AKP “denetlenmemek için” hangi yola başvurdu? Prof. Dr. Oğuz OYAN

Anayasa’nın 160. maddesinde tanımlandığı üzere, “Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir gider ile mallarını TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.” (…) “Mahalli idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi Sayıştay tarafından yapılır.”

Görüldüğü gibi Sayıştay TBMM adına denetim yapmaktadır; ama bazılarının yanlış anladığı gibi TBMM’ye bağımlı da değildir. Sayıştay, özünde kamu ve toplum adına denetim yapan bağımsız bir anayasal kuruluştur. Yurttaşların kamu giderlerini karşılamak üzere üstlendikleri vergi ve benzeri yükümlülüklerin amacına uygun harcanıp harcanmadığının gene toplum adına denetlenmesi, modern demokrasilerin en belirleyici tarihsel özelliğidir. Dolayısıyla, Sayıştay gibi bir kurumun bağımsızlığının gözetilmesi sadece siyasilerin görevi değil tüm yurttaşların titizlenmesi gereken bir konudur.

Peki, hal ve gidişat bu yönde midir? Ne yazık ki hayır. Sayıştay’ın bağımsızlığına darbeler 12 Eylül rejiminin hazırladığı ortamla başlamıştır. 12 Eylül’ün siyaset sahnesine soktuğu ANAP-Özal döneminde Sayıştay siyasi hesapların hedef kurumu yapılmıştır. Asıl kırılma, Sayıştay’ın 32 olan üye sayısını yüzde 50’lik bir artışla yani 16 ek üye artışıyla 48’e çıkaran Özal operasyonuyla gerçekleştirilmiştir. Sayıştay üye adaylarının önce Sayıştay Genel Kurulunda belirlenmesi ve daha sonra TBMM’den geçmesini gerektiren yasa hükmü, Sayıştay’ı bir kerelik devre dışı bırakarak 16 ek üye artı boş olan 5 üyeden oluşan 21 üyeyi doğrudan TBMM’ye getiren bir istisnai yasa hükmüyle çiğnenmiştir. Yani Sayıştay’ın 48 üyesinin 21’i (yüzde 44’ü!) iktidar partisinin torba listesiyle oluşturulmuştur! Bu torba listeden Sayıştay üyesi yapılanlardan biri daha sonra gene Özal tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine taşınmış ve bugün bilindiği gibi Yüce Mahkeme’nin başkanlığına kadar yükselmiştir.

Özal döneminde Sayıştay’ın devre dışı bırakılması bununla sınırlı kalmamış, Özal döneminin simgesi olan ve bütçe gelirlerinin yüzde 55’i kadar bir gelire hükmeden kamu özel fonları da, kendi kuruluş yasalarında, Sayıştay denetimi dışına çıkarılarak anayasal bağımsız mali denetimin önü kesilmiş ve yolsuzluklara kapılar ardına kadar açılmıştır.

AKP döneminde TBMM’den geçen üye yenilemeleri de iktidarın siyasi tercihlerini yansıtmıştır. 19 Kasım 2009’da TBMM’den geçirilen bir AKP milletvekilinin kanun teklifiyle ise, Sayıştay denetçi yardımcılığına giriş sistemi de nesnel ölçütlerden uzaklaştırılarak kayırmacılığa ve keyfiliğe açık bir yapı oluşturulmuştur.

Şimdi iki haftadır TBMM’de Sayıştay yasasını tümden değiştiren bir düzenleme görüşülüyor. İşin ilginci, böylesine kapsamlı bir düzenleme Meclis gündemine bir Hükümet tasarısı olarak değil AKP milletvekillerinin kanun teklifi olarak getiriliyor. Daha çarpıcı olan ise, “milletvekillerinden gelen” bu teklif, AKP Grubu kararıyla “temel kanun” olarak görüştürülüyor. Yani her bir madde üzerinde görüşülmüyor, 30 maddesi bir madde (bölüm) olarak ele alınıyor; sadece bölüm içindeki maddeler üzerine önergelerde 5’er dakika söz alınabiliyor. Başka deyişle AKP, Sayıştay üzerine planladığı yeni operasyonun milletvekillerince derinliğine tartışılmasını istemiyor. O Sayıştay ki TBMM adına denetim yapmakla görevlidir!…

SAYIŞTAY KANUNU NİÇİN DEĞİŞTİRİLİYOR?

Peki, niçin bu değişiklik? AKP Teklifinin genel gerekçesine göre “Sayıştay’ın TBMM’ye rapor verme görevi, mevcut kanunda bu göreve ilişkin yetersiz düzenlemeler sebebiyle gereği gibi yerine getirilmemektedir”. Acaba? Yoksa ortada sadece bir niyetsizlik meselesi mi var? Kaldı ki, 5018 sayılı “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu”nun getirdiği raporlama görevleri de eklendiğinde, Sayıştay’a ve raporlama sistemine ilişkin yasal düzenlemelerin yetersizliğinden söz etmek bir çarpıtmadan başka anlama gelmemektedir. Sayıştay’ın bir eksikliği varsa, o da bağımsız denetime ilişkin kurumsal kültür ve zihniyet yapısının yetersizliğidir ki onun çaresinin bir AKP düzenlemesinde olduğunu düşünmek safdillik olacaktır.

Nitekim AKP kendisi hakkında bazen iyimserliğe kapılanları uykularından uyandıracak şokları vermekte hiç duraksamıyor; “Tanımlar” başlığını taşıyan ikinci madde 20 Ekim tarihinde görüşülürken kendi kanun teklifine değişiklik önergesi vererek “performans denetimi” tanımını metinden çıkarıyor. Böylece denetimden kaçışın yeni bir adımını atmış oluyor. Düzenlemenin gerçek amacını ele vermiş oluyor. Tabii anlamak isteyenlere…

Aslına bakılırsa, Referandumda oylanan Anayasa paketiyle yerindelik denetiminin kaldırılması ile şimdi Sayıştay Kanununda performans denetiminin dışlanması birbiriyle çok uyumlu düzenlemelerdir. Böylece iktidarın istediği “dikensiz gül bahçesi” (yani “denetimsiz icraat ortamı”) hızla oluşturulmaktadır. Bağımsız yargı ile bağımsız denetimden kaçış bir bütündür; bunun ortak anlamı, demokrasiden kaçıştır. Kişisel veya partisel güç yoğunlaşması ile demokrasinin ilerlemesi arasında ters orantılı bir ilişki vardır. Güç yoğunlaşmalarını frenleyebilmek ancak bağımsız yargı ve bağımsız denetim sayesinde gerçekleşebilir. Aksi durum, frensiz bir arabaya benzer; sonuçta hangi felaketlere yol açacağını kestiremezsiniz ama mutlaka bir felaketle biteceğini tahmin edebilirsiniz.

Peki Başbakan neden denetimden hiç hoşlanmaz? Bunu anlamak için RTE’yi İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden itibaren izlemek, TBMM’de hakkında birikmiş fezlekelerinin niteliğine bir göz atmak ve dokunulmazlıkların sınırlandırılmasına karşı verdiği şiddetli tepkilere bakmak mümkündür.

Prof. Dr. Oğuz OYAN
oyan@tbmm.gov.tr
kaynak Odatv.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: