‘Deniz Yaşasaydı…’

Deniz’in yakın arkadaşı Mustafa Lütfi KIYICI’dan

Deniz’in ve arkadaşlarının bugün yaşamış olsalar sistemin muhalifi olacağını söylemek, ezilen/sömürülen emekçi kitlelerden yana tavır alacağını söylemek, demokrasi ve sosyalizm savaşımı içerisinde olacağını söylemek, yaşamını, mahkemelerdeki duruşunu, kardeşinin bilim adamı olmasını vasiyet ettiği son mektubunu, idam sehpasındaki son sözlerini bilenlerce falcılık olmasa gerekir.

“Güzel insanlar, beyaz atlara bindiler, gittiler” söyleminde geride kalanın hüznü gizlidir. Birlikte gitmeyişinde haklılıklar olsa da bir burukluk yaşar. “Acabalar” kemirir beynini… Oysa bilirsin ki o doğruluğunu bildiği/inandığı yolda gidecektir, çaresiz.

Bir akademisyenden fantezi içeren, cevaplamam istenen bir soru aldım.

Soru bazı yakın arkadaşlarıma da gönderilmişti. Cevabımı, her 6 Mayıs’ta, “Anıları önderimiz olsun!” demenin ötesine geçememenin çaresizliği ile sizlerle paylaşıyorum.

Soru: Deniz Gezmiş yaşasaydı, dünyaya, Türkiye’ye ve bugünün yakıcı sorunlarına nasıl bakardı?

Bu soru yöneltilirken verilecek her cevabın spekülasyon olacağı bilinir. O halde böyle bir soru neden yöneltilir, amaç ne diye düşünmek gerekir.

Olumsuz düşüncelerden arınarak ve popüler kültür tuzağına düşmeden, düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

İnsana, insanın düşüncelerine yön veren, oluşturan yaşanılan ortamdır. Zaman ve mekân şartları düşüncelerimizi oluşturur.

Deniz’lerin yaşadığı ortam soğuk savaş şartlarıdır. Dünya iki kutupludur. Bir yanda sosyalist blok, diğer yanda kapitalist blok. Bunu Deniz, “Çağımız, devrimcilerin Amerikan emperyalizmini adım adım kovaladığı çağdır. (…) Çağımız biz yaştakilerin Vietnam’da, Dominik’te, Meksika’da Amerikan emperyalizmine karşı dövüşerek öldüğü çağdır” diye tarif eder.

Vietnam savaşı önce Fransa’ya sonra ABD’ye kök söktüren ve zafere doğru ilerleyen bir doğrultudadır. Bu ABD’nin egemenliği altındaki ülke devrimcilerinde büyük umutlar yaratmaktadır. “Emperyalizm kâğıttan kaplandır” stratejik söylemi yaygındır ve bu pratikte doğrulanmaktadır. Küba devrimi ve ölümünden sonra popüler kültürün bir parçası haline getirilen Che efsanesi doruk noktasındadır. Burnumuzun dibinde Filistin kurtuluş savaşı vardır.

Bu ortamda gerilla romantizmi kaçınılmazdır. Yaygınlaştırılan gerilla savaşını özendiren kitapların birinde Marigella zaten gerillanın romantik olması gerektiğini öğütlemektedir.

Deniz bu ortamda yaşamıştır. 2. Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak istemektedir. Başlatan kişi olmak istemektedir. Başarıya ulaşıp ulaşmamak değil, başlatmak önemlidir onun için. “Arkası gelir nasıl olsa…” onun sözüdür.

Bunun için ölmek, ölümü küçümsemek Deniz’de hep vardır. Adli Tıp dersinde Şemsi Gök Hoca’nın kitabında idam edilenin, düşüş şiddetiyle omurlar arası kopma olacağından acı duymadığını yazması/söylemesi Deniz’in şakacı kimliği ile bütünleşerek “Hiç de önemli değilmiş ya…” sözlerine dönüştüğünde, bizlere -o zamanlar bir anlam veremesek de- yıllar sonra 40 dakika ipin ucunda kaldığında acıyla anımsadığımız zifiri kara acı veren bir anıdır.

Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in Mamak Cezaevi’nde idam sahnesini seremoniye çevirdiklerini, oyun haline getirdiklerini yaşayanlardan dinleyenleriniz olmuştur.

Egemenlerin legal olanak vermediği, zahiri gerekçelerle sık sık cezaevine attığı, faşist odakların fiili saldırılarının hedefi haline getirilen Deniz’in devrimci arkadaşları gibi faili meçhule kurban edileceği yaygın bir kanı haline dönüştüğü için, uzun yaşama şansı bulacağı tartışmalıdır.

Nitekim hiç kan dökmediği, 1961 Anayasası’nı savunduğu “açık olmasına” rağmen Yusuf ve Hüseyin ile birlikte intikamcı, vicdan sınırlarını zorlayan bir anlayışla asılmıştır.

Sorunun cevabına gelirsek; Deniz’in 68’in Avrupa’daki gençlik liderleri gibi iktidar partileri içersinde yer alacağını düşünmek mümkün değildir. Cengiz Çandar benzer bir konuda bizlere bu tür cevaplar verdiği için bunu yazdım. Ancak o günün perspektifi ile bugünü değerlendirmek de zor ve falcılık olur.

Şu söylenebilir, Deniz devrimci ve sosyalist bir kişidir. “Boş zamanlarını değil boylu boyunca ömrünü vereceksin devrime” sözünü sık sık tekrarlayan ütopyası uğruna, kişisel hiçbir kaygı taşımadan ölümü göze alan bir kişiliktir. Halkımız böylelerinin heykelini dikiyor… Unutulmuyorlar.

Deniz’in ve arkadaşlarının bugün yaşamış olsalar sistemin muhalifi olacağını söylemek, ezilen/sömürülen emekçi kitlelerden yana tavır alacağını söylemek, demokrasi ve sosyalizm savaşımı içerisinde olacağını söylemek, yaşamını, mahkemelerdeki duruşunu, kardeşinin bilim adamı olmasını vasiyet ettiği son mektubunu, idam sehpasındaki son sözlerini bilenlerce falcılık olmasa gerekir.

Sevgi ile kalın.
Hak bilir olmanız dileği ile.

Mustafa Lütfi KIYICI
‘Deniz Yaşasaydı…’
Cumhuriyet 05.05.2011 s.2

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: