Mayıs, 2009 için arşiv

İTÜ Ay-Ti-Yu olmasın!

Posted in Uncategorized on 25 May 2009 by buyukakin
Ulus devlet TC de resmi dil Türkçe’dir. Uniter yapi ortak dil ile korunabilir..
İTÜ de öğrenci konseyinin , Türkiyede Türkçe eğitim alınır kampanyasi devam ediyor !
Destekleyelim !
buyukakin

Kampanya

İstanbul Teknik Üniversitesi, ani bir kararla, öğretim dilini yüzde 100 İngilizceye geçirmeye hazırlanıyor. Mevcut sistemdeki aksaklıklar, altyapı eksiklikleri, üniversitenin görevi ve eğitimde kalite gibi konuların yeterince düşünülmeyerek, ön hazırlık yapılmadan ve üniversite kamuoyunun fikrine sunulmadan alınan bu karar, uzun yıllardır tartışılan ‘yabancı dilde öğretim’ konusunu tekrar tartışmaya açmıştır. Türkiye’deki sayılı mühendislik kurumlarından biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Türkçe bilimi ikinci plana atarak, kademeli şekilde İngilizce ile öğretime geçmesi Türkiye’nin bilim dinamiklerinin önemli kısmını yok edecek, İTÜ’nün özgörevini değiştirecek, hatta özgörevsiz bir üniversite sınıfına sokacak, eğitim kalitesinin aşağılara düşmesine neden olacak ve iç memnuniyet oranını her geçen gün azaltacaktır. İTÜ Yönetimi, kısa vadeli bir puan artışına çözüm olarak ortaya koyduğu bu kararla aslında dönüşü zor bir yola girecektir.

Peki neden?

Çünkü bilim en iyi anadilde öğrenilir.
Çünkü İTÜ’nün özgörevi Türkçe öğretimdir.
Çünkü bilimsel araştırmalar yabancı dilde öğretimin kaliteyi düşürdüğünü göstermektedir.
Çünkü İTÜ’nün bu tür ‘hevesli’ çözüm önerilerine değil, kalıcı planlamalara ihtiyacı vardır.
Çünkü İTÜ’nün tek ve en önemli eksiği İngilizce öğretim değildir.
Çünkü İTÜ’nün daha pek çok önerisi mevcuttur.

İşte biz, Öğrenci Konseyi ve Arıyorum İTÜ Gazetesi olarak, İTÜ paydaşlarının fikirleriyle ‘ne yapılmalı?’ dedik ve bir raporu oluşturduk. Eminiz ki İTÜ, bunun gibi pek çok rapor hazırlayacak, kitaplar, hatta ciltler oluşturabilecek bir potansiyele sahiptir.

“İTÜ Ay-Ti-Yu Olmasın!” sloganı, aynı zamanda bir durum eleştirisidir. Yabancı dilde yapılan öğretimin yalnızca eğitim kalitesini düşürmekle kalmayacağının ve bir kültür sendromu yaşatacağının uyarısıdır. Yabancı dilde öğretimin asla yabancı dil öğretimi olmadığının belirtilmesidir.

Türkiye yabancı dilde öğretimle hep kaybetmiştir, kaybetmeye devam edecektir. İTÜ’nün ‘yeni şeyler’ söylemesi, buna yönelik üretim yapması ve çağdaşlarına örnek olması gerekmektedir. İTÜ, hem çok iyi düzeyde yabancı dil bilgisine hem de özümsenmiş, pekiştirilmiş, kaliteli bir mesleki eğitime sahip mezunlar yetiştirmelidir. Diğer üniversitelere örnek olarak Türkçe bilim üretmeye devam etmelidir, bu konudaki kaynak sıkıntılarına çözüm bulmalıdır.

İTÜ çok iyi İngilizce öğretebilir.
İTÜ daha kaliteli öğretim yapabilir.
İTÜ’nün ‘dünya üniversitesi’ olabilecek kaynakları vardır.
Bunların yöntemi yabancı dilde öğretim değildir.

Bu yüzden İTÜ Ay-Ti-Yu olmasın!

İTÜ’nün nasıl daha kaliteli eğitim vereceğini, nasıl daha uluslararası çapta üniversite olabileceğini, diğer üniversitelere nasıl örnek olabileceğini raporumuzda anlattık. Umuyoruz ki İTÜ Senatosu bizim görüşlerimizi dikkate alır ve daha kalıcı, daha bilimsel ve daha çağdaş çözümlerle karşımıza çıkmaya başlar.

İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanı Arıyorum İTÜ Gazetesi Gen. Yay. Yönetmeni
Gülce Kuntay Fatih Avcı
Mimarlık Fakültesi öğrencisi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğrencisi
0555 597 3760 0507 259 4437

http://www.ituaytiyuolmasin.com/?page_id=269

Yaşamdaki asıl trajedi !

Posted in Uncategorized on 24 May 2009 by buyukakin

Platon

“Gizli Belgelerle..” TC üstüne oyunlar

Posted in Uncategorized on 24 May 2009 by buyukakin

05062007195303

GIZLI BELGELERLE..

Su olaylara bakin: ABD Dis Iliskiler Komisyonu, Türkiye’ye yapilacak askeri yardimi Kibris konusunda verilecek bir ödüne bagliyor. Bu yapilirken, ABD Kongresi’nde 24 Nisan tarihinin “Soykirim Günü” olarak ilani için önergeler veriliyor. Fransa’da ise soykirim savlarinin ders kitaplarina konmasi için hazirliklar yapiliyor . Ayni günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor . Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararasi terörden söz edebiliyor.

24 Nisan tarihi soykirim günü olarak ilan edilecekmis. Sanki ABD’nin Vietnam’daki, Fransa’da, Cezayir’deki insanlik suçlarini unutturdular. .

Sanki ABD yönetimi, Sili’de halk oyu ile seçilmis Devlet Baskani Allende’nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç animsanmayacagini saniyor. Sanki ABD’nin Grenada’ya, daha dün kadar yakin bir zamanda Fransa’nin Çad’a asker göndermelerinin hiç ama hiç akla gelmeyecegi düsünülüyor.

Ermeni olayini , bugün için uluslararasi terörün bir parçasi olarak görüyor ve bunun için bütün devletleri ortak bir savasa çagiriyoruz. Yok eger Ermeni sorununun dünü, önceki günü karistirilirsa, Amerikali dostlarimiz bundan hiç hosnut kalmazlar.

Isterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satir baslarini aralayalim:

Ingiliz Kraliyet Matbaasi tarafindan basilan Birinci Dünya Savasi ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafindan Türkçe’ye çevirilmis, önce Dogan Avcioglu’nun yönetimindeki Yön dergisinde yayinlanmis, daha sonra kitap olarak basilmistir . Ikinci basimi Çagdas Yayinlari tarafindan yapilan ” Ingiliz Belgeleriyle Türkiye” kitabinda, Birinci Dünya Savasi sirasinda Ermeniler’in Amerikalilar’ ca nasil desteklenip kiskirtildiklarini gösteren belgelere yer verilmistir.

Okuyalim:

Gizli Belge: Sayfa 735, belge 492. Amiral Webb’den Lord Curzon’a yazilan 19 Agustos 1919 tarihli yazi:

– Amerika, Trabzon ve Erzurum’u içine alan bir Ermenistan’i himaye edecek. Geri kalan dört ili de Kürt devleti olarak Ingilizlerin himayesine birakiyor…

Gizli Belge: Sayfa No:60, Belge No: 46. 5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay’in Washington’dan Lord Curzon’a yazdigi yazi:

– Amerikan Senatosu Ermenistan’in mandasi isini görüstü. Bes yilda 757 milyon dolar verecekler. Ilk baslangiçta 50.000 kisilik bir ordu yollanacak, daha sonra 200.000 kisiye çikacak. Amerika kuvvetlerinin basina General Zames G. Harbord getirilecek. Ayrica bütün Türkiye’nin mandasi için de görüsmeler yapilmaktadir. ..

Gizli Belge: Sayfa No:71, Belge No: 63. 16 Mayis 1920 günü Sir A. Geddes’in Lord Curzon’a yazdigi yazi:

– Amerikan hükümeti, Ermenistan’in Adana da dahil korunmasini istiyor. Silah, cephane , demiryolu ve her türlü malzemeyi buraya sevk edecekler .. Bosaltim, Karadeniz limanlarinda Amerikan bahriyesi tarafindan ve Amerikan donanmasinin himayesinde yapilacak. Türklerin yapacagi en ufak bir hareket Amerikalilar tarafindan bastirilacaktir. ..

Gizli Belge: Sayfa No: 300, Belge No: 38. 28 Subat 1920 Londra Konferansi tutanaklarindan bir parça:

– Mustafa Kemal kendisini Erzurum Valisi ilan etmis. Erzurum’da yeni kurulacak Ermeni devletinin katilacagi bir sirada bu çok anlamli bir
harekettir. Bu adam olmasaydi Ermeniler’in bir sansi olurdu…

Gizli Belge: Sayfa No: 81, Belge No: 10, tarih 16 Subat 1920. Londra Konferansi tutanaklarindan bir baska parça:

– Ermenistan’a 6 ilden baska Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistan’a yardim edecektir ve mandasi altina almayi da kabul ediyor.

Fransa ise Adana’yi kendisi için istiyor.

Gizli Belge: Sayfa No: 99, Belge No: 12, Londra Konferansi tutanagindan bir baska ilginç parça:

– Lord Curzon, Erzincan’in da Ermenistan’a verilmesini, Karadeniz’de bir Lazistan kurulup, Ermenilerin mandasina vermek istiyor…

Bu belgeler, bugün ABD Kongresi’nde 24 Nisan tarihini “Soykirim Günü” ilan etmek isteyenlerin amaçlarini oldugu kadar, ABD’nin Lozan Baris Antlasmasi’na niçin imza koymadigini da anlatmaya yetmektedir. Atatürk, Ermeni sorununun “dünya kapitalistlerinin ekonomik çikarlarina göre çözülmek istedigini” söylememis miydi? ( Söylev ve Demeçler , C: I, S: 233). Olay, dün oldugu gibi bugün de böyledir.

Biz bugün bunca saldiridan sonra , bu gizli belgeleri , örnegin devletin televizyonunda tek tek halkimiza gösterebiliyor muyuz? Gösteremiyorsak, Ermeni sorununun çokuluslu yanini ve uluslararasi terör ile ilgisini, diplomatik forumlarda nasil anlatabiliyoruz?

24 Nisan tarihini soykirim günü ilan edip, Ermeni terör örgütlerine destek olan Amerikan Kongre üyeleri, 1920’lerde topraklarimiz üzerinde Ermeni devleti kurmak isteyen Amerikalilar’ in torunlaridir . Bizler de bunlara karsi Kuvay-i Milliyecilerin torunlari oldugumuzu hatirlatmak zorundayiz.

” Milliyetçilik ” budur . Neredesiniz efendiler, beyler, beyzadeler, hanimefendiler? .. Budur, budur, budur iste !..

Uğur Mumcu
1Nisan 1984

http://www.umag.org.tr

Ayaklanma Çağrısı

Posted in Uncategorized on 14 May 2009 by buyukakin

nihatbehram-010209-2

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayaklanma Çağrısı

Sihriydi tutkuların. Şiir bitti!
Solunarak süzülen tılsımı kalmadı gönlün..

Şiir bitti! Kurudu esin çağlayanı umudun
Dindi suların tendeki çılgın uğultusu
Öpüşlerden düşlerin filizleri yolundu
Kimse ağlamıyor özlerken..

Şiir bitti! Uçukladı dudakları sevginin
Bakışlar yapayalnız, yalnızlık çırılçıplak
Gülüşler kuşsuz, kıvılcımsız
Can bitkin, dil tutsak..

Şiir bitti! Bulandı yüreğin özgür sesi
Teslimiyet başıboş
Yiğitlik evcil
Onur sessizce köreldi gözevlerinde
Dişlerin arasında bilendi küfür: paslı, keskin
Oyuncu arsız, seyirci bezgin
Ne dövüş soylu ne seviş
Çığlığı duyulmuyor sevincin..

Şiir bitti! Söndü içtenliğin güven ateşi
Sevgilin zehrin kılabilir gizemli anıları
Dostun katilin olabilir
Nefret hırçın, şefkat uyuşuk, merak sinsi
Acının sırdaşı ayrılıklar uluorta kudurgan..

Şiir bitti! Tozlandı hançeresi sezginin
Susan da ikiyüzlü konuşan da
İhanetin sinmediği giz unutuldu
Yalan doruklarda çığırtkan

Şiir bitti! Bozuldu ışıktan büyüsü duyguların
Korkunun da ucuzları türedi coşkunun da
Erdem sığlaşıp özüne yabancılaştı
Dal kuru, dalga uysal
Herkes her şeyin sahtesine alışkın…

Şiir bitti! Soldu içli sesin beslediği tomurcuk
Alaycı çalgıcılar dökülüyor şarkılardan
Hüzün sürgün, aşk yılışık..

Şiir bitti! Dindi rüzgârı tükenmez gücün
Ağıtlar yetim, türküler öksüz
Zalim yaradana pervasız, mazlum ölümüne çaresiz..

Şiir bitti! Soğudu tezcanlı yüreğin yanardağı
Ne dövüşün külhanı kaldı ne sevişmenin
Suskunluk kanıksandı, kabalık azgın
Ne Dadal’a sadık halk ne Karacaoğlan’a
Sokakta sabrın tiryakisi ruhsuz bir kalabalık..

Tek umut ki – yaşam bitti demeye varmıyor dilim –
O da çocukların sesleri..

İsyan edin, isyan edin,  isyan edin!

Nihat Behram

Türk Sosyalizmi – Uğur Mumcu

Posted in Uncategorized on 12 May 2009 by buyukakin

“Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” mısrası, genç bir Türkiye’nin onuncu yılında mutlu yarınlara seslenişiydi. Gel gör ki, birkaç on yılın ardından Türkiye batılı tarifiyle iktisaden geri kalmış bir ülke oldu.

200px-Ugur_Mumcu_CumhuriyetNATO subayları Türkiye’de çöl zammı alırlar. İktisadi durumumuz ve itibarımız için en acı misal… Geri kalmış ülke damgasını, Türk aydını, Türk halkı, bir suçlu gibi alnında taşıyor.

Yıllarca kendi çilesine terk edilen fakir halk, geciken yarınların ıstırabı içinde. Toprak-parlamento ağalığına dayanan demokrasimiz, son on yılda sadece köşe başı milyonerleri türetmiş. Mutlu azınlıklar, umutsuz çoğunluğun ıstıraplarıyla zenginleşmiş. İktisadi planlar siyasi müteşebbislerin kasalarına bağlanmış. Vergiler dar gelirlilerin omuzlarına yüklenmiş. Vergi adaleti, sosyal adalet, işçi hakları fantezi bir edebiyattan ileri gidememiş ve en fenası, siyasi ve iktisadi ahlak yoksunluğu bir sari hastalık olmuştu.

Son on yılın iktisadi tablosu karşısında ibretle düşünmeye mahkûm bir kuşağız. Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye’de vermiştir. Amerikan kapitalizmini sosyalizme antitez misali olarak verenler; bünye farklarını tahlil edemeyenler, oluş şartlarını mukayese edemeyenlerdir. Ne kazandırmıştır on yıllık liberalizm memlekete?!.. Kalkınma hızı mı?.. Sosyal adalet mi?.. Çalışma gücü mü?.. İktisadi itibar mı?.. Milli gelirde artma mı?.. Yoksa Ortak Pazar toplantılarında bir geri kalmış ülke ismi mi?.. Son on yılın örneğinden ve sonuçlarından hoşnut olanlar, dünün köşe başı milyonerlerinden başkaları değildir.

Atatürk devletçiliği ne kaybettirmiştir, veyahut iktisadi şartlarımızda ne derece bir değişiklik olmuştur? Bu soruların cevapları Türk sosyalizminin anahtarıdırlar. Sistemleri, tarihi oluşlarıyla birlikte memleket şartlarıyla düşünmek gerek. Sosyalizm, Lenin’in tarifinde bir işçi diktatörlüğü, batılı tariflerde bir iktisadi demokrasi, yani halkın iktisaden kendi kendisini idare etmesidir. Bunun içindir ki, aynı sosyalizm altında çeşitli yönler vardır. Türk sosyalizmi ne Marks’ın sosyalizmine benzemeli, ne de batı sosyalizminin bir kopyası olmalı. Memleket şartlarının yarattığı ve siyasi rejime en uygun olan bir sosyalizm…

Türkiye’de demokrasi, kadrosuzluktan dolayı ideal safhaya erişememiş ve acı sonuçlar vermiştir. Kadrosuz sosyalizm ise kötü bir liberalizm olur. Acılarını yine milletçe çekeriz. Bugünkü bürokrasi kartvizit imtiyazı, rüşvet alışkanlığı kalkmadıkça, bilgili, rasyonel, dinamik bir kadro bulamadıkça, sosyalizmden mucizeler beklemeyelim. Kelimelerin sihrine değil, tatbikine önem verelim.

İşte Türk halkı, şartların yarattığı bir Türk sosyalizmin ve dinamik ve rasyonel bir kadroya muhtaç…

Her şeye Atatürk gücüyle ve onuncu yıl umuduyla başlayacağız, başlamalıyız.

Cumhuriyet, 26 Ağustos 1962,
Yunus Nadi Armağanı, Makale Yarışması Ödülü)