“Belgenin aslına ulaşılamazsa savcının işi zor”

Sami Selçuk: “Ya belgenin aslı bulunacak ya da belgeyi hazırladığı iddia edilen kişi ‘Ben yazdım’ diyecek”

25.06.2009 00:06
Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk, HABERTÜRK’te Gündem programında Muharrem Sarıkaya’nın sorularını yanıtladı. Selçuk, demokrasiye komplo iddialarından, sivil asker ilişkilerine pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu. İşte Selçuk’un sözleri.

“BELGE” VE ASKERİ SAVCILIĞIN AÇIKLAMASI

Bir kere fotokopi olduğu biliniyordu. Bence acele edildi. Kıyamet koparıldı. Böyle bir durum karşısında dikkatli konuşmak gerekirdi. Bu belge uydurma olabilir. Çünkü bu bir fotokopi. Fotokopi üzerinden inceleme yapılamayacağına göre uzmanlara sorulabilirdi, hukukçulara sorulabilirdi. Fotokopi üzerinden neden inceleme yapılamaz? Bir kere herkesin yazısının bir özelliği vardır. Bu aynen parmak izine benzer. Size özgü çizgileriniz vardır. Bir de kalemin kağıt üzerinde bıraktığı iz vardır. Bu iz hem arkası hem önü incelenmek suretiyle saptanır. Aslına ulaşmazsanız bunu yapamazsınız. Çünkü fotokopi bir resimden ibarettir. Onun için Adli Tıp Kurumu ve bununla ilgili bilirkişiler, ki bunlar grafologdur. Bunlar kolay işler değildir. Bu belgeyi bilimsel bir kanıt olarak yargının önüne getiremezsiniz. Şöyle olabilir, bu belgeyi düzenlediği iddia edilen kişi dinlenir, “ben yazdım” der. Ama bakın bu bilimsel bir kanıt değildir. Her ikrar her zaman geçerli olmaz. Yargı incelemesini yapar der ki “Bu ikrar benim kanımca geçerli değildir. Çünkü başka saiklerle yapılmış” ama “Belge kesinlikle onun elinden çıktı” dediğiniz zaman onu aşmanız mümkün değil. “Önce bir belgeyi bulun. Kıyamet koparmaya gerek yok” dedim. Türkiye yine ikiye bölündü. AK Parti’yi tutanlar belgenin o kişiye ait olduğunda ısrar ettiler. Karşı görüşte olanlar da hayır dediler. Bundan sonra beklemek gerekir ve yargıçları da rahat bırakmamız gerekir.

Askeri Savcılık “Benim yetkim içinde değil. Bu benim karargahımda işlenmemiştir. Benim görevim değildir, araştırdım böyle bir belgeye rastlamadım. Bu bizi ilgilendirmiyor” dedi. Savcılık derinleştirecek. Dinlenmesi gereken kişileri dinleyecek. Ya davayı açacak ya da kovuşturmaya yer olmadığını belirtecek.

Askeri savcılık, “Bu bir asker tarafında ya da askeri yerde işlenmedi” diyor. Eğer orada işlenmişse buna askeri makamlar bakar. Diyor ki “Burada işlenmiş bir belge yok. Bu durumda bunu inceleme görevi sivil yargıya aittir.” Buraya kadar yapılmış işlemde bir usulsüzlük yok. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı bunu inceleyecek. Belgeye ulaşmaya çalışacak, ulaşamazsa işi sor.

Kriminallikte bir olay vardır. Herhangi bir olay ortaya çıktığında tek olasılık üstünde durulmaz. Adli bir yanılgıya doğru kayabilirsiniz. Bu ilkelerden biridir. Kriminalistlik hukuk fakültelerinde okutulmuyor. Ben Fransa’da okudum. İlk ilke budur. Tek olasılık üzerinde duramazsınız. Burada da birden fazla olasılık vardır. Bu olasılıklar araştırma yaptıkça yeni olasılıklarla birleştirerek devam edebilirsiniz. Kurumlar arası çatışma için derseniz ya da hep darbe girişimi derseniz yanlış olur.

Herkes aceleci davrandı. Siyasetçiler de basın da aceleci davrandı. Her gün hükümler kuruldu. Adli Tıp benziyor diyor, “gerçek” diye yazılıyor. Belgenin aslı gerekli dendi. Kanıtlanmadı diye yazıldı.

ASKER SİVİL İLİŞKİLERİ

Türkiye geçiş dönemini hala bitirmiş değil. Zihniyette değişiklik olmadı. Ben 1960 darbesini yedek subay olarak yaşadım. Harbiye’nin kapsında nöbet tuttum, o acıları gördüm. Şiddet kullanılmıştır. Çirkinleşmiştir iş. Öyle bir hava ki, düşünebiliyor musunuz, yüzde 50 bu olayı sevinçle karşıladı. Darbe suçtur. Korunan değer, bireylerin özgür demokratik düzende yaşama hakkı vardır. Öyle bir değeri darbeye feda edebiliyoruz. Ona hazırız. Hala da hazır insanlar görüyorum. Tam anlamıyla anlayış değişmedi. Son olay bir şeyi kanıtladı. Herkes içten konuştuysa darbeye karşı birleşme görüntüsü verdi. Bu güzel bir olay. Ne dereceye kadar yaşama geçer. Onu kestirmekte güçlük çekiyorum. Yaşanan üç darbe de sevinçle karşılanmıştır. Herkes karşı çıkmalıydı. 1960 darbesine İnönü karşı çıksaydı bu kadar acı sonuçlar doğurmazdı. Ben bunun tam anlamıyla olgunlaştığı kanaatinde değilim. Darbeler dönemi kapandı diyorum ama hala kuşku duyuyorum. Bu bir anlayış sorunudur. Yüzde yüz bütün insanlar buna karşı çıkacak diyebiliyor musunuz?

Hala bazı insanlar bir askerin duruma el koymasından yana olduğunu söyleyebiliyor. Kendi ayağına kurşun atıyor. Demokratik bir düzende yaşama değerini tam anlamıyla benimsemiş değil. Ama 1980’li yıllara göre bir hayli mesafe aldık.

“YÜRÜTME YARGIYI KUŞATTI”

Her zaman söylediğim bir şey. Türkiye’deki koşullar öyle. Yürütme hiçbir grup tarafından denetlenemiyor. Yürütmeyi kim denetleyecek? Yasama organı mı? Çoğunluk partisi tek başına olduğu sürece bu denetlenme yürümüyor.

Yürütme bugün en güçlü durumda. Yasamayı da yargıyı da kuşatmıştır. Seçim yasası ve siyasal partiler yasası değişmedikçe çoğunluk diktası vardır. Hükümet tek başına iktidar oldu mu onu dizginlemek son derece zordur. Parti genel başkanı aynı zamanda başbakandır. Kendi seçtiği insanlarla çalışıyor. Türkiye çoğunluk diktasına açıktır. Bunun düzeltilmesi gerekir. İktidar daima insanları kışkırtır. Polisin eline iktidar verin o bile kötüye kullanır.

Yargının bağımsız olabilmesi için; Yasamaya karşı bağımsız olacak, yürütmeye karşı bağımsız olacak, bir yargıç başka bir yargıca karşı bağımsız olacak, kamuoyuna karşı bağımsız olacak.

“ASKERİ YARGITAY” TARTIŞMASI

Askeri yargı olur. Ben onun çok dar olması, askeri düzenle ilgili olması gerektiği kanısındayım. Dünyanın hiçbir ülkesinde iki taraflı Yargıtay olmaz. Yargıtay’ın varlık nedenine aykırıdır. Koşullarla hukukun yorumlanmasını ben bağdaştıramadım. Yarın işçi Yargıtayı mı kuracaksınız?

JÜRİ ÖNERİSİ

Sokaktaki insana devlet doğruyu söylemeli. Diyor ki, “Yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.” Şimdi Türk milleti beni seçmedi ki, millet adına karar verecekse millet sizden hesap sorabilmeli. Türk milleti orada yok. Temsilcisi yok. Türk milleti adına… nereden çıkarıyorsunuz. Onu dediniz mi jüriyi getirirsiniz. Katılımcı demokraside yargıya halkın katılması ilkesinin sonucudur jüriler.

YENİ ANAYASA

Bir kere yeni bir anayasanın yapılması zorunlu. Çünkü bu anayasayı düzeltemezsiniz. Devlet güç kullanmaktan vazgeçemez. Ama hukuk içinde kullanacak. Devleti hukukun zincirleriyle bağlamak zorundasınız. Bu anayasa bunun tersini yapmıştır. Yeni bir anayasa için uzlaşmak gerekir. Bir metin üzerinde uzlaşmak kolay değildir. Madem ki Meclis uzlaşamıyor. Uzlaşsa da yeterli değil. Bugünkü meclis mili iradeyi karşılamıyor. Yüzde 10 barajı var. Barajın azami yüzde 5 olması gerekir. Ben yüzde 3’ten yanayım. Türkiye milletvekilliği ne derece halkın iradesini yansıtır ondan kuşkuluyum.

Herkesin temsil edileceği bir meclis oluşturulabilir. Bu meclis anayasayı yapar.. Bir kurucu meclis bunu çok kolay yapar. 6-8 ay arasında bu iş çalışabilir. Bütün sivil toplum temsilcilerinin temsilcileri olacak. Bu insanlar partici olmayacak. Gelecekte bir şey beklemeyecekler.

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

Bir görüş sergilendiği zaman biri “sakın ha” demeye başlar. Biz yıllarca insanlarımıza üniversite içinde bile “düşün” demedik. Kimi düşünürleri biz son derece özet halinde okuduk. Ben üniversite yaşamımdan sonra bunun eksikliğini hissettim. 8 Temmuz 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi 11 ayrı davadan 11 kez düşünce özgürlüğünü çiğnediği için mahkum etti. 2005 yılında AİHM 50 dosyayı incelemeye değer buldu. Bunlardan 39’u Türkiye’ye aitti. Şimdi de durum parlak değil. Biraz iyileşme var ama…

TELEFON DİNLEMELERİ

Ben bir karar görmek isterim ama basına yansıyan biçimde güzel bir olay değil. Yargıtay Başkanıyken de kuşkulanıyordum. Sesler geliyordu. Araya karışan bazı şeyler, insan sesleri bile vardı. Düşünebiliyor musunuz?. Böyle bir ülkede kendinizi huzurlu hissedebilir misiniz? O bakımdan yargıçlarımız bu konuda duyarlı olmaları gerekir. İnsanların sürekli dinlenme kuşkusunun olması son derece yanlıştır..

AF TARTIŞMALARI

Etkin pişmanlık her hukukta vardır. Bir insan bir suç işlemek üzereyken ona böyle bir imkan sunuyorsunuz. Hem daha büyük bir tehlikeden toplumu kurtarıyorsunuz hem de o kişiyi. Afla uzaktan yakından ilgisi yok. İşlenmiş bir suç ya da işlenmekte olan bir suç… Af başka bir olaydır. Biraz daha genişletme eğilimleri var. Etkin pişmanlığın özünü ortadan kaldıracak af havası yaratacak bir noktaya da gelmemeli.

SİYASİ PARTİLER

Kanımca siyasi partiler yasası değiştirilmeli. Böyle bir yasayla siyaset yapamazsınız. Partilerin tüzüklerini alın, ekonomik konularda başka başka hükümler görürsünüz ama Türkiye’deki devlet anlayışı, siyaset anlayışı birbirinin aynıdır. A partisiyle B partisi farklı ama tüzükleri aynı. Siyaset alanını daraltıcı değil manevra alanını genişletici bir anayasa mutlaka yapılmalı. 2001 yılındaki konuşmamda ben buna 11 sayfa ayırdım. “Bunu gözden geçirin AB sürecinde sıkıntı olur” dedim. Hiç üzerine eğilen olmadı.

PARTİ KAPATMA

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne diyor? Venedik komisyonları nedir? Karşılaştırmalı hukuk çalışmaları yapmak suretiyle çok kolay işin içinden çıkılır. Yeter ki irade olsun.

AİHM’i bir tarafa bırakın bizim Anaysa Mahkemesi bir karar verdi. Bu durumda öyle bir tablo ortaya çıktı ki AK Parti gerçekten muhafazakar demokrat bir parti mi yoksa başka bir kesimi mi temsil ediyor? Burjuva sınıfının kendine özgü bir partisi yok. Çünkü burjuva sınıfından amaç orta sınıftır. Orta sınıf ise Türkiye’de en güçsüz sınıflardan biridir. Bu durumda muhafazakar bir partinin orta sınıfa dayandığını söyleyemezsiniz . Öbür yanda Türkiye’de en çok tartışılan konu laiklik . İkiye ayrılıyor toplum laik-laikliğe karşı. Türkiye bunu mutlaka çözmeli. Bu çözülmediği sürece partilerin dünyevileştiğini düşünemezsiniz.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=154927&cat=110&dt=2009/06/25

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: