STK’mı yoksa DKÖ’mü

AB ve ABD emperyalizminin guncel hedefi, ulus devletleri parcalamak ve kucuk parcalara ayrilmis devletcikleri diledikleri bicimde yonetmek ve global emperyalizme kole etmektir.

Globallesme sureci olarak sunulan yutturmacanin altinda “parcala bol yonet” felsefesi yatmaktadir.

Hedef ulkenin icinde bulundugu cografyanin jeo politik durumuna gore “parcala bol yonet” yontemi;
• “-Yugoslavya ve Gurcistan orneginde oldugu gibi- kimi zaman o ulkeyi olusturan etnik unsurlar arasinda savas cikarmak;
• -Afganistan ve Irak orneginde oldugu gibi- kimi zaman o ulkenin kukla yonetimine sahte evrensel insani degerleri cignedigi ve o ulkeye demokrasi getirmek adina sicak savas acmak;
• Birlesik Devletler (Rusya) Toplulugu ve TC de oldugu gibi- kimi zaman ise ulke icindeki isbirlikcilerine dernek, vakif, siyasal parti vb orgutler kurdurarak o ulke yurttaslarini kendi cikarlari cercevesinde yonlendirmek ve iktidara kendi yandasi kukla hukumetleri getirmek”
seklinde ortaya cikmaktadir.

Ulke icinde dernek, derneklerden olusan platform, vakif, siyasal parti kurdurmak ve/veya mevcut bulunanlari satin almak ve veya populer olanlarının içerisine yönetim kurulu üyesi veya sade üye kisvesi altında ajan provakatörler yerleştirmek, omurgasız, herhangi bir siyasalı olmayan nötr görünüşlü bu elementlerle derneği içten teslim alma ve hareketi sönümledirme, dernek bileşenlerini birbirine düşürme girişimi en yaygin yontemdir. Bu yontem ile genis halk kitlelerinin dernekler aracılığı ile örgütlenmesini engellemektedir. SOROS taktiği ile güçlü dernekler içden çıkarılan çatışmalar ile amip gibi bölünmekte yüzlerce tabela derneğine dönüşmektedir. Bugun TC de SOROS destekliler hariç 65.000 civarında Tabela Derneği mevcuttur.

AB ve ABD emperyalizmi ile is birligi icine girebilecek muhtemel kisiler ulke ici istihbarat agi ile tesbit edilmekte bu kisilerin dernek kurmasi ve veya dernek yonetimine getirilmesi, yurt ici ve yurt disinda egitilmesi saglanmaktadir.

Yandas yonetimce ele gecirilen platform, dernek, vakif ve/veya meslek orgutu ve/veya sendika “demokrasinin yerlestirilmesi, insani degerlerin yuceltilmesi; semt, kent cevresel faktorlerin iyilestirilmesi ve/veya meslek, beceri ve/veya hobi edindirme, haklarin suvunulmasi” perdelemesi altinda AB_D fonlari ile beslenmektedir.

Gunumuzde AB ve ABD ilgi alanina giren cografyada “AB ve ABD fonlari ile fonlanmamis” dernek vakif, sendika, meslek odasi, siyasal parti bulmak “deveye hendek atlatmaktan zor”dur.

Ayrica TC orneginde oldugu gibi siyasal partiler, vakiflar, meslek odalari, dernekler yasalari, gercek demokratik katilimci yonetimlerden uzaklastirilarak aynen TC de oldugu gibi nerdeyse omur boyu degismez ve/veya ayni felsefeyi tasiyan-sozde el degistiren- yonetimlere teslim edilecek bicimde duzenlenmektedir.

Genis halk kitlelerin demokratiklesme ozlemleri Sivil Toplum Kurulusu olarak adlandirlan yapilar ile yonlendirilmektedir. Burdaki Sivil Topluk Kurulusu deyimi kasten secilmektedir. mevcut devlet sekline ve yonetimine uzaklastirma ulkenin ordusuna yabancilastirma hedeflenmektedir.

Sivil Toplum Kurulusu soyleminden amac toplumu “Devlet /Asker Resmi ideoloji” ile “Sivil Halk -devletin calisani ve/ya asker/ordu mensubu olmayan-“ bicimde iki farkli kampa ayirmaktir. Bu soyleme ve tuzaga dusmemek gerekmektedir.

STK – Sivil Toplum Kurulusu ile DKO – Demokratik Kitle Orgutu deyimleri kasten biribirleri ile karistirilmaktadir. DenizDeniz Feneri Dernegi (1), Doga ve Insan Sagligi Dernegi (2) vbg ve benzeri bir kisim dernek vakif ve cematler STK adi altinda yurttaslara sunulmaktadir.

SSCB nin dagilmasi sureci ile olusan Birlesik Devletler (Rusya) Toplulugu ulkeleri; Polonya, Uyrayna, Lityanya, Slovakya, Gurcistan, Turkmenistan, Azebaycan da; Yugoslayvanin dagilma surecinde ve sonrasinda olusan Karadag, Sirbistan Kosova, Makedonya’da en sonu Gurcistanin ulusal butunlgunun sona ermesi ile ortaya cikan Gurcistan, Abhazya ve Guney Osetya siyasal olusumlarinin yapi taslari, “Portakal Rengi Devrimlerin Elementleri STK lar”dir.

Genis halk kitlelerinin, yasama, barinma, calisma, saglik, adil yargilanma ve insan halklari gibi evrensel degerlerini savunmanin “Sivili veya Resmisi/Askerisi” olmaz. “Demokratik ve Anti-Demokratik olani” sozkonusudur.

Portakal Rengi Soros Devrimlerinin elementi anılan bu STK lar ise; Örgutlu toplumun yapi taslari ise SOROSUN ÇOÇUKLARINDAN korunmuş bağımız dernek, meslek odası ve sendikalardir.

Belirlenen bir amac etrafindan bulusan yurttas obekleri olan dernekler toplumsal orgutlenmenin ilk basamagi.. Elbet her dernegin bir kurulus amaci var, ancak dikkat edilir ise her ozgur dernek marjinal toplumsal fayda ve toplumsal muhalefet anlaminda paydasi..

Ister Kanarya Sevenler; Ister x semti; Ister bir emek sinifi dernegi olsun, toplumsal fayda toplumsal muhalefeti; Birbirimizi anlayarak, tahammul ederek, dinleyerek, ajan provakatörleri deşifre edip kulağından tutup atarak, dayanisarak ancak en onemlisi gerçek yurtseverleri otekilestirmeden icselletirerek orgutlenmeli ve yola devam etmeliyiz.

Bu cervede Prof Dr Alpaslan ISIKLI’nin “STK deyimi” adli makalesini paylasarak devam edelim;

STK DEYİMİ ÜZERİNE

Prof. Dr. Alpaslan Işıklı
Tum Ogretim Uyeleri Dernegi (TUMOD) Genel Baskani

Oyle anlasiliyor ki STK (sivil toplum kurulusu) deyimi, bazi Bati dillerindeki NGO deyiminin karsiligi olarak kullanilmaktadir. NGO deyimi, Ingilizce “hukumet disi orgut” anlamina gelen sozcuklerin bas harflerinden turetilmistir. Nicin “hukumet disi orgutler” yerine “sivil toplum kuruluslari” deyiminin kullanildigi oteden beri zihnimi kurcalamistir. Ustelik, bizim dilimizde bazi hukumet disi yapilanmalari ifade etmek uzere “demokratik kitle orgutleri” deyimi de bulunmaktadir. Son zamanlarda onun da unutulmaya terk edilmis olmasi ayrica anlamli gorunmektedir.

Bu konudaki sorularin gorunen yanitlarinin olmayisi, ister istemez gorunmeyen bazi nedenlerinin bulunmasi olasiligini akla getirmektedir. Bir sure once, sivil toplum kuruluslari deyiminin ilk defa kimin tarafindan ortaya atildigini tesadufen duydugumda, bu konudaki dusuncelerim biraz daha kamcilanmistir. Bana anlatildigina gore, bir zamanlar TKP’ye yakinligiyla bilinen ve gunumuzde de Soros destekli bir vakfin yoneticisi olan birisi, ulkemizde bu deyimi ilk defa kendisinin ortaya attigini bizzat aciklamistir.

Sivil toplum orgutleri deyimi, toplumda var olan temel nitelikteki bazi celiskileri gizlemek ve bazi gercekleri saptirmak amaci gudenler bakimindan kolaylik saglayici cagrisimlar icermektedir. Bu noktada, ozenle ve oncelikle belirtilmesi gerekir ki bu deyimi kullanan herkesin ayni amaci guttugu asla dusunulemez. Bir deyim su veya bu nedenle yerlesiklik kazaninca, onun arka planinin dusunmeden kullanilmasi, kacinilmasi mumkun olmayan bir aliskanlik ve hatta zorunluluk haline gelebilir.

Sivil toplum orgutleri deyiminin, ister istemez, toplumda asker ve sivil olmak uzere iki ayri kesimin bulundugu gercegine ozel bir vurgu getirdigi aciktir. Oysa onemli olan asker-sivil ayirimi degildir. Onemli olan demokrat olmak veya olmamaktir.

Ote yandan, hukumet disi olmanin, demokrat olmakla ozdes bir durum sayilmasi da yanlistir. Bu tur bir yargi, her turlu devleti bir butun olarak ve mutlak anlamda demokrasi ve ozgurluklerin karsiti bir olusummus gibi gormenin dogal uzantisidir. Boyle bir degerlendirme, “devleti kucultme”, daha acik bir deyisle ulus devleti ortadan kaldirarak kuresel imparatorlugu guclendirme yonundeki planlarla mukemmelen ortusen anarsistce yaklasimlarin destegi de saglanmak suretiyle giderek yayginlastirilmaktadir.

Sivil nitelendirmesinin, demokratik olmak gibi bir anlami cagristiracak yonde kullanilabilir olmasi, genis olcude, 12 Eylul 1980’ni yanlis degerlendirmekten ve 12 Eylul kosullarinin dogurdugu carpitmalardan kaynaklanan bir durum olarak gorunmektedir. 12 Eylul’un demokrasimizde ciddi yikimlara yol acmis oldugu yadsinamaz. Ancak, 12 Eylul’un yalnizca ve istisnasiz bir butun olarak askerlerin eseri oldugu yargisinin yanlisligi da ortadadir. 12 Eylul donemindeki demokrasi disi uygulamalarda bas rolleri oynamis olan bazi sivillerin isimlerini burada siralamaya ne yer bulunabilir, ne de gerek vardir.

Asker vardir, degme sivilin olamayacagi kadar demokrat olmustur, Ataturk gibi. Sivil vardir, degme askerin olamayacagi kadar demokrasi dusmani olmustur, Hitler gibi, Mussolini gibi.

Ataturk zamaninda ulkemize siginmis olan Alman bilim adamlarindan Prof. Hirsch, 12 Eylul doneminde yazdigi YOK’u elestiren bir yazisini “her general, Ataturk degildir” cumlesiyle bitirmisti. Bu sozu bir baska cumleyle tamamlamak yanlis olmayacaktir: Her general, Kenan Evren degildir.

Sivil toplum orgutleri gibi bir siniflandirma, gunumuzun egemen egilimlerine uygun dusen bir baska yanlisligi da birlikte getirmektedir. Gunumuzdeki moda, yerden mantar biter gibi biten bir takim vakiflari ve bir takim sozde tarikatlari toplumsal ve siyasal yasamin baslica unsurlari haline getirme yonundedir. Bunlari sendikalar ve derneklerle birlikte gosteren ve fakat yurtsever, anti-emperyalist askerleri dislayan boyle bir siniflandirmanin dogurdugu tehlikeyi gormemek elbette ki mumkun degildir. Sozde tarikatlarin ve vakiflarin demokratik bir yapilanmaya sahip olmadiklarini aciklamaya gerek yok. Bu duruma ek olarak sivil toplum kurulusu denilen tum olusumlarin, buyuk bir hizla, emperyalist ulke kaynaklarindan akan paralar kullanilmak suretiyle Ataturkcu veya daha genel ifadeyle gercek aydinlarin kokunu kurutma ve sozde aydinlar turetme planlarinin araci haline donusturuldugune tanik oluyoruz.

Bu durum ulkemizle sinirli degildir. James Petras, ayni surecin daha once Latin Amerika’da nasil yasandigini soyle anlatmaktadir:

“Gecmiste Latin Amerika, Gramsci’nin “organik aydinlar” olarak adlandirdigi, emperyalizme ve kapitalizme karsi yurutulen siyasal ve toplumsal mucadele ile dogrudan baglantisi olan yazarlara, gazetecilere ve siyasal iktisatcilara sahipti. Bu aydinlar sendikalarin, ogrenci hareketlerinin ya da devrimci partilerin bir parcasi konumundaydilar. Che Guevara, Kolombiya’da Camilo Torres, Peru’da Luis de la Puente, Sili’de Miguel Enriquez, Arjantin’de Roberto Santucho ve Uruguay’da Julio Castro binlerce olmasa da yuzlerce entelektuel icinde, yasamini ulkelerinin toplumsal mucadeleleri ile birlestirmis aydinlardan sadece birkaciydi. Bu organik aydinlar sonucta, entelektuel kesimin diger bilesenlerinin davranis normlarini da insa ettiler. Siyasal ve kisisel anlamda belirginlesen bu organik aydinlar, diger binlerce aydin icin az ya da cok yakinlastiklari bir olcut konumuna geldiler. Latin Amerikali aydinlar varoluslarina dair tercihlerle ugrastiklari icin, mesleki firsatcilik ve siyasal adanmisliklar arasinda suregelen icsel bir mucadele soz konusuydu. Bu mucadele artik yok, uzun zaman once ortadan kayboldu ve arastirma merkezlerine bagli yeni aydin kusagi tarafindan unutuldu. Simdi esas sorun, en kolay erisilebilir yabanci fon kaynagindan akacak buyuk miktardaki paranin en iyi nasil guvence altina alinacagi. “(1)

Bu yolla, STK denilen orgutlerin kuresel egemenler tarafindan ele gecirilmis olmalarinin, mevcut iktidarin kuresel planlara uygun hareket etmesini kolaylastiran sonuclar dogurdugunu goruyoruz. Bunun en son ornegi, Ceza Yasasinin 301.maddesinin kaldirilmasi girisiminde kendisini gostermektedir. Siyasal iktidar yetkilileri, bu yondeki taleplerin Batili dostlarimizdan” geldigini itiraftan kacinmiyorlar. Ancak, Turkiye Cumhuriyeti’ne ve Turk ulusuna alenen hakareti suc olmaktan cikaran bir degisikligi onlarin istegiyle yapmis olduklarini halka anlatmak gibi bir zorluklari vardir. Bu zorlugu bazi STK’lere siginarak asmak cabasi icindeler. Iktidar yetkilileri, bazi STK’lerin temsilcilerini cagirmislar ve 301. maddenin degistirilmesi talebinin onlardan gelmis oldugu gibi bir goruntu saglamayi denemislerdir. Ne var ki mizrak cuvala sigmiyor; hukumet tarafindan goruslerine basvurulan ve aralarinda ADD/Ataturkcu Dusunce Dernegi(2) ve TUMOD/Tum Ogretim Uyeleri Dernegi(3) vb gibi DKO demokratik kitle orgutleri’nin yer almadigi, STK denilen o kuruluslarin da dolar ve avronun sozcusu haline getirilmis olduklarini bilenler biliyor.

Sonuc olarak, vatan sairimiz Namik Kemal’in dediklerini animsayalim:
“Zulmun topu var, gullesi var kal’asi varsa
Hakkin da bukulmez kolu donmez yuzu vardir”
demisti buyuk sair.

Bugun icin karsimiza farkli silahlarla, dolarla, avroyla dikilmis bulunuyorlar. Dolara ve avroya karsi savasi da kazanmak zorundayiz, kazanacagiz!

Ulus Gazetesi,
17 Aralık 2007.

(1) James Petras, ” Latin Amerikalı Aydınların Dönüşümü “, çev: Deniz Yıldırım, Eğitim Bilim Toplum, Sayı 14, Bahar 2006
(2) ADD/Atatürkçü Düşünce Derneği http://www.add.org.tr/

(3) TÜMÖD/Tüm Öğretim Üyeleri Derneği http://www.tumod.org.tr/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: