NE PARKA, NE NEFTİ YEŞİL…

Denizlerin THKO Davası Savunması’ndan :
“-Türkiye’nin bağımsızlğından başka bir şey istemedim. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz.
Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum!

http://www.turksolu.org/deniz.htm

NE PARKA
NE KIZILTEPE SIRTINDA NEFTİ YEŞİL
NE MAVİ DENİZ’LER..
NE CANLAR…
NE KÖYLÜ GASKETİN ALTINDA SEN BENDEN MAHİR

NE Kİ BENİ SENİ ÖLDÜRELER…
NE Kİ GÖZÜM ÖNÜNDE GÜLEN YÜZÜN SOLDURALAR
NE Kİ İNAN..

BE HEYT
SEN SAVCI… !
SEN KOMUTAN..
SEN HOCAM
SEN CELLADIM..

DUYUN SESİ NEFESİ.
ECEL BOYNUNUZA KIRNAP ..
HA Bİ GAYRET !

İSTE DAR’AĞAÇ
İŞTE BİZ…
KORKMA ÇEK İPİ..
HA Bİ GAYRET !

Deniz GEZMİŞ’in İDAMI ve
General Ali ELVERDİ…

12 Mart Muhtırası radyodan okunur okunmaz, tüm güvenlik güçleri tek bir hedefe kilitlenmişlerdi sanki : Deniz Gezmiş.

Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, 17 Mart 1971’de Şarkışla’da yakalandılar. Muhtıra ile birlikte şapkasını alıp gidiveren düşük Demirel hükümetinin İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu, basını topladı ve Gezmiş’i gösterdi.
-“İşte bu pejmürde adam THKO’nun kumandanıymış. İyi bakın kılığına, kıyafetine, suratına…”
Gezmiş, gazetecilerin önünde bakanı tersledi.
-“Ben THKO kumandanı değil, neferiyim.”
-“Sen kahraman mısın?”
-“Siz de kahraman olduğunuz için istifa ettiniz değil mi? Siz, Demirel’in neferisiniz; ben THKO’nun.”

Gazeteciler gülüyordu. Bozulan Menteşoğlu sertleşti.
-“Nereye gidiyordunuz?”
-“Devrime.”

Menteşoğlu, eliyle duvardaki haritada Sivas’ı işaret etti.
-“Devrim o tarafta mı?”
Gezmiş başını dikleştirip yanıtladı.
-“Devrimin o tarafı, bu tarafı yoktur. Her taraftan gelir.”

9 Eylül 1971’de Deniz Gezmiş ve 20 arkadaşı hakkında idam cezası istendi. General Ali Elverdi’nin başkanlığındaki mahkeme heyeti de anında veriverdi idam cezasını.

* * *

10 Ocak 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam cezaları Askeri Yargıtay’da onaylandı.
İsmet İnönü, “siyasi suçluların idam edilmeleri büyük meseledir” dedi. “Anarşist” , “terörist” , “şaki” diye nitelenen bu gençlere ilk kez İnönü “siyasi suçlu” diyordu. Darbeci Genelkurmay Başkanı Tağmaç’ın canı çok sıkıldı.
24 Ocak günü İsmet İnönü bu kez TBMM’de konuştu ve Deniz Gezmiş’le arkadaşlarının idamlarına açıkça karşı çıktı. Ama Bülent Ecevit’le olan çatışması da sürüp gidiyordu.

3 Şubat’ta, Deniz Gezmiş ve arkadaşları için “tashih-i karar” isteği reddedildi. İsmet İnönü, Süleyman Demirel’le görüştü ve “ordunun görevini ifa edip çekilmesi” düşüncesinde olduğunu açıkladı.

6 Mart’ta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararları TBMM Adalet Komisyonu önüne geldi. Adalet Partililerin oylarıyla idamlar onayladı.
10 Mart’ta, idam cezaları TBMM Genel Kurulu’na geldi.
AP sözcüsü Seyfi Öztürk,
-“Meclisten 17 idam cezası geçti. Neden onlara gösterilmeyen şefkat bu üç gence gösterilsin ki?”
dedi.

CHP adına konuşan Necdet Uğur ise,
– “Gelecekte bir af çıkabilir. Bu nedenle idam cezasında direnilmemelidir. Birgün Türk milleti ve yüce meclis onları affedecekse, geleceği ipotek altına koyma hakkını nereden alırsınız?”
diye soruyordu. Tartışmalar gece yarısına değin sürdü. İsmet İnönü sonunda,
-“Artık tahammülüm kalmadı”
diyerek meclisi terketti.

* * *

Süleyman Demirel, Turhan Feyzioğlu ve Ferruh Bozbeyli’nin de evet oyu kullandıkları oylama sonucu kimi CHP’lilerin 53 kırmızı ve 6 çekimser oyuna karşılık idam kararı 238 oyla onandı.

16 Mart’ta idam kararı bu kez TBMM’den sonra Cumhuriyet Senatosu’na geldi ve çoğunlukla onaylandı. İsmet İnönü, CHP grubunda, idamların iptali için derhal Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını önerdi.

23 Mart’ta Cumhurbaşkanı Sunay idam kararını onayladı ve karar 25 Mart’ta Resmi Gazete’de yayınlandı. CHP, kararın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Bu arada Askeri Yargıtay, Gezmiş ve arkadaşlarının yeniden yargılanma isteğini, TBMM Karma Dilekçe Komisyonu da özel af istemini reddetti. Anayasa Mahkemesi ise, CHP’nin itirazını öz ve biçim yönünden inceleme kararı aldı ve “karara varıncaya kadar infazın durdurulması gerekir” açıklamasında bulundu. Ne ki Sıkıyönetim Mahkemesi de bir açıklama yayınlıyor ve “infazların yerine getirilmesinde yasal engel yoktur” diyordu.

İnfaz Savcısı o kanıda değildi.
-“Karara itiraz için yedi gün süre vardır ve o zamana kadar beklenecektir”
dedi. Üç gencecik insanın idamları konusundaki karşılıklı direniş o boyutlara varmıştı ki, her an olağanüstü bir gelişme bekleniyordu.

27 Mart’ta beklenen oldu. Ama bambaşka bir şekilde.

Geçtiğimiz yılın 30 Kasım’ında Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçmış olan Mahir Çayan ve 8 arkadaşı, ABD’nin Ünye’deki Radar Üssü’nden ikisi İngiliz biri Kanadalı üç teknisyeni kaçırdılar. Deniz Gezmiş ve arkadaşları serbest bırakılmazsa rehineler öldürüleceğini duyurdular.

30 Mart’ta, Çayan ve arkadaşları -bir şoförün ihbarı üzerine- Niksar’ın Kızıldere köyünde kuşatıldılar. Her türlü görüşme istemi reddedildi. 12 saat süren çatışmadan sonra eve yaylım ateş açıldı.

İçeri çelik yeleklerle giren komando ekipleri kaçırılan teknisyenler ile Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Saffet Alp, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Nihat Yılmaz, Hüdai Arıkan ve Sabahattin Kurt’un kurşunlarla delik deşik cesetlerini buldular.

İlginç bir nokta da, öldü sanılan Dev-Genç eski başkanı Ertuğrul Kürkçü’nün ertesi gün evin samanlığında canlı ele geçirilmesi oldu.

29 Nisan’da TBMM, İsmet İnönü’nün “cezalar müebbet hapse çevrilsin” önerisine karşın idamları yeniden ele aldı ve yeniden onayladı.
CHP’li Turan Güneş,
– “Sanki 12 Mart’a neden olan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıymışçasına AP onlardan intikam almaya çalışıyor. Bu denli aymazlık görülmemiştir” dedi.
İsmet İnönü 5 Mayıs’ta bir kalp spazmı geçirdi.

* * *

Ertesi gün İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi 25 yaşındaki Deniz Gezmiş, ODTÜ öğrencisi 25 yaşındaki Yusuf Aslan ve 23 yaşındaki Hüseyin İnan idam edilmişlerdi. Tarihsel lider, suskundu.

Gezmiş ve arkadaşlarına idam cezası veren mahkemenin başkanı General Ali Elverdi’ydi. Kin ve nefret dolu bir adamdı o. Ağzından çıkanı kulağı duymazdı. Arada bir kulağının duyduğunu ise yüreği hiç duymazdı. Yüreği yoktu çünkü. Yüreği olmadığı için 27 Mayıs’a o denli karşı olmasına rağmen susup sinmiş, ancak 21 Mayıs olayından sonra nefretini ortaya dökmeye başlamıştı. 12 Mart’tan sonra bir sağ militan gibiydi.

Gezmiş’lerin idam kararı için pervasızca konuşacak ve
-“Ben sadece adli değil, siyasi kararlar da verdim”
diyecekti.
Yetmeyecek, Menderes, Polatkan ve Zorlu’nun 27 Mayıs sürecindeki idamlarına değinerek
-“12 Mart’ta üç sıfırlık maçı üç – üçe getirdik”
diye konuşacaktı.

O, Ali Elverdi’ydi. Ülkenin yazgısını etkileyen olaylara bir maç gözüyle bakardı ancak. “Deniz’leri asan adam” olmak sıfatını “gururla taşıdığını” söylerdi her yerde. İdam kararını daha mahkeme başlamadan vermişti. Avukat Mükerrem Erdoğan’a, Gezmiş ve arkadaşlarının asılmasından iki ay sonra gözleri bağlı olarak getirildiği Kontrgerilla karargâhında, madeni sesi çın çın öten ve kendisine “albayım” denilen kişi şöyle demişti :
-“Onların işi yakalandıklarında bitmişti.”
Ali Elverdi ise,
-“Ben, görevim idam kararı vermek olduğu için bu kararı verdim”
diyordu. Çünkü, “sadece adli değil, siyasi kararlar da” vermek üzere görevlendirilmişti. Mahkemeye hukukçu olmayan başkan olarak atanması zaten bunun kanıtıydı. Kendisinin itiraf etmesi gerekmezdi.

* * *

6 Mayıs 1972’de idam edildi Deniz ve arkadaşları. O gece, Deniz’in bulunduğu oda kalabalıktı. Çok sayıda subay vardı. Gardiyanlar, Ankara Emniyet Müdürü, Savcı, İnfaz Savcısı, polis şefleri…

Merkez Komutanı General Tevfik Türüng de vardı odada. Avukatlar Halit Çelenk ve Mükerrem Erdoğan da. Ve elbette, Ankara Bölgesi Sıkıyönetim 1 Numaralı Askeri Mahkemesi Başkanı, idam kararını vermiş olan Tuğgeneral Ali Elverdi de oradaydı.

Herkesin yüzü gergindi. Herkes Deniz’e bakıyoırdu. O da onlara. Kimileri önlerine bakmaya başlamıştı az sonra.
Bir tek Ali Elverdi, yüzünde donuk bir gülümsemeyle pencereden dışarıya, darağacına bakıyordu.
O anda Deniz Gezmiş, İnfaz Savcisi Topal Sami’ye (Sami Uğur) döndü ve
-“Ellerimi çözün, dedi. Babama mektup yazmak istiyorum.”
Subaylar ve sivil görevliler bakıştılar. Tevfik Türüng, Ali Elverdi’ye döndü. O, hâlâ pencereden dışarıya, darağacına bakıyordu.

Yanaklarından öptüler birbirlerini. Ve gülerek “Güle güle” dediler birbirlerine.
Hüseyin gittikten sonra Deniz’i ayağa kaldırdılar, ceplerini boşalttılar.
-“Parkam nerede ?”
diye sordu.
-“Burada”
dedi biri.
-“Onu babama verin!”

İnfaz Savcısı, mahkemenin ölüm cezasına ilişkin kararını okudu ve Savcı sordu:
– “Bu karar sana mı ait ?”
Deniz’in başı yukarıya kalktı, gözleri kısıldı.
– “Bu kararı reddediyorum, kabul etmiyorum!”

Savcı mahkemece verilen kararın, askeri yargıtayca onandığını söylelemekle yetindi. İnfaz Savcısının işareti üzerine, masanın üstünde duran gazete kağıdından paket açıldı. İçinden beyaz patiskadan yapılmış kolsuz, uzun bir gümlek çıktı.

Gömleği Deniz’in başına geçirdiler.
Deniz’in ayağındaki botların bağı çözüktü.
– “Bunları bağlayın”
dedi.
Sonra avukatlarına döndü,
-“Cezaevinden yangından mal kaçırırcasına kaptılar bizi. Postallarımın bağını bağlamaya bile zaman bulamadım. Bari şimdi bağlasınlar. Asıldığımda, postallarım ayağımdan düşsün istemiyorum..”

Bir gardiyan Deniz’in postallarının bağlarını bağladı. İnfaz Savcısı, “Hadi Deniz” dedi.
O, avukatlarına baktı,
-“Hoççakalın, herkese, bütün devrimcilere selâm…”
Yürüdü.. İki yanında birer gardiyan vardı. Gardiyanlar kolunu tuttular.
-“Bırakın”,
diye bağırdı,
-“bırakın kendim giderim.”
Arkasında otuz kişiye varan bir görevli grubuyla koridorlardan geçti, avluya çıktı Deniz.

Duvar dibine kurulmuş ve hafif aydınlatılmış darağacına doğru yürüdü. Masaya, oradan da duraklamadan tabureye çıktı. Başını öne uzatarak ilmiği kendi boynuna geçirmek istedi, başaramadı. Masanın başında bekleyen cellat ilmiği iki eliyle çekti, genişletti, Deniz’in boynuna geçirdi.

– “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın isçiler, köylüler!
Kahrolsun emperyalizm!”

O ana değin sessiz duran Ali Elverdi birden bağırdı :
– “Çek şunun ipini!”
Cellat öne atıldı, tabureyi çekti. Saat 01.25’ti..

O, Ali Elverdi 1974 yılının 16 Ekim’inde AP’ye girdi. “Yuvamı buldum” dedi. Yuvasını ve sonra da müstehakını buldu ip çektirme uzmanı.

Em. Amiral Vedii Bilget’in Girdap-II adlı yapıtından… http://www.katman.info/dgezmis.htm

12 Eylul faşit darbesi katliamlari..
06 Mayıs 1972 ve TC tarihine not !

derleme, buyukakin 06.05.2004

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: