Şubat, 2011 için arşiv

28 Şubat 1997 Kararları…. 28.Şubat.2011 TC’sinde değişen ne?

Posted in Uncategorized on 28 Şub 2011 by buyukakin

28 Şubat 1977 MGK kararlari Anti-Amerikancı Mili Görüşcü referanası İslam Cumhuriyeti olan Necmeddin Erbakan’a verilmiş bir “muhtura/uyarı” idi.. 28.Şubat 1997 TC’si ile 28.Şubat.2011 TC’sinin mukayesesini yapabilmek adına 28.Şubat 1997 kararlarını hep birlikte yeniden okuyalım;

Millî Güvenlik Kurulu’nun 28 Şubat 1997 tarih ve 406 Sayılı Kararına Ek-A (rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler:

1-Anayasamızda cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4’üncü maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması icin mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır.

2-Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Millî Eğitim Bakanlığı’na devri sağlanmalıdır.

3-Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihraklarin etkisinden korunması bakımından:
a-8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı.
b-Temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği Kuran kurslarının Millî Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

4-Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık, aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü, milli eğitim kuruluşlarımız, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır.

5-Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı, bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı’nca incelenerek mahalli yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordine edilerek gerçekleştirilmelidir.

6-Mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.

7-İrticai faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek TSK’yi dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının silahlı kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalıdır.

8– İrticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasadışı örgütlerle irtibatları nedeniyle TSK’dan ilişkileri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkan verilmemelidir.

9– TSK’ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalıdır.

10-Bu maddenin tam metnini Turkiye’nin uluslararası ilişkilerini ilgilendirdiği için yayınlayamıyoruz.

11-Aşırı dinci kesimin Türkiye’de mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.

12-T.C. Anayasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasası ve bilhassa Belediyeler Yasası’na aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır.

13-Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye’yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalıdır.

14-Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.

15-Kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtari örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır.

16-Özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalı ve bu tür yasadışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile öngörülmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalıdır.

17-Ülke sorunlarının çözümünü “Millet kavramı yerine ümmet kavramı” bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yollardan önlenmelidir.

18-Büyük Kurtarıcı Atatürk’e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındakı 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.

Bu metin ; 28 Şubat 1997 tarih ve 406 sayılı MGK Kararı’nın Eki’dir.

kaynak :http://tr.wikisource.org/wiki/28_%C5%9Eubat_Kararlar%C4%B1

Vereni, muhatabı, günceli ile yorum sizin…

buyukakin
27.02.2011

Erbakan’ın Haziran 2011 seçim stratejisi neydi ?

Posted in Uncategorized on 27 Şub 2011 by buyukakin

Prof.Dr.Necmettin Erbakan TC siyasalında kendine özgü söylem ve uygulamaları ile kah iktidarda kah muhalefettede bulunmuş, yargılanmış, hüküm giymiş, affa uğramış, yeniden siyaset sahnesine dönmüş bir parlamenterdi. Ülkeye katkı ve zararlarının değerlendirilmesi elbet bu günden yarına TC nin siyasi tarihi içinde tartışılmaya devam edilecek .

85 yaşına bakmadan, kendi rahle-i tedrisatından geçen RTE ve AKP iktidarına karşı muhalif mücadele cephesi açan Erbakan’ın çok önemsediği Haziran 2011 seçimlerine ilişkin stratejisi neydi ?

Meclisde 4.parti

Erbakana % 10 seçim barajı nedeni ile TBMM ne girme şansı olmayan AKP dışında merkez muhafazakar sağ ile güç birliğine girişmek ve bu oyları toparlayarak Meclise AKP, CHP, MHP dışında “dördüncü bir parti”olarak girmeyi tasarlanmakta idi..

Bu gün Erbakan’ın Demokrat Parti içinde yeni bir yapılanmaya yönelik kendisine haber yolladığını dillendiren Çiller, Erbakan’ın “Demokrat Parti içinde bir araya gelir miyiz?” görüşmenin detaylarını açıklamadı.(1)

Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan ile yaptığı görüşmenin ardından 3 Eylül 2010 da 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ziyaret etmişti. Bu görüşmeler, Erbakan’ın, SP Genel Başkanı seçilmesinin ardından ittifaka yönelik arayışlar yeniden gündeme gelmişti.

Demokrat Parti kaynakları, “… Eğer Cindoruk ile Erbakan anlaşma sağlayabilirse ittifakın çatısı kurulmuş olur. Şener de yer alır. Yurt Partisi lideri Sadettin Tantan’a, Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker’e, Hak ve Eşitlik partisi Genel Başkanı Osman Pamukoğlu’na da çağrı yapılır. Merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakâr kesim içinden Sadi Somuncuoğlu, İlhan Kesici, Mustafa Özbek gibi bazı isimler de bu ittifak listesinden aday gösterilebilir. İttifak, DP çatısı altında yapılır ve diğer partilerin adayları DP listesinden seçime girerler. …” (2) açıklamalarında bulunmuştu.

Seçim öncesi olası ittifaklar konusunda, “Ülkemiz, milletimiz için gereken ne ise hepimiz onu seve seve yerine getiririz” diyen Erbakan 03.Kasım.2010 Abdullatif Şener ile tekrar bir araya gelmişti. (3)
25.Kasım.2010 da ise BBP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Topçu ile buluşan Erbakan iki partiyi ”kardeş” olarak nitelendirerek, görüşmelerinde Türkiye ve dünya gündemine ilişkin konuların değerlendirdiklerini bildirmişti. (4)

Bir dönem koolisyon ortağı olduğu Ecevit gibi tedavi için gittiği Özel Hastane de şifa bulamadı ! 27 şubat 2011 de vefat ederek Siyaset Sahnesinden ayrıldı..

Erbakanın 2011 Seçim Projesinin Önemi

Erbakanın seçim projesi çok önemlidir. Meclise AKP, CHP, MHP ve bağımsız olarak girecek BDP dışından 4 üncü bir partinin % 10 barajını geçerek girmesi halinde AKP nin “Tek Başına Hükümet” kurma olasılığı bitecektir.

AKP nin tek başına hukumet kuramaması tüm anti demokratik uygulamaların, yolsuzlukların sorgulanabilmesi olanak sağlayacaktor. Ayrıca dokunulmazlıkların kaldırılarak TBMM de yargı dosyaları bekleyen başta Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül olmak üzere diğer vekil ve şahsiyetlere yargı süreci açılacaktır.

Muhafazakar merkez sağdaki liderlerin kişisel varoluşları ve siyasal söylemlerini demokratik yoldan TBMM ne taşımalarının tek yolu, “kamburlarını bir kenara bırakıp” seçime sağda tek bir pati ve tek bir ortak liste ile girmeleridir.

Bu kendileri için de, ekmeğini yedikleri suyunu içtikleri TC için de son şanstır. Umarız AKP ve MHP dışındaki “Muhafazar Sağ” bunu görür.

buyukakin
27.02.2011

(1) http://www.internethaber.com/olmeden-once-cillere-ne-haber-yolladi-331115h.htm
(2) http://www.gazete5.com/haber/merkez-sag-da-demirel-destekli-ittifak-arayisi-tantan-sener-erbakan-22-ekim-201-51501.htm
(3) http://www.posta.com.tr/siyaset/HaberDetay/Erbakan__Abdullatif_Sener_le_gorustu.htm?ArticleID=49113
(4) http://www.yirmidort.tv/politika/bbp-genel-baskani-topcu-erbakan-la-gorustu-haber-13380.htm

Yüz milyonlarca liralık şüpheli ihaleleri AKP’li vekilin eskiden ortak olduğu aile şirketinin aldığı ortaya çıktı.. Elazığ vekile uzandı

Posted in Uncategorized on 27 Şub 2011 by buyukakin

İhaleler aile şirketlerine AKP’li Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu ve üst düzey belediye yöneticileri hakkında “ihale yolsuzluğu” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında “belediye ihaleleri” de mercek altına alındı.

Soruşturmanın odağında AKP Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk’ün eskiden sahibi olduğu aile şirketi “Hazar Limited Şirketi” ve yönetiminde yine Öztürk’ün yakın akrabalarının bulunduğu “Öztürk Limited Şirketi” bulunuyor.

Yine, sadece, tek başına Raporda, 2009 yılında iki şirketin Elazığ Belediyesi’nden 183 milyon 441 bin TL’lik ihale aldığı belirtildi. En son Temizlik İşleri Müdürlüğü ihalesini de 137 milyon TL’ye Hazar Limited aldı. İhale şartnamesi alan 10 şirketin itirazının idarece reddedildiğinin kaydedildiği raporda, en çok yer alan cümle “Fakat yine sadece tek başına Hazar Limited Şirketi’nin yeterlilik alarak ihaleyi aldığı” oldu.

AKP Elazığ Belediye Başkanı Selmanoğlu ve belediye üst düzey yöneticileri hakkında ihale yolsuzluğu iddiasıyla başlatılan soruşturmanın odağında, AKP Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk’ün aile şirketi var.

AKP’li Elazığ Belediye Başkanı M. Süleyman Selmanoğlu ve üst düzey belediye yöneticileri hakkında “ihale yolsuzluğu” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında “belediye ihaleleri” mercek altına alındı. Soruşturmanın odağında ise AKP Elazığ Milletvekili Tahir Öztürk’ün eskiden sahibi olduğu aile şirketi “Hazar Limited Şirketi” ve yönetiminde yine Öztürk’ün yakın akrabalarının bulunduğu “Öztürk Limited Şirketi” bulunuyor. Yolsuzluk soruşturmasında şüpheli bulunan ihaleleri AKP’li vekilin eskiden ortak olduğu aile şirketi alırken; yüzmilyonlarla ifade edilen ihaleleri veren belediye yönetimine müfettiş raporunda “ağır suçlamalar” yöneltiliyor.

2009 yılında iki şirketin aldığı ihale toplamı “183 milyon 441 bin TL” olarak hesaplandı. En son 2010-2014 yılları için Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün 56 aylık hizmet alımı ihalesini de “137 milyon TL”ye yine AKP’li vekil Öztürk’ün aile şirketi Hazar Limitedaldı. Bu son ihale raporda, “İhaleye katılmak üzere 17 şirketin şartname aldığı, bu şirketlerden sadece 4 adetinin ihaleye katıldığı ancak sadece Hazar Limited Şirketi’nin yeterlilik alarak teklif sunduğu, ihalenin tek yeterlilik alan Hazar Limitet Şirketi’ne kaldığı, ihaleye şartname alan 17 şirketten 10 tanesinin itiraz ettiği, bu itirazların idarece reddedildiğinin anlaşıldığı, götürü usulde ihale olduğu” ifadesiyle yer aldı.

İhaleyle ilgili raporun sonuç bölümünde, “Hazırlanan idari şartnamelerin bu şirketlerin (Hazar ve Öztürk Limited şirketleri) yeterlilik alabileceği diğer şartname satın alan şirketlerin yeterlilik alamayacağı şekillerde düzenlendiği” tespiti yapıldı. Raporda en çok yer alan cümle ise, Fakat yine sadece tek başına Hazar şirketinin yeterlilik alarak ihaleyi aldığı” şeklinde karşımıza çıkıyor.

Selmanoğlu ve belediye yöneticileri hakkında “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla hazırlanan ve Mülkiye Başmüfettişi İhsan Yiğit’in “yolsuzluk ve rüşveti” kapsadığı için direkt Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı‘na sunduğu raporun sonuç bölümünde söz konusu Hazar şirketi hakkında, “Elazığ Belediyesi’nin bilhassa 2006 yılı sonrasındaki ihale iş ve işlemlerinin düzenli olmadığı, farklı birimler arasında kiralanan araçlara ödenen bedeller arasında kabul edilebilir makul ölçüleri aşan aşırı farklar olduğu, Elazığ Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün ihalelerinin devamlı Hazar Sosyal Hizmetler Limited Şirketi’nce yine 2009 yılından itibaren Fen İşleri Müdürlüğü’nün araç kiralama işlerinin Hazar Sosyal Hizmetler Limited Şirketi’nce yerine getirildiği” bilgisine yer verildi.

İki şirketin (Hazar ve Öztürk) bazı ortaklarının aynı isimler olduğuna dikkat çekilen ve yargıya intikal eden raporda aynen, “İhale mevzuatına göre gizli tutulması gereken yaklaşık maliyetin ihaleye katılan şirketlere veya başkalarına ulaştığı izlenimi veren kuvvetli şüphelerin bulunduğu; bu durumun belediyenin bu dört biriminden ihale alan şirketlerin daima yaklaşık maliyetin hemen biraz altında fiyat teklif etmelerinden de görülebileceği” yazıldı.

AYKUT KÜÇÜKKAYA -Cumhuriyet 27.02.2011
http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=em&em=cu/cumhuriyet/w/c01.html

KİM KİME DUM DUMA… Behiç AK

Posted in Uncategorized on 24 Şub 2011 by buyukakin

http://www.cumhuriyet.com.tr/

“Kullanılmaya açık” ayaklanmalar..

Posted in Uncategorized on 23 Şub 2011 by buyukakin


Eğer bir ülkedeki ayaklanma, açık bir işgalden kurtulmayı amaçlamıyor ve bağımsızlığı hedeflemiyorsa…

Veya o ayaklanma; mevcut üretim ilişkilerini değiştirmeyi, üretim araçlarının mülkiyet yapısını tersyüz etmeyi planlamıyorsa, yani sosyalist bir içeriğe sahip değilse…

Bilin ki, o ayaklanma, “küresel güçlerin kullanımına açık” bir ayaklanma demektir

Olaya bu açıdan bakıldığında, Tunus’tan başlayarak, tüm Kuzey Afrika’yı ve Orta Doğu’yu saran direnişleri de, tıpkı eski Sovyet Cumhuriyetleri’ndeki “Turuncu Devrimler” gibi, “alacalı bulacalı devrimler” kategorisine sokmak yanlış olmaz…

Beşiktaş taraftarlarının “Erkek adam renkli takım tutmaz” sloganından yola çıkarak, “Adam olacak kitleler, renkli devrim yapmaz” diyesi geliyor insanın…

***

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan ayaklanmaların ortaya çıkardığı en net sonuç, ayaklanmanın yaşandığı ülkelerin bir belirsizlik içerisine sürüklenmesi, güçlerini ve etkilerini yitirmeleridir…

Dolayısıyla, bu ülkelerin, bölgede bir savaş çıkması durumunda, bırakın o savaşa müdahil olacak gücü kendinde bulmaları, seslerini çıkaracak mecallerinin kalmayacağı aşikardır…

O nedenledir ki, “Büyük Ortadoğu Projesi” peşinde koşanlar; ayaklanmanın gündemde olduğu ülkeleri, bir o yandan, bir bu yandan çekiştirip durmaktadırlar…

Voice Of America Televizyonu’nun (Amerikanın Sesi Televizyonu) bölge ülkelerinin tümünden izlenebilecek onlarca Arapça, Farsça uydu kanalına aynı anda start vermesi boşuna değildir…

“İsrail’in NATO’ya dahil edilmesi” düşüncesinin konuşulmaya başlanması ve NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’in bu çerçevede İsrail’i ziyaret etmesi önemsenmeyecek bir gelişme olarak değerlendirilmemelidir…

***

Özetle söylemek gerekirse, bölgede küresel güçler, ele geçirdikleri enerji kaynaklarını korumak için, her türlü manevrayı yapmaktadır…

Hedef İran yönetimidir…
İran’da başlatılan direniş de bu çerçevede değerlendirilmelidir…
İran Azerileri’nin da dahil edileceği ayaklanmaları, diğerlerinden ayıran bir özellik var…
Bu ülkede daha önce fitili ateşlenen direniş hareketleri başarıya ulaşmadı ve bu ayaklanmaların da başarı şansı zayıf…
O nedenledir ki; küresel güçlerin, bir yandan kazanı içerden kaynatıp İran’ı zayıf düşürmeye çalışmaları, diğer yandan da dışardan askeri bir müdahaleyi devreye sokmaları büyük olasılık…

***

İşte, geçen yılın sonlarında artık iyice ayyuka çıkan Füze Kalkanı Projesi de bu askeri müdahalenin, yani İran’a yönelik bir savaşın işaret fişeği…

NATO ülkelerinin Savunma Bakanları 9 Mart’ta toplanacak…
Hemen ardından, Nisan ayında da Dışişleri Bakanları…
Haziran ayı içerisinde de projeye son şeklinin verilmesi bekleniyor…
Malum, küresel güçler, İran tehdidinin bir an önce sonlandırılmasını istiyor…

Nitekim, ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Cartwright, geçtiğimiz Haziran ortalarında, “İran tek bir nükleer bomba için bir yıl içinde yeterli derecede zenginleştirilmiş uranyumu, 3-5 yıl içerisinde de nükleer silahı üretir” dememiş miydi?…

***

O günlerde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ağzından, “Bu nükleer mesele ya diplomasiyle hallolacak ya da Irak’ta gördüğümüz şeyler olacak. Irak’ta gördüğümüz şeyleri görmeye tahammülümüz yok. Aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz” cümleleri dökülmemiş miydi?…

Gül’ün son İran gezisi ile ilgili olarak İsrail istihbarat örgütüne yakınlığıyla bilinen Debka’nın, “Gül’ün Tahran’da protestocularla görüşmek istediğini, ancak Ahmedinejad’ın kabul etmediğini” ileri sürmesi ilginç bir detaydı…

Debka, İran’da, “Halka zıt gidilmemeli” mesajı vermeyi ihmal etmeyen Gül ile Ahmedinejat arasındaki gerginliğin ortak basın toplantısına da yansıdığına dikkati çekti…

Mısır’da olaylar patlak verdiği zaman, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da benzer tepkiler verdiğini de göz önünde bulunduracak olursak, Türkiye malum füze kalkanı meselesinde, “İran’a karşı cephede” yer alacak gibi görünüyor…

Peki, AKP tabanına bu durum nasıl izah edilecek?…
Canım orasını hiç düşünmeyin siz…
“Üyeleri İran’a kaçan” Hizbullah’ın yapacağı bir-iki eylem, AKP tabanını bile bir anda İran karşıtı yapıverir…
AKP’li olmayanların da İran’ı dost görecek hali yok ya…

Recep KABAN
19 Şubat 2011
http://www.gazetecileronline.com/yazar/67-recep-kaban-kullanilmaya-acik-ayaklanmalar.html

Geçmiş olsun ey Cemati Müslümin

Posted in Uncategorized on 23 Şub 2011 by buyukakin

Libyada, Ortadoğuda ne oluyor ?

Libyada TC’den yüklenicilere 50 milyar dolarlık iş

2010 yılını TC’li müteahhitler Libyada 12,5 milyar dolar müteahhitlik hizmetleri + 2 milyar dolar dış ticaret yaklaşık 15 milyar dolar lik ticari ilişki ile tamamlandı.. Devam etmekde olan tüm projeler Libya halkının kalkışması ile süresi belirsiz bir biçimde bitti.
Öte yandan surası da bir gerçek ki 4,5 milyon Libyalı ortalama ayda 90 TL ye yasiyordu. Libyada çalışan TC yurttaşı işçilere ise TC’li müteahhitler üzerinde ortalama ayda 1.000 – 1.500 TL ödeniyordu…
Tüm bu iş ve müteahhitlik hizmetlerinin dağılımı Libya Devlet Kuruluşları ve Kaddafi ailesinin işbirlikçi yerel şirkletleri üzerinden yapiliyordu.

Ne pahasına ?

4,5 milyon Libyalının ayda 90 TL ye çalışması Kaddafi ve şürekası tarafından soyulması pahasına.
Kaddafi kimin petrolunun gelirini har vurup harman savuruyor Türkiyeli müteahhitlere gelecek 10 yıl içinde 50 milyar dolarlık iş vaadediyordu?
Libya halkının…

Libyadan ABD ve AB’ye 200 Milyar Dolarlık iş

Libya’nın gelecek on yıl için planladığı toplam ticaret hacmi 200 milyar dolardı.
Benzer şekilde düne kadar Alman, İtalyan, Fransız İspanyol müteahhitlik firmaları da bu soyguna ortakdı.. ABD ve İngiltere ve bazı diğer AB ülkeleri dolaylı yoldan milyar dolarlık petrol karşılığı silah ve sinayi ürünü satıyor, Türkiye dahil tümü, Libya Halkının sömürülmesine ve ulusal kaynaklarının peşkeş çekilmesine göz yumuyorlar, paylarına düşeni büyük bir iştahla ceplerine indiriyor ve afiyetle yiyorlardı.

Hangi devrim ne devrimi? Oranj’mı?

Şimdi Libya halkı bu soyuguna ve Kaddafi ve ailesine karşı kalkışma içinde. Kalkışmanın lideri yok.
Perde arkasında gerçek düzenleyicisi US-IS elemanı ajan provakatörler ve patronları BOP eş başkanı Barrak O.
Tunusda Mısırda Libyada aynı tezgah, ayni senaryo…

Projenin amacı faşist diktatörlerin kendi ceplerine attıkları milyar dolarları bu kez kollektif bir piyasa ekonomisi ile öncelikle ABD’ye ve eş zamanlı Almanya, İtalya, İngiltere, Fransa ve İspanya’ya akıtmak.. Daha, daha, tüm kaynakları tüketene kadar herşey emperyal sermayeye..

Aynen Irakda savaşla, TC’de Kemal DERVİ ve BOP eş başkanı RTE ile gerçekleştirildiği gibi “ileri demokrasi ve refah getiriyorum” yutturmacası ile Libyada, Mısırda, Tunusda tüm Ortadoğuda kalıcı ve global kapitalist yapılanmayı kurmak ve inşaası aşamasında AB ve ABD li şirketlere yeni pazarlar açmak, yerel halkların tüm ulusal varlıklarına serbest piyasa ekonomisiyle bu kez tamamen çökmek !

“Geçmiş olsun TC yurttaşları “, “Geçmiş olsun Irak halkı” dediğimiz gibi, geçmiş olsun Libya, Tunus, Fas, Cezayir, Suudi A., Ürdün, Lubnan, Suriye, Filistin, Yemen; Katar Halkları..” Sende bekle sıranı İran halkı..

Geçmiş olsun-bir türlü ulus devlet olamayan olsa da parçalanma eşiğindeki- ey Osmanlının eski Ümmeti..
Geçmiş olsun ey Cemati Müslümin..

buyukakin
23.02.2011

GERİLEYEN TÜRKİYE Yahut Başbakana ÖĞÜTLER

Posted in Uncategorized on 23 Şub 2011 by buyukakin

Nazım Aşağıdaki dizeleri 1955 de yazmışdı.
Yıl 2000’li yıllar vs, bu yıl.. Copy and Paste : ” O, Basın hürriyetini yok ediyor… Basında kendisini tenkit edenleri hapse atıyor… Siyasi muhalefeti eziyor…” Değişen ne ?
buyukakin
23.02.2011


Nev York Tayms gazetesi 29 Aralık 1954 tarihli sayısında “Türkiye Geriliyor” başlıklı bir başyazı yayımladı. Bu başyazıda şöyle satırlar var :O – Adnan Menderes – Basın hürriyetini yok ediyor… Basında kendisini tenkit edenleri hapse atıyor… Siyasi muhalefeti eziyor... Menderes işçilere grev hakkını tanıyacağını vaad etmişti… Halbuki en kısa grevler için işçileri takip ediyor…”

Ben, Nâzım Hikmet, Nev York Tayms gazetesinin satırları arasında kalan yazıları da okudum. Bu satırların arasındaki satırları aynen aşağıya geçiriyorum.

GERİLEYEN TÜRKİYE YAHUT, ADNAN MENDERES’E ÖĞÜTLER

Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes.
Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes.

İlle de asıp kesmek geliyorsa içinden
Ezmekte devâm et Barışçılar’ı, ama sen
Meselâ Yalçın’ı da tıkıyorsun deliğe (1)
İhtiyarcık sana azıcık cilve yaptı diye,

Git, koş, elini öp, af dile, yüzünü güldür,
O, yalnız altın kafeslerde öten bülbüldür.
O, matbaalar yıktırıp kitaplar yaktıran, (2)
O, büyük demokrat, O, hürriyetçi kahraman,
Moskova’yı atomlayalım diyen insancı…
Kendine acımazsan bize bir parça acı.

A be Adnan Menderes, böyle bir dal kesilmez,
Böyle şaşkınlıkların sonu da iyi gelmez…

Şu muhalefetle de alıp veremediğin ne?
Niye öyle hışımla yürüyorsun üstüne?
Kore’ye asker gönderdin de “Hayır” mı dedi?
“Kan aktı hesabı sorulmalıdır!” mı dedi?
Orduyu emrimize verdin, ses çıkardı mı?
“Olmaz olsun” mu dedi Amerikan yardımı?
Feryat mı etti “İstiklâl elden gitti” diye?
Zavallı, sımsıkı sarılmış demokrasiye :
“Başvekil merasimsiz karşılanmalı” diyor. (3)
Bir de bazan coşarak “Hayat pahalı” diyor.
Bu aksoylu muhalefeti ezilir görmek
Türkün Batılı dostlarını pek üzüyor pek. (4)

Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes.
Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes.

Hani, her işte bizden örnek alacaktın ya?
Hürriyet nizamına sâdık kalacaktın ya?
Vaadettin tanımadın işçinin grev hakkını.
O hakkı bizim tanıdığımız gibi tanı.
Elli istiyorlarsa ateş aç, sonra beş ver.
Ama ufak tefek grevlerde anlayış göster.
Sendika liderlerinizin birçoğu zaten
bizde olduğu gibi emir alır polisten.

Niye telaşlanıp kaybedersin vekarını?
Hem de kırarsın liderlerin itibarını?

Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes,
Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes.

Senin bindiğin dallar ve bindiğimiz dallar,
Unutma bu dallardan başka asıl ağaç var,
öfkeyle homurdanan yarı çıplak, yarı aç,
bizi silkip atmaya fırsat kollıyan ağaç…

Nazım Hikmet RAN 1955


(1) Adnan Menderes tevkif ettiği gazeteciler arasında Hüseyin Cahit Yalçın’ı da hapise attı.
(2) 1945 yılında Tan gazetesi başta olmak üzere birçok gazete, dergi matbaası yıkılıp yağma edilmiş, meydanlarda kitaplar yakılmıştı. Bu faşist sürülerine “İleri” emrini Yalçın vermişti.
(3) Burjuva muhalefet gazeteleri ve partileri, Adnan Menderes’e İstanbul’a filan gelip gidişlerinde merasim yapılmasına itiraz ediyorlar.
(4) Nev-York Tayms yazısını şöyle bitiriyor: “Bu durum Türkiye’nin Batıdaki dostlarını kederlendirmektedir.”

kaynak : http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/gerileyen_turkiye_yahut_adnan_menderese_ogutler.htm