muhalefet grupları hazırlanacak metne imza atarlarsa biz de atarız” tavrını sergiledi. BDP’nin de düzenlemeye sıcak baktığı belirtilirken, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun itiraz ettiği öğrenildi. Ancak Kılıçdaroğlu, bütün partilerin düzenlemeye sahip çıkacakları güvencesi üzerine düzenlemeye onay verdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Milliyet’in konuya ilişkin sorusuna, “Başbakan’ın ‘Bütün parti grupları onaylıyorsa, düzenleme olabilir’ şeklinde kesin talimatı var” dedi.İktidar ve muhalefet yönetimi, üzerinde çalıştığı emeklilik zammı önergelerini, medya ve milletvekillerindenson ana kadar gizledi. Son dakikada verilen bir önerge ile Emekli Sandığı Tasarısı’na bir madde eklendi.

Düzenlemeyle, TBMM Başkanı, başbakan, bakan ve vekillerin emekli maaşı arttırıldı. Mevcut emeklilik aylıkları, Cumhurbaşkanı maaşındaki değişime endekslendi. Yine verilen bir önergeyle Cumhurbaşkanına ödenmekte olan emeklilik aylığının yüzde 42 oranı, 31.12.2020 tarihine kadar yüzde 60 olarak değiştirildi.

TBMM 4 yıl prim ödeyecek

Düzenlemeyle bugüne kadar farklı miktarlarda maaş alan milletvekillerinin emeklilik maaşı ek ödenekle birlikte en az 7 bin 750 TL, tüm emekli TBMM Başkanları ve Başbakanların maaşı ise 11 bin 500 TL olacak. 2011 yılında seçilen TBMM’deki 220 genç vekil, milletvekili emeklisi olma hakkı kazandı. Başka bir düzenlemeyle, milletvekilliği bitenler, emeklilik hakkını kazanmamış ve herhangi sigortalı bir işte çalışmıyorsa 4 yıl süreyle prim ödemesini TBMM ödeyerek milletvekili statüsünde emekli olması sağlanacak.
Yıl sonunda 10 günlük tatile girecek milletvekilleri bu kez kendilerine çalışarak, düzenlemeleri Genel Kurul’da jet hızıyla kabul ettiler.

Aynı milletvekilleri yanlarından çalıştırdıkları beher 3 danışmanın (3 danışman x 450 vekil =1350 danışman) maaşına bir kaç gün önce % 170 zam yapmışlardı..

CNN-Türk Yeni bir düzenlemeyle milletvekili danışmanının maaşı 2000 TL’den 5400 TL’ye çıkarıldı. TBMM’de önceki gün yürürlüğe giren yeni Teşkilat Kanunu ile Meclis personeline zam geldi..

Milletvekili danışmanının maaşı 2000 TL’den 5400 TL’ye çıkarıldı. Böylece danışmanların alacağı ücret, 11 bin TL maaş alan vekillerin yarısı kadar olacak. Haberturk’ün haberine göre, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in danışmanları 6 bin 446 TL maaş alacak.

Düzenlemeyle 2. danışman statüsü verilen sekreterlerin maaşı da 4 bin 705 TL olacak.
Meclis’te grubu bulunan partilerin danışman sayısı artırılırken, gruplara danışmanlık yapacak kişilerin maaşı da 5 bin 479 TL olacak.

TC de ortalama emekli maaşı

SGK ve TYUİK verilerine göre 72 Milyonluk TC de ortalama emekli maaşı 700 TL. Emeklilik yaşı kadınlarda 60 Erkeklerde 65.. Yıl.

Ortalam ömür 65 yıl olan TC de emeklilik mesarda emeklilik olarak adlandırılırken, 4 yıl vekil olmak kıyak emeklilik için kafi. Vekile 4 yılda; aslına 25 yıl çalışma ile emklilik kıyağı dünyayın hiçbir ileri demokrasisinde yok.

TUIK e göre açlık

TUİK verilerine göre TC de nufusun % 18.8 yani yaklaşık 15 Milyon kişi yoksulluk sınırında yaşamaktadır. DİSK verilerine göre ise TC de 7 milyon kişi her gece yatağa aç girmektedir.

Bu kararları alan kendine müslümanlar listesi (3)

“Kendine Müslüman” Kıyakçı listesi (3)

Bugun AKP’li, CHP’li, MHP’li, BDP’li, KADEP’li ve Bağımsızlar olmak üzere halkın iradesine rağmen, mevcut 12 eylül darbe yasaları ile meklise giren KENDİNE MÜSLÜMAN”lar listesi şunlardır..
Kaydet..

TBMM 24. Dönem Milletvekilleri Listesi
————————————–
ADANA
Murat BOZLAK BDP
Ömer ÇELİK AK Parti
Mehmet N.ÇETİNKAYA AK Parti
Ali DEMİRÇALI CHP
Turgay DEVELİ CHP
Mehmet Şükrü ERDİNÇ AK Parti
Fatoş GÜRKAN AK Parti
Ali HALAMAN MHP
Ali KÜÇÜKAYDIN AK Parti
Osman Faruk LOĞOĞLU CHP
Ümit ÖZGÜMÜŞ CHP
Necdet ÜNÜVAR AK Parti
Muharrem VARLI MHP
Seyfettin YILMAZ MHP
ADIYAMAN
Ahmet AYDIN AK Parti
Mehmet ERDOĞAN AK Parti
Salih FIRAT CHP
Mehmet METİNER AK Parti
Muhammed M.YETİŞ AK Parti
AFYONKARAHİSAR
Sait AÇBA AK Parti
Veysel EROĞLU AK Parti
Ahmet TOPTAŞ CHP
Halil ÜRÜN AK Parti
Kemalettin YILMAZ MHP
AĞRI
Halil AKSOY BDP
Ekrem ÇELEBİ AK Parti
Fatma SALMAN KOTAN AK Parti
Mehmet Kerim YILDIZ AK Parti
AKSARAY
Ruhi AÇIKGÖZ AK Parti
Ali Rıza ALABOYUN AK Parti
İlknur İNCEÖZ AK Parti
AMASYA
Mehmet Naci BOSTANCI AK Parti
Avni ERDEMİR AK Parti
Ramis TOPAL CHP
ANKARA
Yalçın AKDOĞAN AK Parti
Süleyman Sencer AYATA CHP
Sinan Aydın AYGÜN CHP
Ali BABACAN AK Parti
Ayşe Gülsün BİLGEHAN CHP
İzzet ÇETİN CHP
Cemil ÇİÇEK AK Parti
Reha DENEMEÇ AK Parti
Mustafa ERDEM MHP
Cevdet ERDÖL AK Parti
Bülent GEDİKLİ AK Parti
Levent GÖK CHP
Gökhan GÜNAYDIN CHP
Ülker GÜZEL AK Parti
Mehmet Emrehan HALICI CHP
Haluk İPEK AK Parti
Emrullah İŞLER AK Parti
Ahmet İYİMAYA AK Parti
Salih KAPUSUZ AK Parti
Zelkif KAZDAL AK Parti
Bülent KUŞOĞLU CHP
Aylin NAZLIAKA CHP
Nazmi Haluk ÖZDALGA AK Parti
Tülay SELAMOĞLU AK Parti
Seyit SERTÇELİK AK Parti
Fatih ŞAHİN AK Parti
Nurdan ŞANLI AK Parti
Emine Ülker TARHAN CHP
Zühal TOPCU MHP
Yıldırım Tuğrul TÜRKEŞ MHP
Özcan YENİÇERİ MHP
ANTALYA
Gürkut ACAR CHP
Sadık BADAK AK Parti
Deniz BAYKAL CHP
Arif BULUT CHP
Mevlüt ÇAVUŞOĞLU AK Parti
Mehmet Vecdi GÖNÜL AK Parti
Mehmet GÜNAL MHP
Yusuf Ziya İRBEÇ MHP
Osman KAPTAN CHP
Gökcen ÖZDOĞAN ENÇ AK Parti
Hüseyin SAMANİ AK Parti
Yıldıray SAPAN CHP
Tunca TOSKAY MHP
Menderes M.Tevfik TÜREL AK Parti
ARDAHAN
Orhan ATALAY AK Parti
Ensar ÖĞÜT CHP
ARTVİN
Uğur BAYRAKTUTAN CHP
İsrafil KIŞLA AK Parti
AYDIN
Osman AYDIN CHP
Metin Lütfi BAYDAR CHP
Mehmet ERDEM AK Parti
Ali Gültekin KILINÇ AK Parti
Semiha ÖYÜŞ AK Parti
Bülent TEZCAN CHP
Ali UZUNIRMAK MHP
BALIKESİR
Ayşe Nedret AKOVA HP
Ali AYDINLIOĞLU AK Parti
Tülay BABUŞCU AK Parti
Ahmet Duran BULUT MHP
Haluk Ahmet GÜMÜŞ CHP
Namık HAVUTÇA CHP
Mehmet Cemal ÖZTAYLAN AK Parti
Ahmet Edip UĞUR AK Parti
BARTIN
Yılmaz TUNÇ AK Parti
Muhammet R.YALÇINKAYA CHP
BATMAN
Ayla AKAT ATA BDP
Ziver ÖZDEMİR AK Parti
Mehmet ŞİMŞEK AK Parti
Bengi YILDIZ BDP
BAYBURT
Bünyamin ÖZBEK AK Parti
BİLECİK
Fahrettin POYRAZ AK Parti
Bahattin ŞEKER MHP
BİNGÖL
İdris BALUKEN BDP
Eşref TAŞ AK Parti
Cevdet YILMAZ AK Parti
BİTLİS
Vedat DEMİRÖZ AK Parti
Vahit KİLER AK Parti
H. ZENDERLİOĞLU BDP
BOLU
Ali ERCOŞKUN AK Parti
Fehmi KÜPÇÜ AK Parti
Tanju ÖZCAN CHP
BURDUR
Bayram ÖZÇELİK AK Parti
Ramazan Kerim ÖZKAN CHP
Hasan Hami YILDIRIM AK Parti
BURSA
Bülent ARINÇ AK Parti
İsmail AYDIN AK Parti
İsmet BÜYÜKATAMAN MHP
Canan CANDEMİR ÇELİK AK Parti
Hakan ÇAVUŞOĞLU AK Parti
İlhan DEMİRÖZ CHP
Kemal EKİNCİ CHP
Aykan ERDEMİR CHP
Tülin ERKAL KARA AK Parti
Sena KALELİ CHP
Önder MATLI AK Parti
Necati ÖZENSOY MHP
Mustafa ÖZTÜRK AK Parti
İsmet SU AK Parti
Hüseyin ŞAHİN AK Parti
Mustafa K.ŞERBETÇİOĞLU AK Parti
Turhan TAYAN CHP
Bedrettin YILDIRIM AK Parti
ÇANAKKALE
Mehmet DANİŞ AK Parti
İsmail KAŞDEMİR AK Parti
Ali SARIBAŞ CHP
Mustafa S.SOYDAN CHP
ÇANKIRI
Hüseyin FİLİZ AK Parti
İdris ŞAHİN AK Parti
ÇORUM
Cahit BAĞCI AK Parti
Tufan KÖSE CHP
Salim USLU AK Parti
Murat YILDIRIM AK Parti
DENİZLİ
Emin Haluk AYHAN MHP
İlhan CİHANER CHP
Nurcan DALBUDAK AK Parti
Adnan KESKİN CHP
Bilal UÇAR AK Parti
Mehmet YÜKSEL AK Parti
Nihat ZEYBEKCİ AK Parti
DİYARBAKIR
Nursel AYDOĞAN BDP
Emine AYNA BDP
Mehmet Mehdi EKER AK Parti
Şerafettin ELÇİ KADEP
Mehmet Galip ENSARİOĞLU AK Parti
Oya ERONAT AK Parti
Mehmet S.HAMZAOĞULLARI AK Parti
Cuma İÇTEN AK Parti
Mine LÖK BEYAZ AK Parti
Altan TAN BDP
Leyla ZANA BAĞIMSIZ
DÜZCE
Fevai ARSLAN AK Parti
Osman ÇAKIR AK Parti
İbrahim KORKMAZ AK Parti
EDİRNE
Kemal DEĞİRMENDERELİ CHP
Recep GÜRKAN CHP
Mehmet MÜEZZİNOĞLU AK Parti
ELAZIĞ
Şuay ALPAY AK Parti
Sermin BALIK AK Parti
Zülfü DEMİRBAĞ AK Parti
Enver ERDEM MHP
Faruk SEPTİOĞLU AK Parti
ERZİNCAN
Muharrem IŞIK CHP
Sebahattin KARAKELLE AK Parti
ERZURUM
Recep AKDAĞ AK Parti
Muhyettin AKSAK AK Parti
Fazilet DAĞCI ÇIĞLIK AK Parti
Oktay ÖZTÜRK MHP
Cengiz YAVİLİOĞLU AK Parti
Adnan YILMAZ AK Parti
ESKİŞEHİR
Nabi AVCI AK Parti
Bedii Süheyl BATUM CHP
Ülker CAN AK Parti
Ruhsar DEMİREL MHP
Salih KOCA AK Parti
Kazım KURT CHP
GAZİANTEP
Derya BAKBAK AK Parti
Hüseyin ÇELİK AK Parti
Mehmet ERDOĞAN AK Parti
Abdullah Nejat KOÇER AK Parti
İbrahim H. MAZICIOĞLU AK Parti
Mehmet SARI AK Parti
Ali SERİNDAĞ CHP
Ali ŞAHİN AK Parti
Fatma ŞAHİN AK Parti
Mehmet ŞEKER CHP
Şamil TAYYAR AK Parti
Edip Semih YALÇIN MHP
GİRESUN
Nurettin CANİKLİ AK Parti
Mehmet GELDİ AK Parti
S. KARAAHMETOĞLU CHP
Adem TATLI AK Parti
GÜMÜŞHANE
Kemalettin AYDIN AK Parti
Feramuz ÜSTÜN AK Parti
HAKKARİ
Esat CANAN BDP
Selahattin DEMİRTAŞ BDP
Adil KURT BDP
HATAY
Hasan AKGÖL CHP
Adnan Şefik ÇİRKİN MHP
Mevlüt DUDU CHP
Mehmet Ali EDİBOĞLU CHP
Sadullah ERGİN AK Parti
Refik ERYILMAZ CHP
Orhan KARASAYAR AK Parti
Mehmet ÖNTÜRK AK Parti
Hacı Bayram TÜRKOĞLU AK Parti
Adem YEŞİLDAL AK Parti
IĞDIR
Pervin BULDAN BDP
Sinan OĞAN MHP
ISPARTA
Süreyya Sadi BİLGİÇ AK Parti
Süleyman Nevzat KORKMAZ MHP
Ali Haydar ÖNER CHP
Recep ÖZEL AK Parti
İSTANBUL
Celal ADAN MHP
Sabahat AKKİRAY CHP
Abdülkadir AKSU AK Parti
Meral AKŞENER MHP
Engin ALAN MHP
Ferit Mevlüt ASLANOĞLU CHP
Mustafa ATAŞ AK Parti
Aydın Ağan AYAYDIN CHP
Egemen BAĞIŞ AK Parti
Ayşe Nur BAHÇEKAPILI AK Parti
Osman Aşkın BAK AK Parti
İhsan BARUTÇU BAĞIMSIZ
Nimet BAŞ AK Parti
Murat BAŞESGİOĞLU MHP
Osman BOYRAZ AK Parti
Volkan BOZKIR AK Parti
Hüseyin BÜRGE AK Parti
Ercan CENGİZ CHP
Süleyman ÇELEBİ CHP
Muhammed ÇETİN AK Parti
Ahmet Berat ÇONKAR AK Parti
Türkan DAĞOĞLU AK Parti
Gülay DALYAN AK Parti
Ayşe Eser DANIŞOĞLU CHP
Alev DEDEGİL AK Parti
Celal DİNÇER CHP
Ömer DİNÇER AK Parti
Mehmet DOMAÇ AK Parti
Osman Oktay EKŞİ CHP
Ekrem ERDEM AK Parti
Recep Tayyip ERDOĞAN AK Parti
Aykut ERDOĞDU CHP
Gürsoy EROL AK Parti
Ahmet Haldun ERTÜRK AK Parti
Haluk EYİDOĞAN CHP
İdris GÜLLÜCE AK Parti
Mehmet Akif HAMZAÇEBİ CHP
Halide İNCEKARA AK Parti
Ünal KACIR AK Parti
Harun KARACA AK Parti
Atila KAYA MHP
Erol KAYA AK Parti
Tülay KAYNARCA AK Parti
Kemal KILIÇDAROĞLU CHP
Feyzullah KIYIKLIK AK Parti
Osman Taney KORUTÜRK CHP
Mehmet Doğan KUBAT AK Parti
Burhan KUZU AK Parti
Sedef KÜÇÜK CHP
Metin KÜLÜNK AK Parti
Muhammet Bilal MACİT AK Parti
Mehmet MUŞ AK Parti
Nureddin NEBATİ AK Parti
Melda ONUR CHP
Umut ORAN CHP
Kadir Gökmen ÖĞÜT CHP
Ahmet Baha ÖĞÜTKEN AK Parti
Sırrı Süreyya ÖNDER BDP
Ali ÖZGÜNDÜZ CHP
İhsan ÖZKES CHP
Şafak PAVEY CHP
İsmail SAFİ AK Parti
Oktay SARAL AK Parti
Müslim SARI CHP
Mihrimah Belma SATIR AK Parti
Sevim SAVAŞER AK Parti
Fatma Nur SERTER CHP
Mustafa ŞENTOP AK Parti
Hakan ŞÜKÜR AK Parti
Bihlun TAMAYLIGİL CHP
Mahmut TANAL CHP
Sezgin Tanrıkulu CHP
Gürsel TEKİN CHP
Binnaz TOPRAK CHP
Erdoğan TOPRAK CHP
Durmuşali TORLAK MHP
Faik TUNAY CHP
Sebahat TUNCEL BDP
Bülent TURAN AK Parti
Ahmet Kutalmış TÜRKEŞ AK Parti
Abdullah Levent TÜZEL BAĞIMSIZ
İsmet UÇMA AK Parti
Şirin ÜNAL AK Parti
Enver YILMAZ AK Parti
İbrahim YİĞİT AK Parti
İZMİR
Erdal AKSÜNGER CHP
Ali AŞLIK AK Parti
Birgül AYMAN GÜLER CHP
Mustafa Ali BALBAY CHP
Musa ÇAM CHP
Aytun ÇIRAY CHP
Hamza DAĞ AK Parti
İlknur DENİZLİ AK Parti
Ertuğrul GÜNAY AK Parti
Hülya GÜVEN CHP
İlhan İŞBİLEN AK Parti
Erdal KALKAN AK Parti
Mustafa MOROĞLU CHP
Şükran Güldal MUMCU CHP
Oğuz OYAN CHP
Rıfat SAİT AK Parti
Mehmet Ali SUSAM CHP
Aydın ŞENGÜL AK Parti
Ahmet Kenan TANRIKULU MHP
Mehmet Sayım TEKELİOĞLU AK Parti
Rahmi Aşkın TÜRELİ CHP
Rıza Mahmut TÜRMEN CHP
Nesrin ULEMA AK Parti
Oktay VURAL MHP
Binali YILDIRIM AK Parti
Alaattin YÜKSEL CHP
KAHRAMANMARAŞ
Sevde BAYAZIT KAÇAR AK Parti
Mesut DEDEOĞLU MHP
Sıtkı GÜVENÇ AK Parti
Durdu ÖZBOLAT CHP
Nevzat PAKDİL AK Parti
Yıldırım M.RAMAZANOĞLU AK Parti
Mehmet SAĞLAM AK Parti
Mahir ÜNAL AK Parti
KARABÜK
Osman KAHVECİ AK Parti
Mehmet Ali ŞAHİN AK Parti
KARAMAN
Mevlüt AKGÜN AK Parti
Lütfi ELVAN AK Parti
KARS
Ahmet ARSLAN AK Parti
Mülkiye BİRTANE BDP
Yunus KILIÇ AK Parti
KASTAMONU
Emin ÇINAR MHP
Mustafa Gökhan GÜLŞEN AK Parti
Hakkı KÖYLÜ AK Parti
KAYSERİ
Mustafa ELİTAŞ AK Parti
Pelin GÜNDEŞ BAKIR AK Parti
Yusuf HALAÇOĞLU MHP
Yaşar KARAYEL AK Parti
Mehmet Şevki KULKULOĞLU CHP
Ahmet ÖKSÜZKAYA AK Parti
İsmail TAMER AK Parti
Sadık YAKUT AK Parti
Taner YILDIZ AK Parti
KIRIKKALE
Beşir ATALAY AK Parti
Ramazan CAN AK Parti
Oğuz Kağan KÖKSAL AK Parti
KIRKLARELİ
Turgut DİBEK CHP
Şenol GÜRŞAN AK Parti
Mehmet Siyam KESİMOĞLU CHP
KIRŞEHİR
Muzaffer ASLAN AK Parti
Abdullah ÇALIŞKAN AK Parti
KİLİS
Ahmet Salih DAL AK Parti
Fuat KARAKUŞ AK Parti
KOCAELİ
Haydar AKAR CHP
Zeki AYGÜN AK Parti
Muzaffer BAŞTOPÇU AK Parti
Nihat ERGÜN AK Parti
Azize Sibel GÖNÜL AK Parti
Hurşit GÜNEŞ CHP
Fikri IŞIK AK Parti
Mehmet Hilal KAPLAN CHP
Mehmet Ali OKUR AK Parti
İlyas ŞEKER AK Parti
Lütfü TÜRKKAN MHP
KONYA
Mustafa AKIŞ AK Parti
Faruk BAL MHP
Mustafa BALOĞLU AK Parti
Ahmet DAVUTOĞLU AK Parti
Mustafa KABAKCI AK Parti
Mustafa KALAYCI MHP
Atilla KART CHP
Kerim ÖZKUL AK Parti
Gülay SAMANCI AK Parti
Harun TÜFEKCİ AK Parti
Ayşe TÜRKMENOĞLU AK Parti
Hüseyin ÜZÜLMEZ AK Parti
İlhan YERLİKAYA AK Parti
Cem ZORLU AK Parti
KÜTAHYA
Soner AKSOY AK Parti
İdris BAL AK Parti
Alim IŞIK MHP
Vural KAVUNCU AK Parti
Hasan Fehmi KİNAY AK Parti
MALATYA
Veli AĞBABA CHP
Hüseyin Cemal AKIN AK Parti
Öznur ÇALIK AK Parti
Mahmut Mücahit FINDIKLI AK Parti
Ömer Faruk ÖZ AK Parti
Mustafa ŞAHİN AK Parti
MANİSA
Erkan AKÇAY MHP
Uğur AYDEMİR AK Parti
Recai BERBER AK Parti
Sümer ORAL MHP
Hasan ÖREN CHP
Sakine ÖZ CHP
Selçuk ÖZDAĞ AK Parti
Özgür ÖZEL CHP
Hüseyin TANRIVERDİ AK Parti
Muzaffer YURTTAŞ AK Parti
MARDİN
Abdurrahim AKDAĞ AK Parti
Gönül BEKİN ŞAHKULUBEY AK Parti
Erol DORA BDP
Muammer GÜLER AK Parti
Ahmet TÜRK BAĞIMSIZ
Gülser YILDIRIM BDP
MERSİN
Aytuğ ATICI CHP
Nebi BOZKURT AK Parti
Mehmet Zafer ÇAĞLAYAN AK Parti
İsa GÖK CHP
Ertuğrul KÜRKCÜ BDP
Çiğdem Münevver ÖKTEN AK Parti
Ali ÖZ MHP
Ali Rıza ÖZTÜRK CHP
Vahap SEÇER CHP
Mehmet ŞANDIR MHP
Ahmet Tevfik UZUN AK Parti
MUĞLA
Ömer Süha ALDAN CHP
Ali BOĞA AK Parti
Tolga ÇANDAR CHP
Nurettin DEMİR CHP
Mehmet ERDOĞAN MHP
Yüksel ÖZDEN AK Parti
MUŞ
Muzaffer ÇAKAR AK Parti
Demir ÇELİK BDP
Faruk IŞIK AK Parti
Sırrı SAKİK BDP
NEVŞEHİR
Ahmet Erdal FERALAN AK Parti
Ebu Bekir GİZLİGİDER AK Parti
Murat GÖKTÜRK AK Parti
NİĞDE
Alpaslan KAVAKLIOĞLU AK Parti
Ömer SELVİ AK Parti
Doğan ŞAFAK CHP
ORDU
Mustafa HAMARAT AK Parti
İdris Naim ŞAHİN AK Parti
İhsan ŞENER AK Parti
Fatih Han ÜNAL AK Parti
İdris YILDIZ CHP
OSMANİYE
Devlet BAHÇELİ MHP
Durdu Mehmet KASTAL AK Parti
Suat ÖNAL AK Parti
Hasan Hüseyin TÜRKOĞLU MHP
RİZE
Nusret BAYRAKTAR AK Parti
Hasan KARAL AK Parti
Hayati YAZICI AK Parti
SAKARYA
Hasan Ali ÇELİK AK Parti
Şaban DİŞLİ AK Parti
Ayşenur İSLAM AK Parti
Münir KUTLUATA MHP
Engin ÖZKOÇ CHP
Ayhan Sefer ÜSTÜN AK Parti
Ali İhsan YAVUZ AK Parti
SAMSUN
Tülay BAKIR AK Parti
Cemal Yılmaz DEMİR AK Parti
Mustafa DEMİR AK Parti
Ahmet İhsan KALKAVAN CHP
Akif Çağatay KILIÇ AK Parti
Suat KILIÇ AK Parti
Ahmet Haluk KOÇ CHP
Cemalettin ŞİMŞEK MHP
Ahmet YENİ AK Parti
SİİRT
Afif DEMİRKIRAN AK Parti
Gültan KIŞANAK BDP
Osman ÖREN AK Parti
SİNOP
Engin ALTAY CHP
Mehmet ERSOY AK Parti
SİVAS
Hilmi BİLGİN AK Parti
Mesude Nursuna MEMECAN AK Parti
Malik Ecder ÖZDEMİR CHP
Ali TURAN AK Parti
İsmet YILMAZ AK Parti
ŞANLIURFA
Yahya AKMAN AK Parti
Mehmet AKYÜREK AK Parti
İbrahim AYHAN BDP
İbrahim BİNİCİ BDP
Faruk ÇELİK AK Parti
Seyit EYYÜPOĞLU AK Parti
Abdulkerim GÖK AK Parti
Mehmet Kasım GÜLPINAR AK Parti
Mahmut KAÇAR AK Parti
Abdulkadir Emin ÖNEN AK Parti
Halil ÖZCAN AK Parti
Zeynep Armağan USLU AK Parti
ŞIRNAK
Mehmet Emin DİNDAR AK Parti
Selma IRMAK BDP
Hasip KAPLAN BDP
Faysal SARIYILDIZ BDP
TEKİRDAĞ
Tevfik Z. AKBULUT AK Parti
Bülent BELEN MHP
Emre KÖPRÜLÜ CHP
Faik ÖZTRAK CHP
Özlem YEMİŞÇİ AK Parti
Candan YÜCEER CHP
TOKAT
Zeyid ASLAN AK Parti
Şükrü AYALAN AK Parti
Reşat DOĞRU MHP
Orhan DÜZGÜN CHP
Dilek YÜKSEL AK Parti
TRABZON
Koray AYDIN MHP
Erdoğan BAYRAKTAR AK Parti
Aydın BIYIKLIOĞLU AK Parti
Mehmet V.CANALİOĞLU CHP
Faruk Nafız ÖZAK AK Parti
Safiye SEYMENOĞLU AK Parti
TUNCELİ
Hüseyin AYGÜN CHP
Kamer GENÇ CHP
UŞAK
Dilek AKAGÜN YILMAZ CHP
Mehmet ALTAY AK Parti
İsmail GÜNEŞ AK Parti
VAN
Kemal AKTAŞ BAĞIMSIZ
Mustafa BİLİCİ AK Parti
Fatih ÇİFTCİ AK Parti
Nazmi GÜR BDP
Burhan KAYATÜRK AK Parti
Gülşen ORHAN AK Parti
Aysel TUĞLUK BAĞIMSIZ
Özdal ÜÇER BDP
YALOVA
Temel COŞKUN AK Parti
Muharrem İNCE CHP
YOZGAT
Yusuf BAŞER AK Parti
Bekir BOZDAĞ AK Parti
Sadir DURMAZ MHP
Ertuğrul SOYSAL AK Parti
ZONGULDAK
Ercan CANDAN AK Parti
Mehmet HABERAL CHP
Ali İhsan KÖKTÜRK CHP
Köksal TOPTAN AK Parti
Özcan ULUPINAR AK Parti

(1) http://siyaset.milliyet.com.tr/son-dakikada-vekile-kiyak-emeklilik/siyaset/siyasetdetay/23.12.2011/1479201/default.htm
(2) http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/12/17/vekil.danismani.maasina.yuzde.170.zam/640868.0/index.html

(3) http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/milletvekillerimiz_sd.liste

Kestirme Yol Yoktur.. Behice BORAN

Posted in Uncategorized on 20 Ara 2011 by buyukakin

Sosyal Adalet, Sayı 11, Mayıs 1963

Zora dayanan bir hükümet kurup, tepeden inme tedbirlerle toplum yapısında halk yararına gerekli reformları yaparak meseleleri çözümlemek, memleketi kalkındırmak düşüncesinde olanların umutları bir kere daha kırıldı. Ne var ki, hareket başarıya ulaşmış olsaydı bile bizce yine kırılacaktı bu ümitler eninde sonunda.

Bugün, hızla ve adalet içinde ekonomik-kültürel kalkınmayı sağlıyabilmek için gerekli reformların neler olduğu konusunda toplumcu aydınlar arasında genellikle bir anlaşma var. Ancak bu reformları yapabilme düzeyine nasıl ulaşabileceği konusunda fikirler ayrılıyor. Bu reformları yapacak iktidarın halka dayanması gereği de kabul olunuyor, ama halka dayanmak, halkın desteğini kazanmak terimlerinin anlamında bulanıklık var; bunlara farklı mânâlar veriliyor.

Kestirme yol taraftarlarına göre, bir kere iktidar ele geçirildikten sonra halk yararına işler görerek halkın desteği kazanılır, iktidar halka dayandırılmış olur. Bu görüş, halka dayanmayı pasif bir anlamda anlıyor. Oysa bu mânâda halkın pasif desteğini kazanan bir iktidar, mutlaka halkın yararına, halkçı bir idare demek değildir.

DP’de başlangıçta halk tabakaları arasında büyük destek bulmuştu, ama halk yararına halkçı bir idaremiydi? Gerçekten halka dayanan bir iktidar, halkın memleketin idaresinde, reformların tasarlanma ve uygulanmasında, toplum yapısının her kesiminde aktif bir rol oynadığı iktidar şeklidir.

İyi niyetli, namuslu, bilgili, vatansever aydın bir kadronun işbaşına geçtiğini bir an için varsayalım. Böyle bir kadro kendi kuvvetiyle iktidarı alamıyacağına göre, iktidarı kuvvete dayanarak ele alanlar bu kadroyu işbaşına çağıracaklar demektir. İlk soru, çağırırlar mı? Çağırmaları sadece bir ihtimâl, şu veya bu derecede kuvvetli bir ihtimâl, ama yine de bir ihtimâl, bir zorunluk değildir. Çağırsalar tam yetki verirler mi? Verseler, gerçek kuvveti ellerinde tutanlar her an müdahale etmek imkânına sahip değiller midir? İktidarın, bütün rizikolarını göze alarak ele geçirmeyi başaran kuvvetlerin elbette kendilerine göre görüşleri, tutumları olacaktır. İktidar kadrosu ile teknik aydın kadro arasında fikir ayrılıkları, anlaşmazlıklar beliremez mi? Belirmemesi mümkün mü? O zaman kimin sözü geçer, hangi taraf ağır basar?

Dahası var. Memleketi yönetmeye, reformları yapmaya çağırılan kadro toplumu mevcut haliyle bulacaktır; yani, halk kütleleri uyarılıp teşkilâtlandırılmamış, teşkilâtlı bir hareket içinde politik eğitim görüp şuurlanmamış, pasif, yukarıdan yapılan işlere karşı, aydınlara karşı kuşkulu bir durumda. Diğer tarafta ise, henüz bütün iktisadî kuvvetine, yerleşik sosyal gelenek ve değerlerin kendilerine sağladığı nüfuz ve mevkilere sahip hâkim sınıflar.

Üstteki aydın kadro nasıl bu engelleri aşacak da halk tabakalarına ulaşacak, onları, onlardan yana olduğuna inandıracak? Halk yararına reformlar yaparak, tedbirler alarak mı? Ama dünyanın en mükemmel kanun, plân ve tedbirinin bile uygulanmasında aksaklıklar, pürüzler çıkar, bu bir. Halk yararına işlerden netice alınmaya başlayıncaya kadar bir sürenin geçmesi gerekir, bu iki. Ne kadar halkın yararına reformlar da yapılsa kalkınma, uzun bir süre halkın daha fazla, daha randımanlı çalışmasını ve elde edilen gelirin büyük kısmının yiyip içmeye, giyinip kuşanmaya değil, biriktirmeye ve yatırıma ayrılmasını gerektirecektir. Önceden uyardık itimadı kazanılmamış kütlelere bu meseleler nasıl anlatılıp kabul ettirilebilir? Esasen yoksun, iyi beslenmemekten, çalışmaktan yorgun, hayatından şikâyetçi halktan daha fazla, daha randımanlı çalışması, bir süre daha fedakârlıklara katlanması nasıl istenir? İstense de gereken netice alınır mı? Bu da üç.

Anayasa teminatı altında, demokratik, teşkilâtlı politik hareket içinde halk kütleleriyle aydınlar kadrosu kaynaşmadıkça, kütleler kadar aydınlar da bu hareket içinde politik eğitim, karşılıklı itimat, ekip halinde çalışma ve iktidar için demokratik mücadele tecrübesi kazanmadıkça, yukarıdaki şekilde kestirmeden işbaşına getirilecek bir kadro halkın yararına reformları sanıldığı gibi kısa zamanda yapıp başarıyla uygulayamaz.

Karşılaşılacak güçlükler, kaybedilecek zaman, enerji israfı, “uzun yol” denilen teşkilâtlı, demokratik siyasal mücadele yolunun süresinden ve güçlüklerinden daha fazla olacaktır. Üstelik başarı ihtimali de daha zayıf.

Bu çeşit tartışmalarda hep öne sürülen Nâsır’ın “Arap Sosyalizmi” misali de bizim görüşümüzü çürüten değil, doğrulayan bir misaldir. Nâsır iktidarı bugünkü Arap sosyalizmine gelinceye kadar 10 yıl kaybetti, on değerli yıl savunduğu sosyalizmin de nasıl bir sosyalizm olduğu tartışılır bir konu. Her devletçilik ve devletleştirme hareketi halktan yana, halkın yararına değildir.

Sonra, bizim memleketimiz meselelerini bilimsel açıdan kendi gerçeklerimize uygun olarak çözümlemek iddiası nerede kalıyor?

Genellikle “azgelişmiş memleketler” kategorisine girmekle beraber biz ne bir Gine veya Gana’yız, ne de Mısır. Tarihsel gelişmemiz bizi bir demokrasi denemesi düzeyine getirmiş. Bu düzey, Batıda ilk varılan demokrasi düzeyinden, hatta Batıdaki bugünkü düzeyden önemli farklılıklar gösteriyor. Sosyal devlet anlayışını, sosyal adalet ilkelerini getirmiş ve bu ilkelere uygun vatandaşlık hak ve hürriyetlerini teminat altına alan, devlete sosyal vazifeler, yükleyen bir Anayasamız var. Anayasamızın bu muhtevası ile Batıdaki demokratik gelişmelerin uzun safhalarını şimdiden atlamış bulunuyoruz.

İşçilerimiz çok canlı bir sendikacılık faaliyeti, bütün memleket dâvalarına karşı yakın bir ilgi gösteriyorlar. Kendi teşebbüsleriyle, tavizsiz, öz partilerini kurmak suretiyle de siyasal teşkilâtlanma şuuruna varmıya başladıklarını da gösterdiler. Ağır ekonomik baskıların tesiriyle köylümüzde de uyanış belirtileri var. Tarım işçilerimizde teşkilâtlanma istek ve çabası içinde.

Atatürk ilkelerini şekliyle değil, özü ile anlayıp bugünün şartlarına göre yorumlayan, ilerici aydınların, gençliğin sayısı gittikçe artmakta. Bu şartlar altında aydınlarımızın vazifesi, uyanmakta olan halk kütlelerini Anayasa teminatı altında bulunan haklara dayanarak bütün bu hakların kâğıt üstünden hayata geçmesi uğruna teşkilâtlandırmaları, onları memleketin siyaset sahnesinde öz yararlarına aktif rol oynamaya çıkarmaları değil midir?

Böylece, Anayasanın tam ve eksiksiz uygulanmasını engelleyen, kendi çıkarlarına uygun düzenin devamına çalışan kuvvetlere karşı halk, devleti etkileyen gerçek bir politik kuvvet haline getirilmiş olur. Bu demokratik politik mücadele içinde kütleler de, aydın kadrolar da, iktidar ve gerekli reformların yapılması için hazırlanmış olur.

Bu görüş, biz de Batının geçtiği bütün safhalardan uzun uzun geçmek zorundayız, demek değildir. Bizim tarihsel gelişmemiz ve bugünkü şartlarımız ışığında, hem kısa hem başarılı olacak yol Anayasa teminatı altında halk kütlelerini bir an önce teşkilâtlandırıp onları aldatan partilerin tesirlerinden kurtarmak, kendi hakları uğruna politik mücadele yörüngesine sokmaktır.

Geri kalmışlığın zararları yanında bir de faydası vardır: Sosyal gelişme tıkanıklığının biriktirdiği kuvvetler bir kere yol bulunca gelişme ve değişme çok süratli oluyor. Başka kestirme yol bekliyenlerimiz bu arada üç değerli yılı kaybetmiş olduklarını fark etmez görünüyorlar. Bu üç yıl içinde ilerici aydınlarımız halk kütlelerini politik teşkilâtlandırmada güç birliği etseler, halka “eğilmiş” değil, halkla beraber halk için mücadele yoluna gitselerdi, Anayasayı tam ve eksiksiz uygulatmak, reformların yapılmasını sağlamak, şekil demokrasiyi gerçek demokrasi haline getirmek yönünde ne kadar mesafe alınmış olurdu!

Behice BORAN

bu günün aydınlarına, siyasalına kapak ola..
buyukakin
20.12.2011

AKP, CHP’yi Dilimliyor… Prof.Dr.Orhan Bursalı

Posted in Uncategorized on 06 Ara 2011 by buyukakin


İzmir mitingine evet, ama yetmez!
İktidarın muhalefeti boğmak ve tek parti diktatörlüğünü ülkeye yerleştirmek için yaptığı keyfi operasyonlar, baskılar, tutuklamalar karşısında, İzmir mitingi küçük kalır.

CHP farkında mı Türkiye’nin üzerine çöken kıyametin büyüklüğünün!

Ve bu kıyametin bir süredir CHP kapılarından içeri girdiğinin…

AKP, CHP’yi dilimlemeye başladı! CHP’nin yerel iktidarlarını çökertme operasyonu İzmir’de yoğunlaştı!

Mustafa Sönmez’in yazdığı gibi, büyük rant kapısı olan sahillerde iktidarı ele geçirmek istiyorlar; ayrıca RTE’nin başka hiçbir “iktidar” olasılığına olanak tanımayan otoriter yüzü; dış ülkelerdeki tanımlara göre ise iktidarın demokrasi tanımaz “tiran” karakteri.. CHP’yi tamamen safdışı bırakmayı amaçlıyor…

Sadece CHP’yi değil…

Bütün muhalefet partilerinin etkisiz ve göstermelik minik gruplar halinde Meclis’te “temsil” edildikleri sistem, AKP için “en iyi demokratik sistem”dir!

İktidarın damarlarında oluk oluk CHP düşmanlığı, demokrasi düşmanlığı, Mustafa Kemal dönemine ve onun büyük devrimlerine düşmanlık akıyor!

***

CHP “Tehlikenin Farkında mı”? Bırakın ülkeyi! Kendisinin ateşin içine atıldığının farkında mı?

Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de demokrasi mi var!” diyordu önceki gün Cumhuriyet yönetici ve yazarlarıyla buluşmasında…

Evet yok!

Ülkemizde hukuk ve yargı tutuklu!

Hukuk ve yargı tutukluysa, ülkede hiçbir şey normal değildir.

Olağanüstü bir durum vardır! CHP ise “normal düzenin normal partisi” konumunda… Yanıltıcı olan bu durumdur!

AKP sürekli ataklar halinde, dalga dalga ilerliyor.

CHP’de ise “başarı öyküsü” diyebileceğimiz, millete umut verdirecek bir örnek bile yok.

İzmir mitingi tamam.. Ama İzmir Milletvekili Balbay ve Zonguldak Milletvekili Haberal içeride!

Kasıtlı ve keyfi olarak içeride tutuluyorlar… AKP göstere göstere bunu yapıyor! Alay ede ede diyorlar ki “Biz yargıya karışamayız”!

BDP’nin de MHP’nin de milletvekilleri tutuklu!

Hey, Meclis’te bulunuyorsunuz da ne oluyor yani! Bunu hiç kendinize soruyor musunuz?

Madem onları yüzüstü, iktidarın inayetine, “Silivri esirleri” olarak bırakacaktınız, niye milletvekili gösterdiniz ve seçtirdiniz?

Türkiye bu haksızlığa isyan halindedir.. Ahmet Hakan: “Zulüm açıktır. O kadar açıktır ki hiçbir yetkili, hiçbir bakan, hiçbir hukukçu, hatta hiçbir yandaş, ‘Yapılan doğrudur’ diyememektedir.” (*)

Bu haksızlığın üzerine nasıl gideceksiniz ve milletvekillerinizi esaretten nasıl kurtaracaksınız?!

Hepinizin esas görevidir bu!

Şüphesiz yasa değişikliği tasarıları hazırlamanız iyidir.. Ama bunun yetmeyeceğini göreceksiniz…

Ta ki AKP, “artık bırakalım şunları” deyinceye kadar. Eğer serbest bırakırlarsa, bunun bile “rantını” yiyeceklerdir!

“O isterse!”.. “O büyük muktedir”in “kalbi ve gönlü, milletvekillerinin artık demir parmaklıklar arkasında olmasına razı olmadı” olacaktır!

Utanç verici bir şey…

***

AKP size kapıyı açtı, göstermelik bir protokol imzası ile içeri buyur edildiniz ve yemin ettiniz… Hiç de öyle değildiniz ilk günlerde! Aranızda pek çok milletvekili “girelim yemin edelim” demiştir… Sizler de bu baskıya dayanamadınız diyelim…

Eeee ne oldu? Vicdanlarınız sızlıyordur şüphesiz. Girelim diyen milletvekillerinin de sızlıyor mudur! Yoksa, sallarım başımı, alırım maaşımı havasındalar mı?

Millet sizden milletvekillerinizi çıkarmanızı istiyor…

Onları oradan kurtarmanızı!

Bir başarı öyküsü yazmanızı!

Bedeli ne olursa olsun!

Tekrarlıyorum: Bedeli ne olursa olsun!

Partinizi, adamlarınızı, milletinizi ancak böyle canlandırırsınız… Ancak böyle liderlik edebilirsiniz! Çoğalabilirsiniz. Güven verebilirsiniz…

Parti içinde durmadan laga luga eden, başka iş yokmuş gibi CHP’nin ilkelerini gözden geçirelim fasa fisolarını durmadan gündeme taşıyan… AKP’nin saldırılarına karşı tek bir fikir bile üretmeyenler, bırakınız düşsünler!

Olağanüstü dönemlere ancak olağanüstü çaba ve politikalarla karşı konursa parti olabilirsiniz…

Orhan Bursalı

Cumhuriyet 06.12.2011
obursali@cumhuriyet.com.tr

(*) CIA-cemaat varakasından yükselen aşağılık bir ses ise, “Ergenekon’u çökertmek için Balbay’ı serbest bıraktırmaya çalışıyorlar” diyor… Aynı kafada ve nitelikte 180 derecelik bir dönek ise, köşesinden, başka yazarları Ergenekoncu olarak yaftalamak peşinde koşuyor…

NASIL BİR DEMOKRASİ İSTİYORUZ… Server TANİLLİ

Posted in Uncategorized on 04 Ara 2011 by buyukakin


“Tarihin manivelasını -geçici de olsa- tersine çevirmek güçtür; Türkiye’de daha da güçtür. Şimdi ne denli dağınık görünürlerde görünsünler, ülkemizde aydınlığın sahipleri vardır. Aklın ve bilimin tek yol gösterici olduğuna inanan; laiklikten, kadın haklarından, emekten ve düşünce özgürlüğünden yana insanlar, yani gerçekten demokrat kişiler, halkın dostu kalemler ve politikacılar, yıkıntılar arasında demokrasinin yapısını yeniden kurmanın aranışı, giderek kavgası içindedirler. Karanlık güçlerin tüm engellerine ve oyunlarına karşın, geleceğe uzanan yollar açılmak isteniyor.

Ve yollar açılacak.

Aydınlığa yürüyecektir Türkiye; hiçbir karşı güç de bu yürüyüşü durduramayacaktır!..”

Server Tanilli
Strasbourg, 4 Ağustos 2003
-NASIL BİR DEMOKRASİ İSTİYORUZ – Önsöz’den

http://kitap.antoloji.com/nasil-bir-demokrasi-istiyoruz-kitabi/

Sosyalist aydın demokrasi savaşçısı Prof.Dr.Server Tanilli hayatını kaybetti

Posted in Uncategorized on 01 Ara 2011 by buyukakin

Güle Güle Hocam
Ali Sirmen

Melih Cevdet Anday, o enfes cuma yazılarından birinde bir gün Türkiye’nin en büyük sorununun Rönesans – Reform ve Aydınlanmayı yaşamamış olması olduğunu yazmıştı.

Şaşırmıştım, Melih Cevdet Anday bunu nasıl yazabilirdi, o ki, Türk Rönesansı’nın ve Aydınlanması’nın en parlak örneklerinden biriydi.

Melih Bey daha sonra, geç de olsa güdük de kalsa, bir Türk Rönesansı’nın yaşandığını kabul etti ve o parlak zekâsıyla şu saptamada bulunmayı da unutmadı:

– Bu nasıl bir Rönesans ve Aydınlanma ise hem bizleri yaratıyor, hem de Türk İslam sentezini…

Cumhuriyetin tarihine dikkatle bakanların ilk gördükleri şey Türk Rönesansı ve Aydınlanması’dır.

Bu olguyu görmeden Cumhuriyete bakanlar, orada hiçbir şey görmemişler demektir.

Kuşkusuz bu hareket gökten zembille inmemiş, ilk kıpırdanmalar Osmanlı’nın son dönemlerinde başlamıştır.

Türk Aydınlanmasının savaşımcıları sanıldığından fazladır ve her biri de Cumhuriyetin öğretmenleridirler.

Melih Cevdet Anday, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Vedat Günyol, İlhan Selçuk gibi, uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinin 2. sayfasını kürsü olarak kullanmış olan bu ön sırada yer alan Aydınlanma hocaları arasında, Server Tanilli de vardır.

***

Bu aydınlanma hocasını ilk gördüğüm günü çok iyi anımsıyorum. 1961 yılıydı ve bir Medeni Hukuk dersinde kısa boylu biri Hukuk Fakültesi 1. sınıf amfisinin kapısından girip, sağ elinin işaretparmağı ileride, konuşarak ilerledi…

İlk söylediği sözü de anımsıyorum:

– Grotius…

Sonra bir an durakladı ve sordu:

– Grotius’u bilmiyor musunuz?.. Grotius’u hiç duymadınız mı?..

Çok şaşırmıştı.

Bilmiyorum, sonradan altı ciltlik “Yüzyılların Gerçeği ve Mirası” adını alacak olan “Uygarlık Tarihi”ni yazmayı ve bunu ders olarak öğrencilerine okutmayı o zaman mı geçirdi ilk kez aklından.

Türkiye’de aydının ve Aydınlanmacının rolünün yeterince anlaşılmadığını sanırım, her şeyin yukarıdan verildiği, kolayca elde edildiği için kıymetinin bilinmediği yolundaki yanlış düşünce de buradan kaynaklanmaktadır.

Bu düşüncenin bir dayanağı olmadığını bize yaşadığımız olaylar göstermiştir. Türkiye’nin Aydınlanmacıları Cumhuriyetin adsız kahramanları, yirminci yüzyılın örneğine belki başka gelişmekte olan ülkelerde rastlanan ilginç mahluklarıdırlar.

***

Türkiye’nin aydını 20 yüzyılda, geçmişi, bugünü ve geleceği aynı anda nice baskı ve mihneti de sırtlanarak yaşamış, kendine özgü bir yaratıktır.

Onlar, canlarını dişlerine takmış, çok çaba harcamış, çok ağır bedeller ödemişlerdir.

Türk aydınlanmacıları, ateşi tanrıların katından çalıp, insanlara ulaştıran Porometheus gibi cezasız kalmadılar, yaptıklarının bedelini ödediler.

Hapiste, bininci gününü doldurmuş olan, bu kafilenin üstatlarına oranla yenilerinden sayılacak, Mustafa Balbay bunlardan biridir.

Hepimizin olduğu gibi, onun da hocası olan Server Tanilli ise, mahkemeler ve baskılarla dolu geçirdiği yaşamında, Aydınlanmaya sıkılan kurşun ile 7 Nisan 1978’den itibaren boyundan aşağısı felç olarak tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalmıştır.

Ne var ki, bilgenin, devrimcinin özgürlüğünü hiçbir şey alamıyor elinden.

Server Tanilli, tekerlekli sandalyedeki o 33 yılını çoğu kişiyi kıskandıracak bir özgürlük ve verimlilik içinde geçirmiş, kaleme aldığı eserler birbirini izlemiştir.

Aydınlanmanın ateşiyle aydınlanmış olan bu öncü Hoca tüm yaşamını Aydınlanmaya, demokrasiye, emeğin kutsallığına adamış olarak yaşadı.

O hepimizin devrimci hocasıydı.

Ama, o benim hukuk fakültesindeki hocamdı da…

Güle güle Hocam!..

Cumhuriyet 01.12.2011

Aydınlanma, demokrasi ve insan hakları mücadelesine omuz veren Cumhuriyet yazarı Prof. Dr. Server Tanilli son yolculuğuna uğurlanıyor.

İstanbul- Önceki gün hayata veda eden; Sosyoloji, siyaset bilimi ve anayasa hocası, Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Server Tanilli’ye veda için 1 Aralık Perşembe günü saat 10.00’da Cumhuriyet gazetesinde tören yapılacak. Tanilli, törenin ardından Şakirin Camisi’nde kılınacak öğle namazı sonrası Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=296874